Sarışın Kasırgası! - Özgen Acar


Osmanlı’nın Mısır’da Süveyş Kanalı’na yaptırmak istediği, ancak Vali İsmail Paşa’nın “ucube” diyerek karşı çıktığı heykel, Nev York’ta “Özgürlük Anıtı” adıyla Ellis Adası’na 28 Ekim 1886’da yerleştirildi.
Anıt, onarımdan geçtikten sonra geçen hafta 28 Ekim’de yeniden ziyarete açıldı. Ama bir günlüğüne! Çünkü “Sandy Kasırgası” ABD’nin doğu kıyılarını kasıp kavurunca yeniden kapatıldı.
ABD’de bu tür kasırgalar, alfabenin harfleri dikkate alınarak sırayla ve bir “kadın” olarak adlandırılır. Amerikan kadınları kasırgadan farksız olmalılar! Bu kezki kasırgaya “Sandy” adı verildi.
İlk bakışta Türkçeye “kumsal” diye çevrilebilecek bu ad, aslında “saman sarısı” anlamında olup bu tür sarışınlara takılan bir addır. Her nedense sarışınların zekâları tartışılır. Ama bu kez “Sandy Kasırgası” başka tartışmalara yol açtı!
Son yüzyılın en önemli kasırgalarından biri olan Sandy, başta Nev York olmak üzere pek çok kenti felç etti. Elektrikler kesilince, tüm ev aletleri, telefonlar, internet çalışamaz oldu. Metroları su bastı. Yüzlerce ev yıkıldı, binlerce insan evsiz barksız kaldı.
Bu koşullardan etkilenen halk yöneticileri suçladı. Tam başkanlık seçimi arifesindeki sarışın kasırga ABD’nin siyasal yaşamını da etkiledi. “Katrina Kasırgası” dönemin Başkanı George V. Bush’u güç durumda bırakmıştı. Şimdi sarışın kasırganın, siyahi başkanın yeniden seçimini olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor.
Bugün ABD’li seçmen Demokrat Partili Barack Hussein Obama-Joe Biden ve Cumhuriyetçi Mitt Romney-Paul Ryan ikilisinden birini seçmek için sandık başına gidiyor. Ayrıca Kongre’nin “Temsilciler Meclisi’nin” 435’inin tümü, 100 sandalyeli Senato’nun da üçte birini seçecekler.
Araştırmalar Obama-Romney yarışmasının sonucunun “fotofiniş” ile belirleneceğini gösteriyor.
Anımsanacağı üzere 2000 seçiminde Cumhuriyetçi Bush - Demokrat Al Gore kapışmasında da benzeri bir durum yaşanmıştı. Hatta Bush, kardeşinin vali olduğu Florida’da seçimi Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile toplamda yalnızca 500 oy farkla kazanmıştı.
Bu kez benzeri durumun Ohio Eyaleti’nde yaşanacağı öngörülüyor. Genelde Cumhuriyetçilerin seçim kaybettiği bu eyalette bu kez Demokratların gerilediği öne sürülüyor.
Romney’in tutucu, Hıristiyan seçmenlerden oy alırken işadamlarından da önemli destek göreceği; Obama’nın ise beyaz olmayanlar, Latinler, gençler ve kadınlardan oy toplayacağı belirtiliyor.
Obama’nın Libya’ya doğrudan asker göndermeyip devreye KAAÖ’yü sokması, Suriye’de boy göstermeyip Şam’ın karşısına Ankara’yı dikmesinin, ABD toprakları dışında savaştan bıkmış Amerikalılardan destek alacağı öngörülüyor.
Yardımcıların TV tartışmasında Biden’in “Suriye’ye Amerikan askeri gönderecekseniz bunu yüksek sesle söyleyin” diye yüklendiği, rakibi Ryan’ın ise “Asker göndermeyi önermiyoruz, ama BM sürecine kapılıp boşuna zaman yitirilmesini de kabul edemeyiz. Rusların Suriye’ye silah göndermesi önlenmeliydi” sözleri siyasalarını da açıklıyor.
1974’te Kıbrıs olaylarında Türkiye’nin tam karşısında yer alan Biden’in, bu tartışmada “Türklerle el ele çalışıyoruz…” sözleri de bazı gerçekleri açıklamış oluyor. Ryan ise Ermeni tasarılarının baş savunucularından biri…
ABD Başkanlık seçiminde ilginç bir uygulama var. Halkın oylamasından sonra 538 üyeden oluşan “Seçici Kurul”da ikinci bir oylama yapılıyor. 270 oyu toplayan başkan seçiliyor. Kamuoyu araştırmaları bu kurulda oyların Obama yönünde ağır bastığını gösteriyor.
Şu andaki Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçiler çoğunlukta, Senato’da ise Demokratlar az farkla öndeler. Başkanlık kadar, Kongre’deki yapısal değişiklik de ABD’nin, dünyanın ve dolayısıyla Türkiye’nin siyasal yaşamında önemli etkiler yaratacak...

Kırmızı Kart!

Kısaca “UBS” olarak bilinen “İsviçre Birleşik Bankası” Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük bankasıdır.
“Üç maymunları” başarıyla oynadığı için dünyanın en önemli “kirli çıkınlarını” barındırır. Çeşitli devlet adamlarından siyasacılara; uyuşturucu kaçakçılarından kara para aklayıcılarına kadar; her türlü mevduata ev sahipliği yapan bir bankadır.
Avrupa’daki ekonomik bozulma UBS’yi de olumsuz etkiledi. Avrupa ve ABD’deki şubeleri dahil 10 bin çalışanının işten çıkarılacağı açıklandı.
ABD’de işten çıkarılanlara bildirimler “Alo… İşten çıkarıldınız. Yarın işe gelmeyin…” biçiminde, telefonla yapıldı!
Londra’da ise sanki dünyada ilk kez uygulanıyormuş gibi İngilizleri hayrete düşüren bir yöntem uygulandı. Sabah bankaya gelen çalışanlardan bazıları, girişte kimlik kartlarını tuttukları güvenlik turnikesinde “yeşil” değil “kırmızı” ışığın yandığını gördüler.Türkçesiyle bu kişiler kovulmuşlardı.
Meslektaşlarım çok iyi anımsarlar… Bu uygulamaya ilk kez Türkiye’de 1994’te bir büyük gazetemizde başlanmıştı. Gazete el değiştirmiş, yeni bir patron gelmişti.
Patron “Gazetede hiçbir sendikalı kalmadığı gün, ben binadan içeri adımımı atarım…” demişti. Dönemin genel yayın yönetmeni kapıya noteri getirmiş, çalışanlar sendikadan istifalarını vermişler, istifa etmeyenlere turnikeler “kırmızı kart” göstermişti.
Çalışanların toplusözleşme güvencesi kalmayınca patron, imparator olmuş, genel yayın yönetmeni de “Petrus” şaraplarının görkemini anlatan yazılarına başlamıştı.
Sonrasında iktidarın sözcülüğü yapılmış, ancak değişen iktidarla uyum sağlanamayınca imparatorluk korkunç yaralar almıştı. Bu oluşum Türkiye’de laikliğin dışına kayan iktidarın güçlenmesine de yol açmıştı.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget