Atatürk, İnönü ya da Ecevit gider miydi? - Mustafa Mutlu

Ankara'daki gazeteci arkadaşlarımız önceki gece "alarm"a geçti...
Aldıkları bilgiye göre, ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sheraton Oteli'nde baş başa görüşüyordu...
Haber müdürleri hemen en deneyimli muhabirlerini bu görüşmenin perde arkasını öğrenmeleri için Sheraton'a gönderdi.
Muhabirler küçücük bir bilgiye ulaşmak için saatlerce didindi ama sonuç çıkmadı!
Sadece bu görüşme için davetin ABD Büyükelçisi'nden geldiğini...
Kılıçdaroğlu'nun en yakın kurmaylarına bile haber vermediğini...
Görüşmenin baş başa gerçekleştirildiğini, içeriye sadece bir "tercüman"ın alındığını öğrenebildiler!
***
Sayın Kılıçdaroğlu:
Siz sadece CHP'nin Genel Başkanı değil, aynı zamanda "anamuhalefet partisi"nin liderisiniz...
Yani; Başbakan'ın alternatifisiniz!
Bir büyükelçi sizinle görüşmek istiyorsa; telefon eder, randevu alır, sonra da atlayıp CHP Genel Merkezi'ne ya da sizin söyleyeceğiniz yere gelir...
Görüşme öncesinde ya da sonrasında da birlikte kameraların karşısına geçip kamuoyunu bilgilendirirsiniz...
Sorulacak tüm soruları, olabildiğince açıklıkla yanıtlar; ortadaki tüm "kuşku"ları kaldırırsınız!
***
Ancak böyle olmuyor:
ABD Büyükelçisi, Türkiye'nin anamuhalefet partisinin liderini bir otele "çağırıyor..."
Siz de hiçbir sakınca görmeden kalkıp gidiyorsunuz...
Partinizin yönetim organlarını bilgilendirmeye bile gerek görmüyorsunuz...
Büyükelçi "Gel" dediği için, gereğini yerine getiriyorsunuz...
Kısacası, gizemli ve hatta "derin" bir görüşmenin iki tarafından biri olmaktan kaçınmıyorsunuz...
***
Yanlış yoldasınız Kemal Bey...
Belli ki farkında bile değilsiniz ama Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün, Bülent Ecevit'in koltuklarında oturuyorsunuz...
Düşünün bakalım; dönemin ABD Büyükelçisi (ya da herhangi bir büyükelçi), onlara böyle bir teklifte bulunabilir miydi?
Böyle bir densizliğe cesaret edebilir miydi?
Etse bile, alacağı yanıt ne olurdu?
***
Diyeceksiniz ki, "Benim yapım böyle... Bu tür protokol kurallarını çok da umursamam..."
İyi de siz Genel Başkan seçildiğiniz günden bu yana artık sadece Kemal Kılıçdaroğlu değilsiniz...
Aynı zamanda size oy verenlerin temsilcisi, bu ülkenin imajısınız!
Türkiye'yi sömürge valilerinin idare ettiği bir "sömürge" görünümüne düşürecek eylemlerin içinde olmamalısınız!
***
Şimdi... Gelelim asıl meseleye:
Ricciardone'nin derdi neymiş Sayın Genel Başkan, sizi neden davet etmiş?
Bunu; tek sözcüğünü bile saklamadan kamuoyuna açıklamanız, boynunuzun borcudur!
EMEK!
Hatırlıyor olmalısınız; Emek Sineması'nın yıkılmasına karşı yapılan protestoda polis göstericilere çok sert müdahalede bulunmuştu...
Ardından da gözaltına alınan eylemciler hakkında dava açılmıştı.
Mahkeme eylemin anayasal hak olduğunu belirterek, Savcı'nın haklarında 6 yıla kadar hapis istenen Hazar Berk Büyüktunca, Özgür İpek, Mehmet Ferit Aka ve Mehmet Berke Göl'ün beraatine karar verdi.
İyi de bu yargılama eksik kalmadı mı?
Madem, sanıkların yaptıkları "anayasal hakkı kullanmak", o zaman bunu kullandırmayan ve vatandaşları döven polislerin, dövme emrini veren polis şeflerinin ve hapislerini isteyen savcının yargılanması gerekmez mi?
Hadi bakalım sanık avukatları; sıra sizde!
GÜNÜN SORUSU
MHP'li Lütfü Türkkan, Başbakan Erdoğan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın yanıtlaması istemiyle ayrı ayrı soru önergesi verip AKP iktidarının yeni hedefinin Anıtkabir olup olmadığını sormuş... Sorum kendisine:
Fırsatını bulurlarsa kaçıracaklarını mı sanıyorsunuz?
Her şey AVM için!
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bir geceyarısı baskını ile ODTÜ Ormanı'nı talan etti ya... Bu işin neden bu kadar alelacele yapıldığı ortaya çıkmış:
Çünkü ODTÜ Ormanı'nın içinden geçirilecek yol, 29 Ekim'de açılışı yapılacak olan Taurus AVM'ye gidiyormuş!
Gördüğünüz gibi her şey yalan!
Tek doğru var; para...
Alışveriş merkezleri de AKP iktidarının "para" kaynağı!
Arsasını satarken para alıyorlar, ruhsat verirken para alıyorlar, yol yaparken para alıyorlar...
Gerçi bu AVM'ler artık eskisi kadar ilgi görmüyor ama; kimin umurunda...
Hani Başbakan, "Yol yapmak için ağaç da keseriz, cami de yıkarız" diyor ya...
Yol için değil; yolun ulaşacağı AVM için yapamayacakları şey yok gerçekten de...
Gezi'yi AVM için talan etmeye kalktılar; ODTÜ Ormanı'ndaki binlerce ağacı bu yüzden katlettiler...
Ne diyelim; gözlerini AVM doyursun!
GÜNÜN İSYANI!
Çağlayan 'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın girişinde yer alan adaletin simgesi "Themis" heykelinin önünde yağlıboya sergisi açılmış... Yetmemiş; fındık satılan ve kan bağışında bulunulan iki stant daha konulmuş... Böylece Adalet Sarayı, AVM'ye dönüştürülmüş! Tüm bunlara izin verilmiş; çünkü bunları açan kurumlar, "kamu yararı"na çalışıyormuş... İsyanım Adalet Bakanı'na:
Bu heykelin önünde kamu yararı için kurban derisi de toplatacak mısınız?

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget