İdris Naim Şahin isimli İçişleri Bakanı önceki gün Ankara daki patlamadan sonra ölen üç vatandaşımız için “üç adet ölü var” diyor.
Kelle hesabı!..
Tayyip’in şehitlerimizden “Kelle” diye söz etmesi gibi!
Türkiye terörle sallanırken, üniformalı ve sivil insanlarımız can verirken, hükümet işin kolayını bulmuş: ‘ İsrail ve Suriye’ye posta koyacaksın, Filistin-Gazze edebiyatı yapacaksın. Mısır, Libya ve Tunus çıkarmasıyla ‘Arap Baharı’ yaratıp Türk milletinin dikkatini terörden başka yerlere çekeceksin. Her şey terörü unutturmak için!
Suriye’ye niçin posta koyuyor Tayyip, nedeni nedir?..
Çünkü ABD, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesini istiyor. Suriye’deki ayaklanmanın arkasında ABD var.
ABD bizimkine emir verdi. “Esad’a saldırın ve yıkmaya çalışın, bu konuda bize destek olun” dedi. O da bunu yapıyor.
ABD, Libya’da Kaddafi’yi devirmek istiyordu. İsyancılara el verdi, ülkeyi ayaklandırdı. Bizimkine şu söylendi:
“Bu adam devrilirse, yeni rejimde size Libya’da iş olanakları sağlarız, petrol avantajları elde edersiniz. Sen Türkiye olarak isyancılara destek ver.”
Tayyip bu Libya olayını önce anlamamıştı. Neyin ne olduğunu bilmiyordu. NATO, devrilmesi amaçlanan Kaddafi’ye silahlı harekat düzenleyeceği zaman bizimki aynen şöyle demişti:
“NATO’nun ne işi var Libya’da?”
Bu uygulamaya karşı çıkıyor, sarmaş dolaş olduğu Kaddafi’ye destek veriyordu. Ne zamana kadar? ABD bizimkine “Hop dedik Tayyip, adımını denk at” diyene kadar!
Sonra, bir süre önce “Arap Baharı” gezisine çıktı. Mısır, Libya ve Tunus gezilerinde büyük paralar harcandı, posterler asıldı, gulu gulu törenleri düzenlendi.
Gezisi öncesinde Libyalı isyancılara 300 milyon dolar gönderdiler. Başbakan Yardımcısa Ali Babacan, bu paranın bir bölümünü bavullarla teslim ettiklerini açıkladı.
Türk miletinin vergilerinden oluşan paralar, Libya da ne idüğü belirsiz heriflere teslim edildi. Aynen kediye ciğer teslim edildiği gibi!..
Ve çok büyük olasılıkla, bizim bavullarla gönderilen paracıkların bir bölümü, oradaki uyanıklar tarafından hortumlanıp cebe atıldı.
***
CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, Tayyip’in bu Arap bahan gezisi için TBMM Başkanlığına bir soru önergesi verdi, özetliyorum:“Mısır ziyaretinizde ‘Güçlü Erdoğan’ imajı yaratmak için Kahire caddelerindeki reklam panolarına asılan ve sokaklarda dağıtılan afişlerin masrafları ile lehinizde tezahürat yapsınlar diye göstericilere dağıtıldığı iddia edilen paraların Başbakanlık örtülü ödeneğinden karşılılandığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğrumudur. Doğru ise hanği kaynaktan kaç para harcanmıştır?
Mısır, Tunus ve Libya gezisi öncesi bu ülkelerden yazılı ve görsel basın temsilcileri Türkiye’ye çağrılıp ağırlanmış mıdır? Bunun için hangi kaynaktan ne kadar bütçe ayrılmıştır?
Bu gezilerinizde örtülü ödenekten yapıldığı iddia edilen harcamalarla Türkiye Cumhuriyeti’nin mi, yoksa Recep Tayyip Erdoğan’ın tanıtımı mı amaçlanmıştır?”
Şimdi bu soru Önergesi konusunda ne olacağını ben size söyleyeyim. Soruları sorulann tümü ya inkar edilecek ya da önerge Başbakanlık raflarında uykuya terk ya edilecektir.
İşlerine gelmeyen hiçbir Önergeye yanıt vermiyorlar. Böyece Meclis’in denetim yetkisini göz göre göre çiğneyip gasp ediyorlar.
* * *
Türkiye terörle boğuşurken, Tayyip ABD gezisini sürdürüyor. Obama’nın verdiği direktifleri can kulağı ile dinliyor Obama konuşuyor.“israil bizim dostumuzdur. Haddini bil, israil konusunda çizmeyi aşma. Suriye’ye istediğin kadar bindirebilirsin. Libyalı isyancılar da adamımızdır. 300 milyon dolar yetmez, bavula mavula koyup biraz daha gönder. Filistin ve Gazze işinin pek üzerine gitme, israil’i rahatsıt etme.”
Bunlar elbette böyle değil, diplomatik dille söyleniyor.
Sonra ekliyor:
“Sakın ola ki PKK’yı bitirmek için bile olsa Kuzey Irak’a kara harekatı yapmaya kalkışma. Kuzey Irak bizim bölgemizdiir. Barzani adamımızdır, petrolü bize emanettir. Bugüne kadar uyarılarımızı dinlediğin için sana teşekkür ederim. Barzani, bizim sana emanetimizdir. Eger istersen göstermelik hava harekatı yapabilirsin. Bu konuda bizden izin istemene gerek yok.”
PKK Kuzey Irak’ta yaşıyor, oradan besleniyor. oranın Kürt yönetimi tarafından korunup kollanıyor.
Siz bugüne kadar Tayyip’in, Barzani ve oradaki Kürt yönetimine sert çıktığını, posta koyduğunu duydunuz mu? Elbette duymadınız… Çünkü ABD’den icazet alamıyor.
Eğer Esad ve Kaddafi ABD’nin adamı olsaydı, şimdi onların avukatlığına soyunmuş olacaktı.
Bu örnekleri özellikle veriyorum.
Terör olaylarından canı her gün yanan bir ülkenin “Tek adam (!)” geçinen başbakanı yine her gün Gazze, Filistin, Suriye, Mısır, Libya edebiyatı yapıp milleti bu yolla uyutuyorsa, canımızı yakan terörü bu yolla unutturmaya çalışıyorsa, bunların yazılması gerekir.
Gerekir de, hangi yandaş medya, hangi korkak ve satılık medya bu konuları gündeme taşıyacak! Ankara’daki bomba olayı bile yandaş medyanın sayfalarında dün küçücük yer bulmuştu.
Bu konuda son bir şey daha vurgulamak isterim. Milletin dikkatini başka yerlere çekmek için. Şimdi piyasaya bir de Kıbrıs Rum Kesimi çıkardılar. Onların Akdeniz’de yaptığı petrol sondajlan karşılığında biz de aynı şeyi yapacakmışız!..
Ve donanmamız dün Akdeniz’e açılmış. Hangi donanma?
Yurtsever amirallerinin yarıya yakını Silivri mahkemesi tarafından tutuklanmış olan donanma mı
Burada son bir soru daha sormak, son göz boyama olayına değinmek gerekiyor Şimdi güya Rum Kesimi ile uğraşmaya başlayıp bunu yeni bir propaganda aracı olarak millete yutturmaya yeltenenler, bundan birkaç yıl önce “Yes be annem” sloganlarıyla KKTC’deki insanlarımıza “Annan Planı’na EVET deyip Rum tarafı ile birleşin” diye bastıranlar, bu tezgaha karşa çıktığı için Rauf Denktaş gibi bir Örnek insana hakaret edenler degıl miydi?
Var mı bu soruya yanıt verecek bir iktidar yetkilisi, var mı?
Emin Çöleşan/SÖZCÜ
Yorum Gönder