Zorbalığa ve zorbalara tepki vermeyerek onlara itaati meşrulaştıran, hele bir de
bunu dinleş-tirenlerin Allah’ın düşmanı olduklarını bize öğreten tek kitap
Kur’an’dır. İslam ümmetine ve Anadolu halklarına ilk kez bu satırların yazarı
tarafından gösterilen bu gerçeğin ayrıntılarını, yeni çıkan ‘Kur’an’ı Tanıyor
musunuz?’ adlı eserimden lütfen okuyun.
Tam bu
noktada, insanlığın önünde dev bir meşale yakan Zühruf suresi 54-56. ayetleri
gör-mekteyiz:
“Firavun, toplumunu
küçümseyip horladı, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yol-dan sapmış bir
toplum idiler. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öç aldık;
hepsini suya gömüverdik. Onları, sonra gelecekler için bir selef ve bir örnek
yap-tık.”
Bu ayetleri, tefsir
kurallarını (semantik ve hermenötik incelikleri) dikkate alarak
değerlen-dirdiğimizde şu gerçeklerin altını çizmemiz gerekiyor:
1. Firavunların yani diktatörlerin horlayıp ezmesi ile
toplumun ona itaati arasında bağlantı vardır. O itaat olmasaydı bu horlayıp ezme
de olmayacaktı.
2. Firavunların
horlayıp ezmesine isyan yerine itaatle karşılık verilmesi Tanrı’yı öfkelendirir;
Tanrı bunun üzerine o itaatçı kitleden intikam alır.
Bu Kur’ansal gerçekler, zulme ve şirke karşı çıkışın
ölümsüz önderlerinden biri olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından şöyle ifade
edilmiştir:
“Dünyada her millet,
icraatına ortak olduğu hükûmetin mesuliyetine ortak sayılır.”
Kur’an, bir kitlenin içinden birileri zalimlerle
işbirliği yapmadıkça o kitlenin zulüm ve istilaya yenik düşmeyeceğini
bildirmektedir. Kur’an, Zühruf 54. ayette kullandığı sözcüğü kullana-rak
kendisini tebliğ eden Peygamber’e şu emri vermektedir:
“Gerçeği hakkıyla göremiyor olanlar seni asla
küçümsemesin/ezip horlamasın!” (Rum, 60)
HZ. MUHAMMED NEYİN SEMBOLÜ?
Mesele gelip gelip şurada düğümleniyor: Hz. Muhammed,
özgürlüklerin ve esaret tanıma-mamın sembolü müdür yoksa daha çok namaz
kılmanın, daha görkemli sarık sarmanın sembolü mü? Kur’an, birinci şıkkı
onaylıyor. Hz. Muhammed bu şıkka göre yaşadı ve onu miras bıraktı. Emevî, bu
mirası yozlaştırıp ‘özgürlüklerin Peygamberi’ni ‘daha çok namaz kılmanın, daha
görkemli Arap sarığı sarmanın sembolü’ haline getirdi.
Bu saptırma ve yozlaştırmaya ilk büyük isyan İmamı Âzam
Ebu Hanîfe’den geldi. Arap fistanı ile Arap saltanatlarını dinleştirenler, İmamı
Âzam’ı ‘namazsız ve isyancı bir din’ kurmakla, ‘ümmeti kana ve kılıca
bulaştırmak’la suçladılar. İmamı Âzam, Hz. Peygam-ber’i özgürlüklerin ve esaret
tanımamanın sembolü olarak öne çıkarmanın faturasını başıyla ödedi. Ve İslam
tarihi asırlarca Emevî zihniyetiyle yürüdü hâlâ da o zihniyetle yürümektedir.
Ahzâb 57. ayete göre, “Allah’a ve
Peygamber’e eziyet edenler lanetlenmişlerdir.” Pey-gamber’e eziyeti anlamakta
zorluk çekilmez ama “Allah’a eziyet nasıl olur?” diye sorulmak-tadır. Zühruf 55.
ayet bu sorunun cevabını getiriyor: Zulüm karşısında pasif kalarak zalim-lere
dolaylı destek vermek, Allah’a eziyet etmektir. Allah bundan öylesine rahatsız
ol-maktadır ki bunu bir intikam sebebi sayıyor.
Despotlara itaat, Allah’ı öfkelendiren tek kötülüktür. Hûd suresi 59.
ayet bunu, ‘inatçı zorbaların emrine uymak’ şeklinde tanımlıyor.
Yorum Gönder