Anıtkabir’den ne zaman yol geçecek? - Tünay Süer

Melih Gökçek tepkilere rağmen inatla ODTÜ ormanlık alanında, bayram tatilini fırsat bilerek bir gecede yaptığı operasyon ile 5 bine yakın ağacı kestirmişti. ODTÜ bileşenleri ve 100. Yıl halkı yerine 5 bin fidan dikeceklerini "Bir gecede katlettiklerini bir günde dikiyoruz” sloganı ile kesilen ağaçların yerlerine fidanlar dikmek istediler. Polis Helikopterleri tepelerinde alçak uçuş yaparlarken onlarca çevik kuvvet otobüsü, 2 akrep ve 1 TOMA bekliyordu onları.
Doğayı korumak isteyen onca insanın üzerlerine önce belediye çalışanları saldırıyorlar, daha sonra da TOMA lar akrepler.
Birbiri ardından atılan gaz ve ses bombaları ile görüntü bir savaş alanına dönüyor.
Atılan gaz fişekleri ile yangınlar çıkıyor, gazdan nefesleri kesilenler, baygınlık geçirenler ve her şeye rağmen canları pahasına yangınları söndürmeye çalışan ODTÜ’lüler, 100.Yıl halkının görüntülerini ancak birkaç ulusal ekranda izleyebildik. Diğerlerinde ise bu görüntüler iktidarın istediği gibi yorumlanarak anlatılıyor.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yandaş televizyonlara çıkıp durum değerlendirmesi yapıyor ve “ODTÜ’de Gezi benzeri olaylar çıkarma gayretleri var” diyor.
Ne yazık ki bu sözleri ile doğayı korumak isteyenleri ötekileştirmeye çalıştıkları halkımıza suçlu göstermeye kalkıyor.
Bunlar nasıl insanlar?
Köprü yapacağız, yol yapacağız kandırmacaları ile doğayı katlediyorlar.
İşin içinde esasen rant var elbette.
Memlekette satılacak bir şey bırakmadılar şimdi sıra Türkiye’nin akciğerlerine geldi.
Neymiş efendim, İstanbul’da 3.köprü, Ankara’da ise, ODTÜ ormanlarından geçireceği otoyol projesi içinmiş tüm bunlar.
İktidarın, doğayı, ormanları yok etme pahasına geliştirdiği projelerden kimlere ne imkânlar sağlanacak ve kimler nemalanacak acaba?
Akıllara bu soru geliyor.
Gün geçmiyor ki bir bölgemizde orman katliamı yapılmasın.
Zira bu iktidar ormanlarımızı ticari bir işletme olarak görmeye başladı.
Dedik ya; satacak bir şey bırakmadılar artık.
                                                                  ****
Melih Gökçek istedikleri yerlere ağaçlar dikeceğim diyor demesine de, başka ağaçlar dikilecek olsa bile ormanın yok edilmesi burada yaşayan tüm canlıların da yok edilmesi anlamına gelmektedir. Ormanda yaşam alanı yok edilen canlılar başka bir yere gidemezler. Besin kıtlığından ya da aralarındaki kendi türü arasındaki çekişme nedeniyle ölürler. Öldüklerini kimse fark etmez. Ekoloji uzmanları doğal alanlara başka türlerin getirilesinin önceden tahmin edilemeyen sorunlara neden olacağını söylüyorlar.
Yol için, köprü için derken öte yanda bir de baraj ve HES'ler, taşocakları, maden aramaları için katledilen ormanlarımız var.
1923'ten 2004'e kadar geçen 81 yılda 1.500 maden ruhsatı verilmiş, 2004 yılından günümüze kadar geçen 9 yılda ise maden ruhsatı sayısı 45.000'e ulaşmış.
Maden arama ruhsatı sayısındaki 3.000 kat artışın Türkiye yüzölçümünün yarısından fazla alana karşılık geldiği hesaplanıyor. https://dogader.org/index.php/basindan
Bunun anlamı, Türkiye’nin yarısı, maden şirketlerine devredilmiş demektir.
                                                                   ****
AKP sadece cumhuriyet devrimleri ile uğraşmıyor, aynı zamanda yaşam alanlarımızı da birer birer yok ediyor.
Devredilen bu alanların üzerinde orman olsun, dere olsun fark etmiyor. Değiştirilen Maden Kanunu, koruma altındaki ormanlar ve sulak alanlarda maden aramalarına izin vermişti. Yeni kanunlar, yasa değişiklikleri ile dava açma nedenlerini ortadan kaldıran iktidar partisi AKP, yaşam alanlarını yok eden bu talanın hesabını mutlaka vermelidir.
Kazdağları'ndaki Karaköy ile birlikte 25 köyün içme suyu olarak ta kullanılan dereye siyanürlü atıklar karıştı.
Köylülerimiz çaresiz. Çevreye, insana, doğaya hiç bir zarar gelmeyeceği yalanları ile memleketimizde ormanlık alanlarımız adeta talan edilmektedir. Açılan maden ocakları hem can kaybı yüzünden hem de zehirlenen sular yüzünden başımıza bir kâbus olmuştur.
Bugün ODTÜ deki ormanlık alanı yol için katleden AKP li belediye başkanı ve göz yuman iktidarın önümüzdeki gün ve yıllarda ANIT KABİR ‘ den de yol geçirmek isteyeceği gün gibi aşikârdır. Atatürk ve devrimlerini birer birer yok eden bir anlayışın en büyük rahatsızlığı Atatürk’ün orada yatmasıdır.
Burada başbakanın “ oraya gidip sap gibi ayakta durmanın alemi nedir” değişinden de bellidir.
                                                                        ****
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, bugün yaptığı açıklamada ODTÜ yolunun Ankaralılar için bir zorunluluk olduğunu belirtti. Yapılacak yolda tünelden başka bir alternatifin söz konusu olmadığını, yol çalışmalarının ODTÜ’nün talebi doğrultusunda tünel şeklinde planlandığını söyledi.
ODTÜ'den yanıt gecikmedi. "ODTÜ ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında imzalanmış hiçbir protokol yoktur. İddialar doğru değildir.
Konu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın dediği gibi “ODTÜ’de Gezi benzeri olaylar çıkarma gayretleri değil doğayı koruma amacı için yapılan eylemlerdir Halk bu yüzden tepkisini göstermektedir.
Hollanda'da bulundan Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Gezi eylemleri için  “Gezi'yi dinsizler, PKK’liler, sarhoşlar, faizciler ve CHP zihniyeti tertipliyor” diyerek utanmadan, sıkılmadan suçlama yapıyor.
Akgündüz’ün, “Gezi Allahsızların işi”, “bir erkek karısını dövebilir” dediği, “recmi İslam’ın içinde geçerli bir ceza” olarak açıkladığı da basında dile getirildi. Bu adam, Profesör olmuş ama kafası halâ aydınlanmamış ve eski çağlarda kalmış. Öğrencilerine nasıl dersler verdiği anlaşılıyor.
Partisinin TBMM'deki grup toplantısında Başbakan Erdoğan ise, ODTÜ'deki yol yapım çalışmalarına ilişkin "Yol medeniyettir. Ama medeni olmayanlar yolun kıymetini anlamazlar. Önünde cami bile olsa yol oradan geçecekse o camiyi yıkar, o camiyi gider başka yerde inşa ederiz" dedi. Bu sözlerin ardında ne var acaba?
                                                                       ****
Toparlarsak, anlayış bu işte .Kılavuzu .... olanın burnu şeyden çıkmazmış derler ya! Başbakan böyle konuşmalar yaparsa, gerisi her şeyi söyleme yetkisi bulur kendinde. Ne var ki başbakana alıştık artık o her zaman sabah söylediğini akşam başka türlü söyler. Üzüm üzüme bak baka kararır derler, bu arada bazıları da ona benzemeye başladılar!
Onun bu görüşleri altında yaranmak için yandaş medya da bir zamanlar Türk Ordusunun darbe yapmak için camiyi bombalayacaklarını defalarca manşetlerine taşımamışlar mıydı?
AVM ler yapmak için kaç cami yıkıldı ve yıkılacak acaba? Din istismarlığı altında halkı ikna kabiliyetleri yüksek olan  ve bu uğurda yapmayacakları olmayan AKP gittikçe sıkışıyor ve düzmece sözler ardına gizleniyor. Oysa bunlar hap gibi kolay kolay yutulmuyor artık çünkü halk her kesimi ile uyandı.
Merakım şudur; Anıt Kabir ’in içinden ne zaman yol geçirecekler? Buna cesaret edebilecekler mi acaba?

Saygılarımla
TC.Tünay Süer
22.Ekim.2013

Yorum Gönderme

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget