Merkel Hep AB’yi ‘Dürüstçe’ Anlattı! - Erol Manisalı
Merkel, Erdoğan’ın son Almanya ziyaretinde yalnız Almanya’nın değil, AB’nin Türkiye politikasını da net (ve dürüst) bir biçimde ortaya koydu.
- Türkiye’nin ortaklığı konusunda “görüş ayrılıkları var” dedi. Tercümesi, Türkiye AB’ye üye olarak alınmayacaktır.
- Ama biz dürüstüz; “Türkiye ile görüşmeler sürecektir” diye ekliyor. İşte burada trajikomik bir durum var; hem AB Türkiye’yi tam üye yapmayacak hem de “sanki üye yapılacakmış gibi müzakere sürecini sürdürecektir”.
Brüksel bu anlamda, özü bakımından dürüst olmasa bile, “ahlaksızlık oyununu açık ve dürüst bir biçimde oynadığı için” (!) Merkel’in dediği gibi dürüst sayılır.
Dürüst olmayan yoksa biz miyiz?
Türkiye-AB ilişkilerini 1970’li yıllardan bugüne kadar Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan, Çiller, Yılmaz ve Gül ile bir akademisyen olarak yüz yüze konuştum. Konuştuklarım bazen iktidarda bazen de muhalefetteydiler. 1989’dan itibaren Brüksel’in Türkiye politikası çok daha net hale geldi.
T. Özal 1989’da, Brüksel Türkiye’nin tam üyelik başvurusunu reddettikten sonra şöyle bir açıklama yaptı; “AB bizi almasa da Gümrük Birliği’ni kabul edeceğiz”.
- AB’nin işi artık kolaylaşmıştı. Ankara, AB himayesini, bir anlamda kabulleniyordu.
Almanya adına, daha o tarihte Dr. Udo Steinbach Almanya’nın Türkiye politikasını açıklıyordu(*).
“AB (AT) Türkiye’yi almadan ilişkileri derinleştirecekti.”
- Erdoğan’ın son Almanya ziyaretinde Merkel’in söyledikleri, 23 yıl önce zaten açıklanmıştı; AB kendine göre tutarlı idi. Tutarlı olmayan Ankara idi. Hangi iktidar gelirse gelsin, Brüksel ile üyelik oyununu sürdürdü, gerçekleri görmezlikten geldi. Belki de en açık oynayan Özal’dı; 1989’da “AB bizi almasa da Gümrük Birliği’ne gireceğiz” diyerek yanlış bir politikayı dürüstçe kamuoyuna açıklıyordu!
İlişkilerden yakınanlar ve destekleyenler
- Ticaret değilse bile sanayi ve tarım çevreleri en büyük zararı gördüler.
- Türkiye’nin “AB dışı pazarlara açılma olanakları ipotek altına alındı”. Tek yanlı ilişkiler PKK gibi siyasi konulardan Lozan’ın kazanımlarının erozyona uğratılmasına kadar her alana yayıldı.
- Buna karşılık Türkiye’de işlemeyen demokrasiye çözüm yolları AB kurumları yolu ile açılmaya çalışılıyor!
- Uluslararası hukuka ters düşen mevcut AB-Türkiye ilişkilerinden, “içerde işlemeyen demokrasiye, AB kanalı ile çözüm aramak gibi, çelişkili bir durum yaşanıyor”.
Evde kavga eden karı kocanın toprak ağasından adalet istemesi gibi bir şey.
Egemen Bağış bile şikâyet etti
Ekim ayında İTO’da konuşan AB Bakanı Egemen Bağış, Gümrük Birliği’nden yakındı. Dış ticaretin aleyhte gelişmesinin en büyük nedeni “AB’nin ikili ticaret anlaşması yaptığı AB dışı ülkelerden, malların Türkiye’ye gümrüksüz girmesidir” dedi(**).
Bu satırların yazarı meseleyi daha Gümrük Birliği anlaşması yapılmadan başbakanlara, ilgili bakanlara tek tek anlatmış ve kamuoyuna yüzlerce makale ve onlarca kitapla sunmuştur.
Bağış’ın 19 Ekim 2012’de söylediklerini Abdullah Gül 8 Mart 1995’te TBMM’de yaptığı konuşmada zaten tahmin etmemiş miydi?
(*) Hayatım Avrupa, II. kitap, sayfa 58-61
(**) İstanbul Ticaret Gazetesi, 19 Ekim 2012, sayfa 11
Not: Okurlarla yarın (6 Kasım) saat 13.00’te Tarihçi Kitabevi’nde (Kadıköy) buluşmak üzere.

Yorum Gönder