Suriye krizinde yeni bir sürece girildi. Dışarıda Moskova’nın belirlediği ve
Washington’un artık direnmekten vazgeçtiği bir müzakere sürecine geçildi. İçeri
de ise Ahmet Davutoğlu’nun çizgisinin tasfiye edildiği, yerine
“demokratik ve bölge içi çözümün” konduğu bir modele geçildi.
KİLİT MÜNİH’TE AÇILDI
Bu yeni sürece, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Münih
Uluslararası Güvenlik Konferansı sırasında Suriye muhalefetinin çatı örgütü olan
SUKO’nun başındaki El Hatip’le baş başa görüşmesiyle girildi.
El Hatip’in sonrasında “Şam yönetimi ile diyaloga hazırız” demesi, ABD
Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ikili görüşmeyi dörtlü görüşmeye çevirme
ısrarını da açıklıyor. Ancak Moskova Washington’un tüm çabalarına karşı Münih’te
barikat kurdu ve ikili görüşme ile silahsız çözüm yolunu açmaya çalıştı.
Başarılı olduğu da görülüyor…
Suriye muhalefetinin koordinatörü olan Ahmet Davutoğlu’nun ve
ekibindeki kimi AK medya yazarlarının El Hatip’e “Moskova’nın oyununa
gelme” nasihati vermesi de durumu değiştirmiyor fakat çaresizliklerini ortaya
koyuyor!
‘DEMOKRATİK VE BÖLGE İÇİ ÇÖZÜM’ MODELİ
AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Yeni Şafak’a
yaptığı açıklamalara bakılırsa, Ankara, Moskova’nın adımlarına uyumlu olarak,
Davutoğlu’nun çizgisini tasfiye etti ve yerine “demokratik ve bölge içi
çözümü” koydu!
Kurtulmuş Suriye krizinin en çok İsrail’e yaradığına dikkat çekiyor.
Erdoğan’ın yeni gözdesine göre Suriye krizinin sürmesi iki önemli tehlike
içeriyor: Hem Türkiye problemin içine çekiliyor hem de bölgedeki Sünni-Şii
çatışma potansiyeli canlılığını koruyor.
Kurtulmuş’un “ABD’nin Irak’a müdahalesi lehineydi ama Suriye’ye
müdahalesi lehine değil” sözleri de, AKP’nin kuvvet tahlilinde doğru hesaba
geldiğini gösteriyor.
Numan Kurtulmuş, Ahmet Davutoğlu çizgisinin artık geçerli
olmadığı anlamına gelen yeni politikalarını da ilan ediyor: “Suriye meselesi bir
an önce demokratik bir şekilde sonuçlanmalıdır. Temennimiz, sorunu bölge
ülkelerinin kendi aralarında halletmesi yönündedir.”
MOSKOVA’NIN SERİ HAMLELERİ
Rusya’nın bu yeni hamleleri, Şam’la istişare ederek ve Şam’ın önerilerine
uygun olarak attığı anlaşılıyor. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin’in Basın Danışmanı Dimitri Peskov, Moskova’nın Suriye krizinin
çözümü konusunda Cumhurbaşkanı Esad’ın çözüm önerilerini esas aldığını
açıkladı. Moskova böylece “ABD ve Rusya, Washington’un lehine uzlaştı”
şeklindeki uluslararası dedikoduya da son vermiş oldu.
Peskov’un bu açıklamasından bir hafta sonra Rusya Dışişleri Bakanı
Sergey Lavrov, Münih’te El Hatip’le görüştü. El Hatip, Şam
yönetimi ile diyaloga hazır olduklarını söyledi. Rusya Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Aleksander Lukaşeviç “Suriyeli muhaliflerin yönetimle diyalog
yönünde yaptıkları açıklamaları olumlu karşılıyoruz” diyerek tarafları müzakere
masasına oturmaya çağırdı.haberguncel.blogspot.com
Nihayet Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Şam yönetimi
ile muhaliflerden oluşan birer heyetin çok yakında Moskova’ya geleceğini ilan
etti.
DOĞU’NUN ZORU, BATI’YI YENDİ
Tüm bunlar yaşanırken, Atlantik kampından, ABD’nin gidişata boyun eğdiğini
gösteren açıklamalar geldi.
ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı John Kerry, “Suriye’de diplomatik
çözümden umutlu olduklarını” söyleyerek, iki yıllık Suriye politikalarında köklü
bir değişikliğe gittiklerinin işaretini verdi.
Bu değişikliğin somut göstergelerinden biri, örneğin Tlass’ın “ABD söz
verdiği silahları teslim etmedi, CIA bize ihanet etti” demesiydi.
İhanet kuşkusuz tarihi zorunluluktu; zira Doğu’nun zoru Batı’yı yendi!
NOT: Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki patlama, BBC’nin 30 Ocak’ta
görüntülediği “bomba atölyesinde” hazırlanan patlayıcıların Suriye’ye operasyona
giderken “kazara” patlaması değilse eğer, Ankara’ya “Suriye sahnesinden
çekilemezsin” mesajıdır!

Yorum Gönder