Yayın Koordinatörümüz Emre Oral eve telefon etti: “Tebrik ederim abi!”
Nezaketen “abi” diyor, “amca” dese yadırgayacak değiliz, rahmetli babası Özer Oral hem arkadaşımız hem meslektaşımız...
Bakalım Emre Oral neyi tebrik etmiş?
Elimizde bir ipucu var, Doğan Haber Ajansı’nın bülteni ve Turgay İpek’in haberi:
“13 milyon liraya açılan yola isim aranıyor.”
Eeee, bundan bize ne?
Hem hangi yolmuş bu?
Yakutiye Belediyesi Erzurum’daki bu yola isim arıyormuş, yaklaşık 2 bin kişi görüş bildirmiş...
AK Partili Belediye Başkanı Ali Korkut’un yaptığı açıklamaya göre “Erzurum’un medar-ı iftiharı Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Milliyet gazetesi yazarı Hasan Pulur başta geliyor”muş...
Sevinmedik desek yalan olur, lakin umutsuz vak’ayız, Belediye Başkanı’nın deyimiyle Erzurum’un medar-ı iftiharı Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yanında adımız kaç para eder ki!
Üstelik, “Televizyonda nasıl başarılı ve zengin olunur” diye bir kitap yazsa, rekor kıracak olan Acun Ilıcalı da varsa...
* * *
Neyse, biz “buna da şükür!” derken “e-mail” bombardımanına uğramışız, “Şike” yazımız birçok okurumuzun tepkisini çekmiş, çoğu bizi kınarken, çok azı da savunmuş...
Kınayanlara cevap hakkı tanımak gerek, en insaflılarından birini seçtik, bakın Ersin Gökbudak neler diyor:
“On yıllarca yazılarınızı okurum. Pek çok zaman yazılarınızın içeriğinde hemfikir olmuşuzdur. Belki biraz da bu devamlılığın gerekçesi budur. Zevkle okurum. Son yazınıza gelince, size göre ortada hiçbir şey yok. Tek neden, nedenini belirtmediğiniz HEDEF FENERBAHÇE. Şike, teşvik veya bunlara girişim yok. Ortalarda dolaşan telefon görüşmeleri, ekilen tarlalar, yeşeren ekinler, Ankara’da sanırım otellerin rahat olup olmadığı, diğer takım başkanlarına ihtiyaçları nedeni ile gönderilen paralar, bir diye bahsettiğiniz ancak gerçekte üç olan futbolcular, sorguda bana şike teklif edildi, ben reddettim diyen futbolcular vs. vs. Bunların hepsinin bu aşamada bile hikâye olduğunu tespit edivermişsiniz.
* * *
Sizlerin düşüncesi bu olabilir. Bu düşüncelerinizi de tabii ki yazabilirsiniz. Yapmış olduğunuz tüm bu değerlendirmelerden önce şunu merak ediyorum. Lütfen bu konuda ne düşünüyorsunuz onu öncelikle yazın. Bir kulübün başkanı, yöneticisi şike veya teşvik işine karışmış ise, bu eylemi gerçekleştirmiş veya teşebbüs etmiş ise, sizin yaklaşımınız nedir? Ne yapılmalıdır? Kulübün, bu kişiler ile ilgili yaklaşımı ne olmalıdır? ‘Kardeşim temizlenene dek kulüp ile ilişkini dondur’ mu demelidir. Yoksa hiçbir sonuç beklemeksizin ‘Kahraman’ mı yapmalıdır.
Futbol enteresan bir oyun. Taraftarlık da öyle. İbretle izliyoruz. En objektif, en sağduyulu, örnek insanlar diye düşündüğümüz insanların yaklaşımını. Hani, bizim kültürümüzde, çapkınlığı kadınlar yapınca en azından ‘hafif meşrep’, erkek yapınca ‘idol’ oluyor ya, sanırım yaşadığımız da bu.
Sonuç olarak, bu sorunu herhalde bu ülkede, şike, teşvik veya bunlara teşebbüsü serbest bırakarak çözebiliriz. Gücü olan yapsın, bu olaylar futbolun bir çeşnisidir. Bundan sonra kimseyi bu suçlarla cezalandıramazsınız. Çünkü artık kimse inanmaz.”
* * *
Biz bu eleştirileri hatta kınamaları hak ettik mi?
70 yıllık Fenerbahçeli olmanın da bedeli var.
Keşke, kadınların o tarihi gösterisini bekleseydik...
* * *
DÜZELTME: Dünkü yazımızda adı geçen Osmanlı Harbiye Bakanı “Güver Paşa” değil “Enver Paşa”dır, düzeltiriz.
Hasan Pulur/Milliyet
24 Eylül 2011
Yorum Gönder