Bir zamanlar Sultan 2. Abdülhamit'in sansürü konuşuluyordu. Şimdi de Başbakan Erdoğan sansürü ortalığı kasıp kavuruyor.
Gazeteler; televizyonlar susturuldu; sıra geldi televizyon dizilerine.
Sayın Başbakan açık açık mahkemeleri göreve çağırarak Muhteşem Yüzyıl dizisinin durdurulmasını istedi.
Maalesef, mahkemeler iktidarın emrinde...
Dünya hukukçularının artık açıkça dile getirdiği gibi ülkemizdeki adalet sistemi; HSYK üzerinden AKP'nin buyruğuna verildi.
Ama konumuz şimdilik bu değil. Çünkü bu diziye mahkemeler karışamaz.
Korkarım ki Muhteşem Yüzyıl'ı yayımlayan Star TV otosansür yoluna gider.
Çünkü;
iktidar işadamlarımızı çok korkunç bir baskı altına almıştır. Onlar da
ekonomik zarar görmemek için Başbakan'dan gelen işaretlere göre hareket
ediyorlar.
O yüzden bu diziye fazla bir hayat hakkı tanıyamıyorum.
KANUNİ GÜZELLEŞTİRİLDİ BİLE
Osmanlı
tarihini çok iyi bilen birisi olarak; bu dizide Kanuni Sultan
Süleyman'ı küçük gösterecek hiçbir veri görmedim. Sultan Süleyman;
dünyanın en güçlü padişahı gibi tanıtılıyor; ki doğrudur. O aynı zamanda
adalet dağıtan birisi olarak gösteriliyor. Çevresindeki herkes onun
önünde eğiliyor. Kanuni'nin yaptığı zulümler ise gizleniyor. Yani; bu
dizide Kanuni Sultan Süleyman kötülenmiyor; güzelleştiriliyor.
Peki neden bu kızgınlık; neden mahkemeler üzerinden dizinin boğazına ip geçirilmek isteniyor.
Bilindiği
gibi padişah; bugünkü Topkapı Sarayı'nın Harem kısmında yaşıyordu.
Burada emrinde içoğlanları; hadımlaştırılmış ağalar; gözde (ikbal)
denilen dünya güzeli cariyeler vardı.
Padişah; Harem'de eğleniyordu. Hem de şarab da içerek.
Bu eğlencede çeşitli müzik aletleri ile oyun havaları çalınır; oyuncular ise kıvrak danslarla sultanı coştururlardı.
Bu durum; Osmanlı minyatür sanatçıları tarafından resmedilmiştir.
YA KADINLAR
Harem
bölümünde cariyeler, gözdeler; hasekiler ve valide sultan da yaşıyordu.
Bunların devlet işlerine ciddi biçimde karıştıklarını kaynaklar pek bol
örneklerle ortaya koymaktadır. Bu güzel ve eğitilmiş kadınlar harem
içinde kendilerince eğleniyorlardı da. Aralarındaki farklı ilişkiler de
kitaplara yansımıştır ama o kadarına girmeyeceğim.
Bu Osmanlı
kadınları gayet zarif giyinirler; başlarına da küçük fesler veya
hotozlar takarlar; bunları mücevherlerle süslerlerdi. Saçlarını arkadan
ördürür; sarkıtırlardı. Yani Osmanlı sarayında türbanlı kadın yoktu.
Şimdi;
Muhteşem Yüzyıl'a bakan bizim türbanlılar; 'Böyle türbansız kadın
istemiyoruz!' diyerek Başbakan Erdoğan'a şikayette bulunmuş olmalılar ki
dizi başka gerekçe uydurularak kaldırılmak isteniyor.
Ama minyatürler ortada efendiler. Osmanlı kadını; bizim atalarımızın eşleri; bugünkü türbanlılara hiç benzemiyorlardı.
Yarın: Roxalana'nın
(Hurrem) işlerine bakın
Yorum Gönder