Prototip - Emre Kongar

AKP iktidarı ile birlikte siyasette ve medyada yeni bir “prototip” türedi.
Bu prototiptin sloganları kimsenin karşı çıkamayacağı bir genel ilkeyi dile getiriyor…
Çok da güzel bir genel ilke:
“Demokratikleşme” ya da “Daha çok demokrasi” veya “İleri demokrasi” ve buna ek olarak “Askeri vesayet rejimine son!”…
Buraya kadar gayet iyi:
Evrensel bir değer olan “demokrasi” ana amaç…
Bu soyut ana amacın biraz daha somutlaşmış, yarı soyut ifadesi: Çok Partili Rejime geçildiğinden beri Türkiye’yi, başarıları ve başarısızlıklarıyla bugünlere taşıyan “Sağ iktidarlar+Askeri darbeler” ittifakına son vermek ve askeri vesayeti kaldırarak demokrasiyi geliştirmek.
Ama konu iyice somuta, yani yapılan işlere indirgenince, ortaya bir hukuk ve demokrasi faciası çıkıyor:
Siyasal iktidarın etki ve denetimine açık bir yargı düzenine dayalı, seçilmiş sivil iktidarın vesayet rejimi…
Hapishaneleri dolduran Kürtler, politikacılar, bilim insanları, gazeteciler, yazarlar, öğrenciler, askerler…
Hukuki ve mali ceza baskısıyla, Başbakan’ın bizzat dile getirdiği sınırlamalar ve kısıtlamalarla, hedef gösterilen gazetecilerin sorunlarıyla boğuşan, sansür ve otosansür sarmalında can çekişen bir medya ve ifade özgürlüğü…
Öğrencilerin parasız eğitim isteklerini bile terör suçları kapsamına alan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını dahi engelleyen, tam bir yasakçı zihniyet…
Ve herkesle kavgalı, içte ve dışta sürekli olarak yeni düşmanlar gören öfkeli bir tek adam yönetimi!
***
Bu somut manzara karşısında, siyasetteki ve medyadaki prototiplerin sloganları, somut olaylarla son derece ters düşüyor:
“İleri demokrasi” sloganı…
“Türkiye’de basın özgürlüğü Amerika’dan ileri” gibi inciler…
“Rejim askeri vesayetten kurtuluyor, demokrasi gelişiyor” gibi rejimi temel hak ve özgürlükler bağlamında değil de sadece asker-sivil ekseni gibi dar bir çerçevede ele alan bir görüşün dayatmacılığı…
Ve nihayet, temel hak ve özgürlükler, hukuk devleti gibi konulardaki her eleştiriyi, her muhalefeti “Darbecilikle” suçlama refleksi!
Böylece bu prototiplerin ağzındaki “İleri demokrasi” sloganı, gerçek “Demokrasinin” katili oluyor!
***
Bu prototiplerin sadece sloganları değil, tutum ve davranışları da tipik bir otoriter-totaliter yaklaşımı yansıtıyor:
Kendinden başkasını dinlememek…
Temel hak ve özgürlükleri sadece kendisi için istemek…
Temel hak ve özgürlükleri geliştirmek isteyen, hukuk devleti ilkelerini savunanları “Darbecilikle” suçlamak…
Canlı yayın tartışmalarında bağırıp çağırarak, karşısındakilerin sözlerini keserek, papağan gibi hep aynı sloganları tekrarlayıp haklılıklarını kanıtlamaya çalışmak…
Siyasetteki ve medyadaki meslektaşlarını yargıya ihbar etmek, suçlamak, mahkûm etmek ve bu hem muhbir, hem savcı hem yargıç rollerini üstlenerek vardıkları sonuçları sürekli yineleyerek kamuoyu oluşturmaya çalışmak!
***
Türkiye, bu prototiplerin egemen olduğu monist ve baskıcı rejimle, demokratikleşme hedefine doğru değil, totaliterliğe doğru giden otoriterleşme yolunda ilerliyor…
Bu gidişe bir an önce, hem siyasette hem de medyada, çoğulcu ve demokratik yaklaşımla dur demek gerekir!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget