Cindoruk'tan “Darbe Komisyonu”na darbe


TBMM’de kurulan “Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu”nda. AKP milletvekillerinin üzerinde durduğu 1960, 1980 darbelerinden çok, 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları oluyor.
28 Haziran 1996 tarihinde Refah Partisi (RP) – Doğru Yol partisi (DYP) koalisyon hükümetini kuran Necmettin Erbakan, 18 Haziran 1997 tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e Bakanlar Kurulu’nun istifa dilekçesini verdi. İstifa, iddia edildiği gibi 28 şubat değil, başka nedenlerdendi. Onu da istifa dilekçesinden okuyoruz:
“RP ve DYP arasındaki Koalisyon Protokolü’ne uygun olarak, bu bir yıllık süreden sonra Başbakanlığın, DYP’ye geçebilmesi için yapmış olduğumuz taahhüde ve iki parti arasındaki mutabakata uymak üzere Başbakanlık görevinden istifa ediyorum. Bu süre içerisinde, gerek Başbakan olarak şahsıma, gerekse 54. Cumhuriyet Hükümeti’ne ve onun üyelerine çalışmalarımızda gösterdiğiniz yakın ilgi ve desteklerinizden dolayı teşekkürlerimizi arz eder, saygılar sunarım.”
Sonuçta, hükümetin istifası istenmemiş, koalisyon hükümeti kendi aralarındaki protokole göre hareket etmiş, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ülkenin genel gidişatını dikkate alıp, Başbakanlık görevini Tansu Çiller’e vermemişti.
Hakim-savcı yerine koyuyorlar
Nimet Baş’ın başkanlığında oluşturulan “Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu”nun görevi “soruşturma” değil, “araştırma”dır. Özellikle AKP milletvekilleri, kendilerini hakim ve savcı yerine koyuyor, davet edilenleri ve onların görevlerini sorguluyorlar.
Bu tutumdan rahatsız olan milletvekilleri de çok. Örneğin dün konuştuğum bir milletvekili “Gazeteciye ‘bu manşeti niçin attınız?’ diye soruluyor, ancak gazeteci ‘sana ne?’ demesi gerekirken bunu söyleyemiyor. Eski Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral’e, ‘mitingi niye yaptınız?’ diye sorulduğunda cevabı ‘Miting yapıp yapamayacağımı sana mı soracaktım’ diye tepki gösterdi. Komisyonun, adeta soruşturma komisyonu gibi algılanmasına, bu şekilde sorular sorulara tepki gösterilmemesinin etkili olduğunu düşünüyorum” diyor.
Cindoruk: Yasama organına yakışmıyor
Komisyon, bugüne kadar 124 kişiyi davet etti. Bunlardan 47’si dinlendi. O davetlere bugüne kadar eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve MGK Üyesi Tahsin Şahinkaya uymadı, Mesut Yılmaz da görüşlerini yazılı olarak göndereceğini bildirdi. .
Dün saat 17.00’de dinlenmesi gerekenlerden birisi de , 1991-1995 yılları arasında TBMM Başkanlığını da yürüten Hüsamettin Cindoruk’tu. Kendisi değil ama mektubu geldi. İşte o mektup:
“Darbe: bir ülkenin tüm coğrafyasının, kurum ve kurallarının meşru olmayan biçimde ele geçirilmesidir.
Türkiye, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 tarihlerinde ağır iki darbe yaşamıştır. Bu oluşların; sanığı, tanığı ve karşıtıyım.TBMM' yi kapatan, meşru olmayan Meclisler kuran, idamlar gerçekleştiren dehşet verici bu süreçlerin, ‘Yaralı Bir Yasama Organı’ tarafından araştırılmasına katkı sağlamayı çok isterdim. Yaşadıklarımızı ve direnişimizi Yüce Meclis'e yansıtma görevini elbette tarafsız biçimde yapmak İçin Komisyonunuz bir fırsat oluşturmuştu.
Ne var ki; ‘Araştırma Komisyonunuz’un son günlerde giderek bir ‘Soruşturma Komisyonu’ na dönüştürüldüğünü gözlemliyorum. Yargı ve Yargıtay aşamasında kapsamlı davalara müdahale edecek
beyanlar, yorumlar, tanıklar, sadece ‘28 Şubat Olayı’na odaklanmış gözüküyor.
Yeni bir darbe ihdas ediliyor
Gazetelere yansıyan beyanlarla, yeni bir ‘darbe olgusu’ geliştiriliyor ve yeni bir darbe ihdas edilmek isteniyor. Silivri Hapishanesi Mahkemelerinde yargılananlar ile Ankara Savcılığı' nın ‘28 Şubat Soruşturması’ ve bir kısım tutuklu generalleri hedef alan suçlayıcı bu süreç, bir yasama organına yakışmayan tarzda, ‘İçtüzüğe aykırı’ nitelik almış bulunuyor.
Bir kısım beyan sahipleri ile Komisyonunuz' un kimi üyeleri; geçmiş dönem yasama faaliyetlerini, yetki ve görevlerini sorgulayan, yargılayan tutum içine girmiş gözüküyor. Dönemin Cumhurbaşkanı da bu kapsama dahil ediliyor.
Parlamenter Rejim'in temel kuralı, ‘İstimrar Kurumu’ oluşudur. Bu kurala göre; parlamentolar, birbirinin devamı olan dönemlerle sürer, gider. Bir dönem, daha önceki dönem Meclisini ve üyelerini suçlayamaz, yargılayamaz. Aksi hal, arada yapılan Meclis seçimlerini geçersiz kılar.
Genel Seçim,yasama üyelerini ve dönemi ibra eder. İstimrar Kuralı'nı, cumhuriyet tarihinde sadece darbeler ihlâl etmiştir. Diğer yandan; tutuklu bir kısım vatandaşlarımızın gıyabında, ‘savunma
hakları’nı kısıtlayan suçlamaları bir ‘araştırma’ kapsamında görmek, Meclis İçtüzüğü' ne de, teamüllerine de aykırıdır. Dört yıl Yüce Meclis'e başkanlık eden, hukukçu bir parlamenter olarak,
davetinize icabet edemeyeceğimi üzülerek, cevaben arz ederim.”
Bu mektuptan sonra Cindoruk’u aradığımda, yeni Anayasa konusunda konferans vermek üzere yurtdışına gitmişti. Biliyor ki, ülke için yapacak daha çokk şeyler var…

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget