Suikast teorileri - Güngör Mengi

Bugün Gazetesi, merhum Cumhurbaşkanı Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğüne dair bir manşetle çıktı dün. 
Zehrin adını da verdi: Striknin Kreatin.
Hayvanların itlâf edilmesinde de kullanılan kuvvetli bir zehir bu...
Kamuoyu komplo teorilerine pek meraklı ve etkilenmeye pek hevesli olduğu için haber çabucak gündemin zirvesine yerleşti.
Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Halûk İnce “Gazetede yer alan maddeyi biz bulmadık. Haber nasıl oluştu, onu da bilmiyoruz. Bu haberin kaynağı biz değiliz” dedi; konuşmak için en az bir ay beklemek gerektiğini anlatmaya çalıştı ama nafile.
Doç. Dr. İnce, genç muhabirlerin kuşatması altında, onların duymak istediklerine yakın şöyleri söylemeye mecbur kaldı.
Şunu dedi:
“Bir şeylere ulaştık ama açıklama yetkim yok!”
Silivri’ye cephane mi?
Yetkisi olmayan biri ortalığı ancak bu kadar karıştırabilir.
Bu tabloya göre “Striknin Kreatin” kullanılmamıştır ama başka bir madde tespit edilmiştir.
Ahmet Özal’ın Kurum yetkililerinden aldığını belli ettiği bilgiler de aynı yönde oldu.
Çünkü merhum Cumhurbaşkanı’nın oğlu “gerisi gelecek, failler ortaya çıkacak” dedi TV kanallarına.
AKP’li Elitaş da iktidarın verdiği ilk tepkiye tercüman olurken “Ergenekon’la ilgili işin daha ciddi boyutlara doğru gitmesi gerekir” dedi.
Dört yıldır ne suç işlediklerini bilmeden yattıklarını söyleyen insanlar için bir şeyler mi hazırlanıyor?
Bunu bir ay sonra anlayacağız. O zamana kadar çok heyecanlı hikâyeler dinleyeceğiz.
Ama alternatif bir öykünün bu sütunda daha önce Özal’ın doktoru Cengiz Aslan’ın tanıklığına dayanarak yazıldığını hatırlatmak istiyorum:
Vefatından iki ay önce Amerika’ya kontrole gittiğinde dostu olan ünlü cerrah DeBakey ona mutlaka yatması gerektiğini söyledi.
Çünkü eski takılanlar da dâhil neredeyse tüm damarları tıkanmıştı.
Tetikçinin arkasında
Özal kabul etmedi. “Türkiye’nin etrafı kan ve ateş. Durumun vahametini yeni Başkan Clinton’a anlatmak için buraya geldim. Randevularım bile alındı. Böyle bir zamanda acil olmayan bir sebeple hastaneye yatamam; işimi bitirip geleyim” dedi.
Clinton’la görüştükten sonra da ağır bir programın içine daldı.
Türki Cumhuriyetlere yaptığı yorucu gezinin ardından 17 Nisan 1993 tarihinde hayata gözlerini yumdu.
Hastasını çok yakından tanıyan Dr. DeBakey, Özal’ın “kalp aritmisi” yani halk arasında bilinen adıyla “kalp sektesi”nden ölmüş olabileceğini söyledi.
Yöneticileri zehirlenerek öldürülen bir ülkenin vatandaşı olarak raporun çıkacağı bir ayı kötü duygular içinde geçirmeyesiniz diye bu hatırlatmayı yaptım.
Yine de Ahmet Özal’a bir noktada hak veriyorum:
Rahmetli Özal’a 1988 yılında Kartal Demirağ eliyle yöneltilen suikast girişimi çok önemlidir.
Asıl suçluyu ve Özal’a kasteden niyeti deşifre etmek için tetikçinin arkasındakileri aydınlatmak, Adli Tıp’taki çabalardan daha anlamlı, daha sonuç alıcı olur.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget