Karalama, çamur atma ve “belden aşağıya” vicdansızca vurma tarihimiz zengindir.
“Dinsiz” bunlar derlerdi.
Oy vermeyin.
Aranıza almayın.
Alışveriş yapmayın.
“Dinsiz” çamuru yıprandı.
Sonra çürütmecilik çeşitlendi.
“Komünist solcu” bulundu.
“Solcu” çamuru da pörsüdü.
“Kemalist” demeye başladılar.
“Darbeci” çürütmesi geldi.
“Ergenekoncu” çamuru üretildi.
Vatana hainlik etme anlamında “Ulusalcı” deme vicdansızlığını çıkardılar. Hepsi aşındı, tükendi.
Yeni çamur atma bulundu:
Yani yeni çürütmecilik.
Yeni belden aşağı vuruş.
Muhalefet belediyeleri ile tarikata ait olmayan üniversiteler hedefe konuldu.
Xxx
Geçen haftanın 3 haberiydi:
Birinci haber:
Sevilen sunucu Zahide Yetiş’in; omurilik felci olmuş insanlar için hazırlanan bir öğretici afişte “omuzları açık” fotoğraf vermesi “toplumun ahlakını zedeler” anlamında değerlendirildi.
İkinci Haber:Cübbe ve sarıklarıyla İzmir Kordon’da devriye gezen kişiler, genç çiftlere “Allah’ın emir ve yasaklarına uyun, örtünün” öğüdü vermeye başladılar.
Üçüncü haber:
Mardin Yeşilay Kurumu Başkanı; “Üniversite kuruldu kentte ahlaksızlık yaygınlaştı. Bir kısım üniversiteli gençler kız-erkek parklarda, çimenler ya da banklar üzerinde uzanarak, gün ortasında herkesin gözü önünde hayasızca öpüşüyor“ diyordu.
Xxx
Bunlar tek- tük örnekler olsa güler geçerim. 73 milyon ülke de birileri de böyle düşünüyor, yazmaya değmez derim.
Fakat üç hafta önce de Eskişehir’de ; ilçe belediye başkanın (iktidar partisinden) ve şehrin Emniyet Müdür Yardımcısı ile İl Milli Eğitim Müdürü’nün altyapısına katkı yaptıkları bir toplantıdan sonra “aynı çürütmecilik” boy göstermişti.
Çürütmeyi yapan da gazeteciydi.
Eskişehir’in Odunpazarı AKP’li Belediye Başkanı Burhan Sakallı; “STAR Gazetesi” ile “Ortadoğu, Suriye İç Savaşı ve Türkiye” başlıklı panel düzenlemiş.
xxx
Panel konuşmacısı Star Gazetesi yazarı,; “Eskişehir Fuhuş yuvası olmuş” dedi ve “….(!)Sabahın 3’ü neredeyse. Fakat bir hareket var şehirde. Anadolu Üniversitesi kapısına yakın yerlerde. Arabalar duruyor, kalkıyor. Jipler, lüks otomobiller, bir tane Hammer bile gördüm. Kadınlar, genç kızlar, travestiler. Bir üniversite düşünün bir külliye, külliyenin mütemmim cüzleri fuhuşhane yerleri…. Bu Eskişehir’in şöhretini kirleten bir şey? Bu niye konuşulmaz…” diye yazdı. Eskişehir’in bir fuhuş yuvası olma durumu varsa bundan birinci derecede sorumlu Emmiyet Müdür yardımcısı da bu gazetecinin yanında oturmuştu.
Sesini çıkartmıyor.
İyi mi?
Xxx
Ben de bu haberden Eskişehir’in gazetelerinde yazan beyefendi kalemlerden öğrendim. Bu yeni çürütmeciliğe karşı çok cevaplar yazdılar. Sivil toplum kuruluşlarının tepkilerini de haberleştirdiler.
Eskişehir Vali’sinden ses çıkamadı.
Emniyet Müdürü sesiz kaldı.
“Eskişehir üniversitesi yüzünden fuhuş yuvası oldu” diye yazan gazeteciyi davet eden AKP’li Odunpazarı ilçesi Belediye Başkanı sustu.
Eskişehir fuhuş yuvası olduğu çürütmeciliğini kabullendiler.
Çürütmeciliğin hedefi üniversiteydi.
Üniversite Eskişehir demekti.
Şehirle bütünleşmişti.
Üstelik bu yıl Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmişti.
Bunda üniversitesinin payı büyük. Bu üniversiteyi kuran Yılmaz Büyükerşen, 3 dönemdir(15 yıl) kesintisiz Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’na seçiliyor.
Xxx
Başarılı bulunuyor.
Halk onu seçiyor.
Büyükerşen’e “Solcudur” dediler.
Solcu çürütmesi yaptılar.
Tutmadı.
Önümüzde yeni seçimler var. Şimdi “Eskişehir fuhuş yuvası” çamuru atıyorlar. Aynısı İzmir için yapılıyor. Böylece Türkiye “bel aşağı vuruş tarihine”; Zahide’nin omuzları ile tarikattan olmayan üniversitenin kızlarının sokakta sevgilileriyle öpüşmesi yeni çürütmecilik olarak girmiş bulunuyor.

Yorum Gönder