Bu kez esintili bir sabahın ilk saatlerinde günlük gazeteleri okurken Türkiye’de yaşananları, olayların perde arkasını inanın zor anlıyorum.
Albay Dursun Çiçek’in mahkemede söylediği önemli sözler, gazetelerin birinci sayfasında. Albay Çiçek şöyle diyordu:
“İnternet Andıcı gerçek bir belge, İrtica ile Mücadele Planı sahte...”
Albay Çiçek, “İrtica ile Mücadele Planı”nın altındaki ıslak imzanın kendisine ait olmadığını ifade ediyordu...
Andıç’ın gerçek bir plan olduğunu, altında imzaların ve parafların bulunduğunu belirten Albay Çiçek’in, komutanları Korgeneral Mehmet Eröz, Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’le Tümgeneral Hıfzı Çubuklu’ya karşı sert ifadeleri tutanaklara yansımıştı.
***
Anladığım kadarıyla Albay Çiçek, komutanları tarafından “kurtlar sofrası”nın önüne atılmıştı.
İnternet Andıcı gerçek olduğuna göre, komutanların, özellikle dönemin Genelkurmay Başkanı’nın haberi olmadan internet siteleri kurulabilir miydi? Diyelim ki “İrtica ile Mücadele Planı” da doğru. Bir Albay kimseden buyruk almadan böyle bir plan hazırlayabilir miydi?
Bunların tümü de yargı süreci içinde açıklığa kavuşacak...
Benim kişisel olarak gördüğüm, general rütbesinde olanlar, Genelkurmay tarafından korunup kollanmış, teğmenden albay rütbesine dek olanlar ise bir süre sonra harcanmış.
Albay Dursun Çiçek’in, “Andıç gerçek bir belgedir, altında imzalar vardır” diyerek komutanları göstermesi bu yüzdendir.
***
Onun için de Albay Çiçek çok açık konuşuyor duruşmada:
“İnternet sitelerini kapatma emrini kim verdiyse aynı komutan siteleri yayından kaldırabilirdi.”
Albay Çiçek 16 aydır tutuklu...
Bu bir çığlık...
Albay Çiçek’in duruşmada söyledikleri acaba emekliliğin tadını çıkaran kimi komutanların yüreklerini sızlatmıyor mu?
17 Haziran’da yapılan Balyoz duruşmasında emekli Albay Kemal Dinçer, “Bilip de susanlara soruyorum: Dilsiz şeytan olmaya değer mi bu makam?” demişti. Yargıç Ali Efendi Peksak bunun üzerine Albay Dinçer’e sormuştu:
“Kim bu dilsiz şeytanlar?”
Dinçer:
“Dönemin Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı?”
Hem Ergenekon hem de Balyoz davalarında eski Genelkurmay Başkanları emekli Orgeneral Hilmi Özkök, İlker Başbuğ ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman neden tanık olarak dinlenmiyorlar?
***
Amaç gencecik teğmenleri, yüzbaşıları, yarbayları, albayları gözden çıkarıp tüm suçu onların üzerine atıp kurtulmaksa o ayrı bir mesele...
Kamuoyunun bunu bilmesi gerekir.
Yüzbaşı Mehmet Ulutaş’ın 5 Mayıs’ta yapılan duruşmadaki sözleri aynen şöyleydi:
“Hepimiz 28 Şubat’ı, 27 Nisan bildirisini yaşadık. Hepimiz görevimiz neyse onu yaptık. Buradan Genelkurmay Başkanı’na sesleniyorum.
Bizim hâlâ neden tutuklu olduğumuzu anlayamadığını söyledi. Genelkurmay Başkanı’nın durumu hazırlayanları bildiğini düşünüyorum. Bu tezgâhı hazırlayanlar dışarıda. Genelkurmay Başkanı komployu kuranları biliyorsa açıklasın.
Bence biliyor zaten. Ama komutanlar sessiz kalıyor, bile bile göz yumuyorlar. Bunlar nasıl komutandır anlayamıyorum.”
***
Teğmenler, yüzbaşılar, binbaşılar, yarbaylar, albaylar komplonun “içeriden”kurulduğunu, bunu kuranların şimdilik “aynı salonda gözlerinin içine baka baka bunu sürdürdüklerini” düşünüyor.
Özellikle Balyoz Davası... İddianameyi okuyun...
Sonra gözlerinizi yumup o onurlu Deniz Albayı Ali Tatar’ın neden intihar ettiğini düşününün, eğer mert ve vicdan sahibiyseniz...
Hikmet Çetinkaya/Cumhuriyet
Yorum Gönder