A’dan Z’ye iktidar kadrolarını oluşturan yetkililer muhalefet partilerinin geçmişini, Cumhuriyet tarihine adlarını yazdıran onurlu
liderleri karalayarak, üstelik gerçekleri saptırarak siyaset yapıyor.
Tarihe not düşmek gazetecinin görevi ise önce Z’den örnek verelim.
Kasım ayı başlarında eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Darbeleri Araştırma Komisyonu’na davet edildi.
Konu 28 Şubat süreciydi ve komisyona davet, Baykal’ın o tarihle ilgili bildiklerini anlatmasını içeriyordu.
Fakat komisyon bir sürprizle karşılaştı.
Baykal yazdığı bir metni okudu.Komisyonun, milletvekillerini sorgulamaya hukuksal yetkisi olmadığının, bu nedenle komisyonun önce kendi hukuksal konumunu saptaması gerektiğinin altını çizdi.
Komisyon Başkanı Nimet Baş’ın soru yöneltme girişimlerine yanıt vermeyi gereksiz görerek toplantıyı terk etti.
Nimet Baş, eleştiriye tahammül edemeyen lideri gibi Baykal’ın komisyonu sorgulamasına dayanamadı.
Aynı gün sarıldı kâğıda kaleme.
Baykal’a altını üstünü araştırmadığı üç konuda, üç soru içeren bir mektup yazıp gönderdi
Baykal da Baş’ın mektubunda yazdığı soruları aynı gün yanıtladı.
***
Örneğin 28 Şubat denilince askerleri ve medyayı suçlayanlara konuşma olanağı tanıyan Nimet Hanım’a, siyasal, toplumsal marifetleriyle 28 Şubat’a neden olmasına karşın demokrasi mağduru ilan edilen Necmettin Erbakan ve partisi RP ile Tansu Çiller’in DYP’sinden kurulu REFAHYOL hükümetinin nasıl oluştuğunu anımsattı.
Hafızai beşerin nisyanla malul olduğunu örnekleyen Bayan Baş’a; 28 Şubat öncesi parti genel başkanları hakkında Yüce Divan soruşturmaları başlatıldığını… sonra önergeyi verenlerin kendi önergelerini TBMM’de reddettiklerini, ardından siyasal tehdit ve şantajlarla hükümet pazarlıkları yapıldığını ve...
.... bu ortamda REFAHYOL’u kuranların; mal varlığı şaibeli tartışmaları aylardır süregelen DYP lideri Tansu Çiller’i, “Bizimle beraber olan sütten çıkmış ak kaşıktır” diye bağırlarına bastıklarını anlattı...
***
“27 Nisan muhtıra sürecinde TBMM kürsüsünden şu cümleyi sarf ettiniz:
‘Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasına Silahlı Kuvvetler kayıtsız kalmayacaktır’. Nereden biliyordunuz” sorusu yönelten Baş’a, herhalde yaşam boyu yararlanacağı ya da unutamayacağı bir ders verdi.
“Eğer tutanaklardan o cümleyi bulup çıkaramazsanız komisyon başkanı olarak sizin gerçeklerin değil, insanları karalama, suçlama ve itham etmenin peşinde koştuğunuz bir kez daha kanıtlanmış olacaktır” dedi.
Bu ağır suçlamadan sonra Nimet Baş’ın davranışını merak etmiş olabilirsiniz...
Tık yok!
***
Ya iktidarın A’sı?
İktidardaki “muhteşem on yılını” kutladığı 3 Kasım günü yaptığı konuşmadaki örneğin çok partili yaşamın İsmet İnönü liderliğindeki CHP’nin değil, Adnan Menderes ve arkadaşlarının ortak harekâtıyla başladığı, idamları CHP’nin alkışladığı, DP hükümetinden davet almadığı için 1955 Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katılmayan CHP’nin 1950’den itibaren hiçbir Cumhuriyet Bayramı’na katılmadığı gibi kuyruklu yalanları anımsar iseniz...
... örneğin bu iki olayın AKP’nin A’dan Z’ye kimi yetkililerine yalandan kim ölmüş ki özdeyişinin ne kadar yakıştığını bir kez daha saptamış olacaksınız.
***
ABD Başkanlık seçimi:
Üst sınıfa karşı alt ve orta sınıfı, karşı adayın umursamadığını söylediği yüzde 47 yoksulu, görkemli ve zengine karşı mütevazı yaşamı, radikal sınıflara, örneğin Mormonlara karşı olanları temsil eden Barack Obama’nın zaferi!

Yorum Gönder