YİRMİBİRİNCİ yüzyılın etik ve teknoloji ortamında herhangi bir amaca varmak için her şey “mubah ve mümkün”dür.
Kısaca özetlemek gerekirse, amaç örneğin devletler arası ilişkilerde hır çıkarmak, taraflardan birini kötülemek ve suçlamak ya da bir ilişkiyi bozmak gibi bir şey olabilir.
Etik ortamda da, eğer felsefe, din, ahlak açısından yalan söylemeye, gerçeği yadsımaya ve insanları rastgele hedef göstermeye yatkınsanız, bu yüzyılda istediğinizi söyler, istediğinizi yapar, işinize gelen her yolu kullanır, şantaja ya da ve işkenceye başvurabilir, kısacası her türlü ahlaksızlığı yapabilirsiniz.
Yüzyılın teknolojisine gelince, orası tam bir olanaklar ummanıdır. Sahte belgeden, ses taklidi elektronik kayda, uyduruk görüntüler, sahneler, film çekimleri falan yaratmaktan başlayıp istenen sesleri çıkartmaya varıncaya kadar her şeyi başarmak elinizdedir.
Dolayısıyla, daha fazla saymaya gerek yok, devletler arası ilişkilerin içine etmek, istediğinizi istediğinizle kapıştırmak işten değildir. Hele, iletişim dünyasının bütün marifetlerini biliyor ve her türlü senaryoyu oynayabiliyorsanız.
Böyle olduğu içindir ki, her zaman da öyleydi ama, özellikle bu yüzyılda her iddiaya, her söylentiye, her habere kuşkuyla bakılmalıdır.
Rusya’dan Suriye’ye giden uçak olayında da aynı durum.
Bunda da, gerçeğe varabilmek için kimin neyi niçin söyleyebileceğini ve yapabileceğini düşünerek çok dikkatli davranmak gerekiyor. Örneğin, aralarındaki ilişkinin bozulması sizi başka bir durumda daha elverişsiz bir duruma sokacaksa, barışsever bir ülke olarak en azından kendi çıkarınızı korumak ve yanlış bir adım atmamak için son derece temkinli davranmalısınız.
Bu düşüncelerle, “Suriye olayı”mıza bakalım: Olayda Suriye’deki yönetime yüklenmek ve onu şöyle ya da böyle devirip kendilerince daha uygun birilerini o devletin başına geçirmek ve özellikle de Ankara’yı savaşa itip kestaneleri ateşten çekmekte kullanmak isteyenlerin böyle bir durumda Moskova’nın davranışını yakından izlemeleri doğaldır. İtiraf edelim ki, Türkiye-Suriye ilişkisinin açıkça bir savaşa dönüştürülemeyişinin başlıca nedeni Rusya’nın böyle bir kapışmaya sıcak bakmamasıdır.
Öyleyse, Rusya’nın tutumunu sadece basit bir “bölgesel barışseverlik”ten çıkarıp “militan Esadseverlik” görüntüsüne büründürmek ve böylece bir taşla hem Moskova’yı hem de Şam’ı zor duruma sokmak için bir senaryo yazıp oynamak istemiş olamazlar mı?

Yorum Gönder