Genelkurmay Başkanı ile üç kuvvet komutanının istifası, içeride dışarıda Türkiye daha demokratik bir ülke haline
geliyor diye yorumlandı.
Darbelere sessiz kalan kalemler, istifaların demokrasimizin güçlenmesine neden olduğunu yazıyor.
Öyleleri var ki içlerinde biri, yurt gezisinde Kenan Evren’e yakınlığını kanıtlamak için enginarın konservesini sevmediğini, o nedenle o gece menüye konulan zeytinyağlı enginarı yemek istemeyeceğini söyledi.
Bir uzun zaman darbelere karşı sessiz kalan, hatta bugün yerden yere vurdukları 1982 Anayasası’na karşı çıkma cesareti gösteremeyenlerin pek çoğu şimdi birer asker düşmanı.
***
Eski Genelkurmay Başkanı’nın askere veda mesajında açıkladığı nedenlerden başka nedenler olup olmadığını sormak, soruşturmak gereğini duymuyorlar.
Orgeneral Işık Koşaner; mesajında; 173’ü muvazzaf, 77’si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubayın, evrensel hukuk kurallarına, hakka, adalete, vicdani değerlere uygun olmayan biçimde tutuklu bulunduğunu ve… bu durumun yetkili makamlara iletilip anlatılmasına, takip edilmesine karşın, “soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunmasının mümkün olmadığını” söylüyor.
Genelkurmay Başkanı’nın girişimlerini reddedenin adını vermeye gerek yok.
Orduyu dikensiz gül bahçesine çevirmek isteyen, bu amacına erişmek için açıklamadığı planı 2002’den beri aşama aşama uygulamaya koyan RTE!
***
Henüz sorulamayan sorulara geçelim:
Işık Koşaner’in yerine Genelkurmay Başkanlığı’na Jandarma Komutanı Orgeneral Necdet Özel’in zamanından önce atanmasıyla… evrensel hukuk kurallarına, hakka, adalete ve vicdani değerlere aykırı olarak Hasdal karargâhında yatanlarla ilgili hukuksal sorun ortadan kalktı mı?
Bu soruyu ikinci bir soru; Genelkurmay Başkanlığı’na atanan Orgeneral Özel’in yanıtlaması zorunlu bir başka bir soru izliyor.
Yeni Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, bugünlerde atanacak yeni kuvvet komutanlarının, “emekli” Işık Koşaner’in ortaya koyduğu Hasdal sorunuyla ilgili düşünceleri nelerdir?
Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenirken Orgeneral Özel’in RTE ve Çankaya’daki AKP’li ile gece yaptığı görüşmelerde bu konuya değinilmiş midir?
Orgeneral Özel, Çankaya ve hükümetin bu konudaki görüşlerini öğrenmek istemiş midir?
Veya Orgeneral Özel bu konudaki düşüncelerini iktidardaki birbirini kollayan, destekleyen siyasal güce açıklamış mıdır?
Bu soruların doyurucu biçimde yanıtlanması gerekiyor. Zira bu sorular hemen pek çok çevrenin aklına takılan, yanıt arayan sorular.
Nitekim CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu soruları başka biçimde gündeme getirdi:
Haklı olarak “Yeni Genelkurmay Başkanı Özel, istifaların nedenini ortadan kaldıracak bir görüşme ortamı yarattı mı?” diye, Çankaya’daki görüşmenin temel öğesine değindi.
***
Koşaner olayı -Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi- Çankaya’dakinin “kendisine seçen ya da öneren kişiye olan bağlılığının” bir kez daha kanıtlanmasına da vesile oldu.
TSK’nin komuta heyeti birden boşalıyor. Ordu komuta heyetinin nasıl oluşacağına ilişkin kaygı verici sorular yanıtsız.
Bu sırada yukarıdaki, üstelik barışta TSK’nin başkomutanı AKP’li, gönül rahatlığıyla, “Her şey mecrasında. Boşluk yok” diye demeçler verebiliyor.
Bakınız; ne hallerde demokrasimiz, nasıl da ileri? Kılıçdaroğlu, komutan istifalarını “demokratik protesto” diye yorumladı. Açık gizli yandaşlar; vay, sen nasıl olur da Avrupalının olayı “demokratikleşme” diyen açıklamasına karşı tavır sergilersin diye CHP Genel Başkanı’na yüklendi.
***
Bu koşullarda ve birbiriyle partizanlıkla bağlı Çankaya-Başbakanlık-Meclis’teki çoğunluğun yeni anayasa yapacağına inanır mısınız?
Bir düşünün: RTE’yi bugün tek başına buyruk, her alanda dilediği gibi oynayan, medyayı, yargıyı, orduyu, sivil toplum örgütlerini bağımsız, özgür görev yapmaktan alıkoyan, işadamlarını ayağına kadar getirtip şefaat dilemelerine sürükleyen olanakları RTE nasıl elde etti?
Bugün darbe anayasası diye karaladığı 1982 Anayasası’nı kullanarak!
Bu gerçek ortada iken RTE’den çağdaş, gerçekten ileri demokrasilere özgü, insan haklarına saygılı, toplumun her katını kucaklayan bir anayasa yapmasını beklemek abesle iştigal anlamına geliyor.
Zira RTE için yeni anayasa demek, 1982 Anayasası’nı daha değişik ifadelerle yenilemek demek!
Bu gerçek unutulabilir mi?
Cüneyt Arcayürek/Cumhuriyet
Yorum Gönder