Ordumuzun komutanlarını darbe planı yaptıkları gerekçesiyle içeri tıkıp duruyoruz ya...
Ve her fırsatta, “Acaba şu ileri demokrasi neyin nesidir? Biri çıkıp da anlatsa” diyoruz ya...
Dün öğrendik efendim; ileri demokrasiyi...
İleri demokrasi, iktidar partisinden seçilen küçük bir ilçe belediye başkanının, muhalefet partisinden seçilen büyükşehir belediye başkanına, “Kısa kes” diye fırça atabilmesiymiş!
Şaka değil, gerçek:
Olay Eskişehir’de yaşanmış...
Bir otelde düzenlenen “2020 Sağlık Politikaları ve Yerel Seviyede Sağlığın Yönetimi” toplantısında AKP’li Derince İlçesi Belediye Başkanı Aziz Alemdar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in uzun konuştuğunu iddia ederek, konuşmasını tamamlamasını istemiş...
Bunun üzerine toplantının tansiyonu yükselmiş ve Büyükerşen salonu terk etmek durumunda kalmış!
Tepebaşı Belediyesi Meclis üyeleri, Alemdar’ı özür dilemeye davet etmiş ama beyefendi asla özür dilemeyeceğini ifade etmiş...
Dilemez efendim, dilemez...
İşte; ileri demokrasi budur...
İleri demokraside; iktidarda olan her zaman haklıdır!
Ve siyasi kimliğini tüm Türkiye’ye kabul ettirmiş, herkesin ayakta alkışladığı bir bilim ve siyaset adamına, sırf başka bir partiden olduğu için hakaret edebilir iktidar mensupları; ileri demokraside...
Yani; iktidar partisine üye olan “küçükler”in, muhalefet partisine üye olan “büyükler”e mutlak hakimiyetidir ileri demokrasi...
“Küçük iktidarlar”ın egosu şişik halleridir!
İktidar gücüne dayanarak haddini aşma, küstahlaşma ve şımarma hakkıdır!
Bilenin, anlatacak şeyi olanın değil; sadece iktidardakilerin uzun konuşabilmesidir.
Bir zamanlar Menderes’in de dediği gibi, “Siz isterseniz hilati bile geri getirebilirsiniz”dir!
Kimse kızmasın Derince Belediye Başkanı’na; büyüklerinden gördüğünü yapmış...
İleri demokrasi; “diktatörlüktür” aslında!
SORUN!
Dün, “Kılıçdaroğlu ile görüşeceğim. Sorunuz varsa gönderin” dedim; yüzlerce soru yağdı...
Bu soruları bugün Sayın Kılıçdaroğlu’na sormaya, yanıtlarını da yarından itibaren sizinle paylaşmaya çalışacağım.
Saat 12.00’ye kadar zamanınız var...
Sizin de sorularınız varsa, bekliyorum!
GÜNÜN SORUSU
Soru CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ten, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e:
Öğrencilerimize dağıtılan ders kitaplarının içinde sizin görüşlerinizin ve makam odanızda çekilen bir fotoğrafınızın yer aldığı bir de broşür bulunmaktadır. Bu fotoğrafta sizin arkanızdaki duvarda asılı bulunan üç çerçeveden ikisinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın fotoğrafı net olarak görülmektedir. Ortadaki çerçeve ise boştur. Atatürk’ün fotoğrafı yer almamıştır.
Bu fotoğrafla milyonlarca öğrencimize nasıl bir mesaj vermek istediniz?
‘Sizin hiç babanız yandı mı’ dedi, atıldı!
Otuz beş aydının diri diri yakıldığı Sivas katliamında yaşamını yitiren şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, bu yılın temmuz ayında, “Sizin hiç babanız öldü mü” başlıklı bir yazı yazmıştı.
Olayın yıldönümünde yayınlanan bu yazısında, Madımak Oteli’nin önünde anma töreni yapılmasına izin vermeyen devlet yöneticilerine seslenmişti:
“Siz ki bu ortaçağ zihniyetine göz yumdunuz, siz ki bu katliamın ardından adil bir hukuk süreci işletmediniz, sadece kalabalıktan göstermelik olarak topladığınız sanıkları yargıya taşıdınız, elebaşlarının örgüt liderlerinin peşine düşmediniz, siz ki ‘sözde’ aranan firari sanıkların sınırlarımız içinde evlenmesine, askerlik yapmasına, ehliyet almasına olanak sağladınız, siz ki 18 yıldır Sivas katliamının ardında kalan karanlıkları aydınlatmadınız! Öyleyse bugün bu insanların senede sadece bir gün -o da kendi başlarına geldiği için- toplanmalarını yasaklayamazsınız. Sizin hiç babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak tuttuğunuzun farkında mısınız?”
Bu yazıdan sonra ne olmuş biliyor musunuz?
Doğuş Üniversitesi’nde “Kurumsal İletişim Birimi Sorumlusu” olarak çalışan Zeynep Altıok Akatlı’nın işine son verilmiş...
Gerekçe ise utanç verici:
“Sivas Katliamı ile ilgili açıklamaları sakıncalı bulunduğu için...”
Üniversitelerin ilk görevlerinden biri de düşünce ve ifade özgürlüğü için ortam yaratmaktır.
Ama iktidar baskısından korkan üniversiteler, bırakın düşünce ve ifade özgürlüğüne ortam oluşturmayı, bu özgürlükleri ağızlarına bile alamıyorlar artık!
Çünkü tüm üniversiteler düştü; özel üniversiteler ise “ticarethane” haline geldi!
Zeynep’in üç ay önce devlet yetkililerine sorduğu o soruyu, bugün onu işten çıkaran korkak akademisyenlere ben sormak istiyorum:
Sizin hiç babanız yakıldı mı beyler?
Mustafa Mutlu/VATAN
Yorum Gönder