45 günde 45 şehit.
Hakkâri’deki 10 şehitle sonuçlanan son olay; ramazan hürmetine PKK’nin kanlı eylemlerine yanıtı ramazan sonrasına bırakan hükümeti uyandırdı.
“Sözün bittiği yerde” jetler PKK’nin yuvalandığı Kandil, Zap, Hanese ve Hakurk’u vurdu.
Ne var ki yeterli değil.
Yıllardır beklenen sonucu alabilmek için…
…hava harekâtını, Kuzey Irak’ta kalıcı kara harekâtının izlemesi gerekiyor...
Hava harekâtının kara harekâtıyla tamamlanmadığı sürece bugün ağır hasar gören Kandil’deki örgüt, toparlanma sürecine girecek, eylemlerini bir süre yavaşlatacak ve sonra yine kanlı saldırılarına devam edecektir.
***
Polisin Özel Harekât birimlerinin devreye sokulacağı haberleri, önceki yıllarda TSK’nin (örneğin 2007’de 8 gün süren) Kuzey Irak’taki operasyonlarına benzer girişimlerden vazgeçildiği izlenimi veriyor.
Bu haberler; polis Özel Harekât birimlerinin jandarma komandoları ile birlikte veya ayrı olarak Kuzey Irak’taki PKK yuvalarına nokta eylemleri yapması olasılığını güçlendiriyor.
Hükümet hava harekâtını karadan tamamlamaya kararlı mı değil mi, bilinmiyor.
Şayet sözün bittiği yerdeysek; mutlaka sonuç almak zorunda hükümet.
Havadan jetlerle Kuzey Irak’taki PKK yuvalarını vurmak, artık şehit olaylarına dayanamaz durumunda olan ulusal vicdanı bugün bir süre rahatlatmaktan öteye bir anlam ifade etmeyecektir.
***
Üstelik terörle mücadeleyi artık başka alanlarda da genişletmek gerekiyor.
Örneğin KCK (Kürdistan Halklar Konfederasyonu) sorunu.
Kürt sorununun barışçıl yollardan çözümlenmesini savunan kalemlerin bile; “PKK’nin şehir yapılanması - PKK’nin sivil uzantısı - PKK’nin gizli yan kuruluşu” olduğunu yazdıkları KCK’nin üzerine güvenlik güçlerinin ne zaman gideceği ya da gidip gidemeyeceği bilinmiyor.
KCK ile ilgili umutlu bir işareti Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı verdi.
“İstihbarat raporlarına göre bu dönemde terör örgütüne katılımlar azalmadı, arttı” diyor ve teröristlerin “kendi aralarında iletişim kurdukları ikna merkezleri” olduğunu ve söylemeye dili varmıyor ama “karargâh dediği bu merkezlerde karar alıp eylem yaptıklarını” söylüyor.
Bir başka kaynak ise KCK’de BDP uydurması demokratik özerklik dersleri adı altında PKK’ye eleman yetiştiren kurslar olduğundan söz ediyor.
KCK’nin yanı sıra, bir de Kongre dedikleri, fakat BDP’den kimilerinin Kürdistan Meclisi dediği, varlığı ve işlemiyle yasalara aykırı kuruluş var.
Terörle mücadele edilecekse, karadan havadan silahlısı ile içimizdeki yan kuruluşlarıyla topyekûn mücadele edilmeli.
***
PKK’nin bu denli güçlenmesine, içimizde de örgütlenmesine, izlenen politikalar neden oldu.
İmralı’daki terörist başı aracılığıyla terör örgütüyle neredeyse pazarlık aşamasına gelen, hatta kimi protokoller imzalanmasına kadar uzanan görüşmelere girişti hükümet.
Görüşmeler olumsuz etkilemesin diye PKK’ye karşı operasyonlar asgari düzeye çekildi.
Bu arada PKK, daha güçlendi, yurtiçinde, istihbarat dahil her alanda örgütlendi ve… bugün güvenlik güçlerine üstünlük izlenimi veren kanlı eylemlerini arttırdı.
PKK içeriden istihbarat alıyor. Askerin günübirlik hareketlerini daha önceden öğreniyor.
Buna karşın güvenlik güçlerinde zafiyet var.
Örnekleyelim. Şırnak’ta vali muavininin arabası yoldan geçtikten sonra mayın patlıyor.
Mayını patlatan teröristleri yakalamak için derhal operasyon başlatıldığı açıklanıyor.
Nasıl bir operasyon ise:
Teröristler yine aynı yola, aynı gün, bu kez daha güçlü patlayıcılar yerleştiriyor ve pusu kurup askerin geçmesini bekliyor.
Mayınlar patlıyor ve PKK roketlerle askere saldırıyor: 10 şehit!
***
Terörle mücadeleyi kazanmak istiyorsak; dışımızdaki PKK ve içimizdeki yan kuruluşları ve siyasal uzantılarıyla topyekûn ödünsüz, kararlılıkla savaşabilecek miyiz?
Yoksa yine:
PKK eylemlerine karşılık veren yarım yamalak askersel hareketlerle PKK’yi ezdik diye avunacak mıyız?
Cüneyt Arcayürek/Cumhuriyet
Yorum Gönder