Yargı da Bittiyse? - Orhan Birgit

Yargıtay Tetkik Hâkimi Celal Tetik’in 12 yıllık mesleğinden istifa ederek ayrılırken söylediklerini,
HSYK de bu anayasal kurumu yazboz tahtasına çevirerek direksiyonunu eline alma başarısını(!) gösteren Adalet Bakanı Sadullah Ergin de bu yazının yazıldığı dün akşam saatlerine kadar yanıtlamamışlardı.
Oysa iki kız babası olmasına ve ekonomik sıkıntı altında olduğunu söylemesine karşın söz konusu Yargıtay Tetkik Hâkimi’nin istifa gerekçeleri, yargımızın içinde bulunduğu hastalıkları bilmeyenlerin de gözleri önüne seriyor. O sıkıntıları, ülkenin en ücra yörelerinde görev yapan “dürüst” savcılar da, hâkimler de savunmanlar da çok iyi bilmektedir. Tabii en yakından da HSYK’yi, blok listeler yaparak oluşturacak kadar böylesine sorunların çözümünde mahir olduğunu ortaya koyduğu anlaşılan Adalet Bakanı biliyor.
Zira “Hâkim ve savcıları hak etmedikleri şekilde görevden alarak farklı dairelerde görevlendiren” mekanizma, artık bağımsız yargının kendisi değildir. Tam aksine “bağımsızlığı”nı Yürütme erki adına feda etmekten çekinmeyen Adalet Bakanımızın tepedeki düzenlemesi sayesinde, bir Yargıtay Tetkik Hâkimi, Yargıtay’da blok oy uygulamaları, koltuk ve yaranma hesaplarının köşe kapmaca oynar gibi kurulu düzeni altüst ettiğini iddia etmektedir.
Sayın Celal Tetik’in, yurttaşları kendi ülkesinin yargısına güvensizlik besleyecek kuşku ve endişelerle karşı karşıya getiren iddiaları, yargının bitmiş olduğunu söyletecek kadar onu kötülemiş ise insanımız kime, nasıl güvenecektir?
Berlin’de hâkimlerin var olması ile övünen Bismark Almanyası’ndaki değirmencinin söyledikleri ile bugünkü Alman yurttaşlarının övündüğünü, dünyanın çeşitli yörelerindeki hukuk fakültelerinde o değirmenciden söz edilerek Alman adalet sisteminin anlatıldığını düşününüz.
Bir de bizim yargımızın içinden nihayet yükselen önceki günkü feryadı!
Gönül, Yeni Yargı Yılı başlarken Sayın Yargıtay Başkanı’nın mesleğindeki bu cerahate neşter atan bir konuşma yapmasını istemez miydi?
Bir yandan yargının önündeki her biri birkaç hamal yükü dosya yığılmalarından şikâyet edilen; öte yandan o yükü biraz olsun kaldırması umulan İstinaf Mahkemeleri’ni hâlâ yaşama geçiremeyen bir Yürütme erkimiz var. Yine bir yandan uzayan tutuklulukların cezaya dönüştüğünü her fırsatta söyleyen; öte yandan önlerindeki politik davalara ya birer ya da ikişer hafta ara veren Olağanüstü Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerimiz.
İnsanları yatak odalarında bile dinlenme korkusunun sardığı, o konuşmaların kanıt olamayacağı Yargıtay kararları ile hüccet haline geldiği halde, bu tür dökümleri tutukluluk gerekçesi yapmaları için Özel Yetkili Savcıların önüne götüren polis raporlarının dosyalara girdiği bir ülkedir bizim yurdumuz.
Üstelik bu ülkeyi dokuz yıldır aralıksız yöneten partimizin ilk adı da Adalet değil midir?

Orhan Birgit/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget