Alemha-yı Osmani payitahtın merkezine dikildi. Televizyon nam yeni nesil kösler günlerdir güm güm ötüyor: 'İsrail nam devlete sefer-i hümayunumuz vardır. Herkes ona göre hazırlığını yapa. Asakir-i şahanem hazroldadır. -Hoş, bu Yeniçeri yerine Nizam-ı Cedid'i getirme hazırlığım sürmektedir ya!- Donanma-yı Hümayunum Bahr-i Sefid nam denizin bütün kıyılarını gözetmektedir. Ne vakt ki bir İsrail gemisi görse topa tutacak, hepsini denize gark eyleyecektir. Ordu-yu Hümayunum ile birlikte gidecek olan esnaf derhal hazırlığını yapa. Yarın, bütün nazırlarım ve paşalarım Arz Odası'nda huzura kabul edilecekler. Sonra sefere başlanacaktır.'
Hava aynen böyle...
Dışarıdan bakanlar hafiften tebessüm etseler bile; Türkiye içeride kendi kendine bir savaş atmosferine girdi. Fırsatını bulan güneye doğru yumruğunu sallıyor. İsrail ile Filistinliler yüzünden nerede ise savaşa tutuşacağız.
Bu konuda tevatür muhtelif.
Sultan-ı Muazzam Hazreti Tayyib Erdoğan'ı çekemeyen kimi münafıklar uydururlar ki: 'İçeride işler iyi gitmiyor. Böyle savaş havası yaratarak milletin gözünü bağlıyor.'
Bu münafıklara ne diyelim bilmem ki: İşler iyi gitmez mi? Bak; İslambol'un her yerine dev gibi binalar diktik. Otoyollarla ülkeyi ağ gibi sardık. Her yere lüks villalar kondurttuk. Daha ne istiyorsunuz? Bu devletin görevi sadece işsize iş bulmak değil ya...
İsrail'e açılan sefer içün bir başkaları da diyorlarmış ki: 'Kendisine Ehl-i Müslim'i pek şiddetli bağlamak içün, Ehl-i Yahud'a sefer açıyor. Halk, 'Bak bak, Maşallah, Yahudi'ye nasıl dövüyor!' diye alkışlasın.'
Hele birileri var ki onlar tam kötü niyetli. Ettikleri lafa bak: 'Büyük birader Hazret-i Obama; bizim Sultan'a fit veriyor; İsrail devletinin başındaki herifi devirmek için kavga çıkarttıracak. Böylece oraya kendi adamını getirmek muradındadır.'
Sebeb ne olursa olsun, iş Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese bile Sultan-ı Muazzam Tayyib Han Hazretleri kızdı bir kere. Aklına koyduğunu yapar. O yüzden de İsrail nam haddini bilmez devleti kuşatacaktır. Ebülfeth Mehmed Han nasıl Top Kapusu surlarını deldi de İslambol'a girdi ise o da İsrail surlarını delip Filistin'e girecek hatta ve hatta Alemha-yi Osmani'yi mukaddes Kudüs'ün surlarına mübarek elleri ile dikecektir.
Böylece; Böri'nin ağabeyi Sultan Selahaddin'den sonra Kudüs'ü fetheden ikinci fatih olarak anılacaktır. Hatta bu zafer; üç buçuk Haçlı'yı dağıtan Eyüboğlu Selahaddin'in fethinden çok daha mühim olarak tarihe kaydedilecektir. Sadece Ehl-i Nasara değil Ehl-i Yahud da mukaddes Kudüs'te yenilerek Ehl-i İslam'ın zaferi taclanacaktır.
Şimdi bütün gönüllerde bu arzu çarpmaktadır. Eller semaya bu mukaddes zafer için açılmakta; nice dualar edilmektedir.
Hak Teale Hazretleri, ulu sultanımıza zafer kazandırsın, inşallah!
BİR PÜRÜZ VAR Kİ
Sultan-ı Muazzam Tayyib Han Hazretleri'ni kızdıran olay bütün dünyanın malumudur.
Belde-yi Tayyibe'den geçen sene yola çıkan Mavi Marmara nam gemiyi Gazze'ye sokmadılar. Üstüne üstlük bu İsrail nam korsan devletin korsan askerleri orada Ehl-i Müslim'den birçok günahsızı da şehid ettiler.
Bir Türk gölü olan Bahr-i Sefid'deki bu korsanlık, Sultanımızı çok kızdırdı. Ehl-i Yahud'a demediğini bırakmadı. Onlara şartlar dayattı.
-Bu dediklerimi yaparsanız yaparsınız, yok eğer yapmaz iseniz ben oraya gelir size ne yapacağımı bilirim.
İşte Ehl-i Yahud ayak sürüyünce, Sultan-ı Muazzam onları cezalandırmak için harekete geçti.
Lakin ortada bir pürüz var...
Sultanımızın sevgili hocası Fethullah Hoca hazretleri bu işe ne diyecek acaba?
Çünkü kendileri; malum ve meşhur Mavi Marmara seferi olduğunda, bu işe kalkışanların yanlış yaptığını söylemiştiler.
Sorun tam da işte burada:
Sultanımız, 'O iş doğru idi!' diyor. İntikam için sefer-i hümayuna çıkıyor.
Hocası ise; 'O iş yanlıştı!' buyuruyor.
Ey millet; sizce hangisi doğru söylüyor?
Ve biz hangisine uyalım?
Rıza Zelyut/GÜNEŞ
Yorum Gönder