Alın Size Maneviyat! - Zeynep Göğüş

Ben artık Batı medeniyetinin önce maneviyatını istiyorum. Zaten manevisi olmadan maddisi de olmuyor.Varsın sıfır alayım bu yazıdan...

Alın Size Maneviyat! - Zeynep Göğüş

“İlerilerin en gerisinde, gerilerin en ilerisindeyiz!..” Falih Rıfkı teselli niyetine bunu yazdığında yıl 1964. Kötümserliğe kapılmamak için hep bu söze sarıldık, kendi ülkemizden beter durumda olanlara bakıp avunduk.
Neredeyse yarım yüzyıl sonra bir de baktık, artık bu noktanın da gerisine düşmüşüz.
Hapisteki gazeteci sayısında birinci olmak, kadın-erkek eşitliği uçurumunda zirveyi zorlamak gibi göstergeler yüzümüze vuruldukça, “Nerede hata yaptık” sorusu çıkar karşınıza...
Bayram günü sizi bu soruyla baş başa bırakmak değil niyetim, bayramımız kutlu olsun, ama sabah gazeteleri açıp da Anadolu Ajansı’nın geçtiği o fotoğrafı görünce keyfim kaçtı. Fotoğrafta Boğaz’ın Anadolu kıyısındaki sular, akan kurban kanından kıpkırmızı.
Bu görüntü karşısında derin bir suskunluğa kapıldım. Edecek sözüm kalmadı. Sanırım buna şok geçirmek deniyor.
Tatildeyiz, üstelik Kaş gibi cennetten bir köşede... Bin bir tekneye, git Meis’te dolaş, hava güzel, denize gir, balık tut, moral bul!
İyi de iki gün sonra da 29 Ekim. 75’inci yılı Kızılay Meydanı’nda babasıyla dans ederek kutlayan ben değil miyim? 89’uncu yılın kutlama yasakları sinirlerimizi germesin de ne yapsın? Atatürk anıtına çiçek koyulamazmış! Yok artık! Ben de koyacağım, oğlum da koyacak. Ailecek... Yasaktan önce böyle bireysel davranışlar aklımıza gelmezdi, ama artık görev biliyoruz.
Bastırılma duygusu işte böyle bir şey...
***
Liseyi bitiriyoruz. Kompozisyon sınavı: “Mehmet Akif’in Batı’yı anlattığı ‘tek dişi kalmış canavar’ benzetmesini yorumlayınız...”
Batı’nın maddiyatını, yani teknolojisini alıp, maneviyatını reddetmek gibi egemen bir söylem var 70’li yıllarda hâlâ süregelen. Maneviyattan o zaman anladığımız, sömürgecilik. Ne de olsa işgal yaşamış ülkeyiz. Bu çerçevede yazıyorum bir şeyler. Notum 10.
Bugün geldiğimiz noktada ise “maneviyat” meselesine gelip takılıyorum.
Sömürgeci dönem kapandı, ama bizim maneviyatla ilgili ciddi sorunlarımız var. En azından siyasal yaşam bize bu sorunların olduğunu gösterdi.
Batı uygarlığıyla yaptığınız işbirliği, Batı’dan bol kese aldığınız kredilerle kalkınmaktan ibaret olamaz. Özgürlükler olmadan Batı’nın parasıyla “manevi kalkınma” bir yere kadar...
Kaldı ki manevi kalkınmayı hangi din adamıyla yapacaksınız?
Maneviyat bahsinde de Batı’dan alacak çok şey var.
Gazetedeki kanlı Boğaziçi’ni bırakıp yazlıktaki kütüphaneden sararmış bir kitap çekiyorum. Falih Rıfkı yine karşımda. Ve bakın uygarlık için ne yazmış:
“Bir medeniyetin temeli, manevi dediğimiz şeydir. Batı medeniyeti fabrikada imar edilmemiştir. Feylesoflar, ilimciler, yani büyük kafa, ülkücüler, fedailer, hürriyetçiler, fikir uğruna can verenler, yani büyük ahlak, el ele vererek, ortaçağ dinciliği geleneklerini yere vurup, dinle dünyayı ayırarak ve dine yalnız vicdan görevlerini bırakarak bugünkü Batı medeniyetini yaratmışlardır...”
Ben artık Batı medeniyetinin önce maneviyatını istiyorum. Zaten manevisi olmadan maddisi de olmuyor.
Varsın sıfır alayım bu yazıdan...

Yorum Gönderme

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget