Bu iktidar Türkiye’yi yakacak! - Tünay Süer
Ülkemizde öylesine günler yaşıyoruz ki bazen yetkili kişilerden birbirlerine hakaret varan sözler işitiyor, bazen şehit haberleri ile yıkılıyor, hak etmediğimiz üst üste gelen zamlar karşısında da sarsılıyoruz.
Gün geçmesin ki Ergenekon’du Balyozdu adı her ne ise bitmeyen davalar için bir askerimiz bir aydınımız tutuklanmasın. İşsizlik, yoksulluk, cinayetler ve bunların ötesinde bir de savaşa girmek durumu söz konusu olunca inanın Türkiye’yi yaşanmaz, tatsız tuzsuz bir ülkeye çevirdi.
Bir gündem henüz sıcaklığını korurken bir de bakıyorsunuz ki başka bir balon patlayıveriyor.
İki gündür de Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in söylemiş olduğu sözlerle ortalık çalkalanmaya başladı yine.
Bu beyefendi ''Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz ’”diye konuşuverdi. Şimdi bunun arkasından ne çıkacak ve neden böyle konuştu diye düşüneduralım bizler.
Bu sözler ne anlama geliyor dersek ''suçu ve suçluyu övme'', ''görevi ihmal'' ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı büyük bir ''hakaret'' tir.Bence bu müdür mesleği derhal bırakmalıdır. Teröriste ağlayan bir emniyet görevlisi görevini tam yapamaz, kim bilir belki de ölmesin diye bazı şeylere göz yumabilir. İnsanın aklına her şey gelir böyle olunca.
Teröristleri övmek moda oldu sanki. Atatürk, İsmet İnönü dönemini eleştirmesiyle gündem yaratan,, kendisini Tunceli değil de Dersim Milletvekili olarak tanıtan CHP li Hüseyin Aygün PKK’LI teröristlerce kaçırılmış dönüşünde şöyle bir açıklama yapmıştı.
“6-7 saat yürüdük. Dersim dağlarında kaldık. Dersim dağlarını da özlemişim. Ayrılırken sarıldılar, öptüler. ‘Buradaki kardeşlerini unutma’ dediler” .
Dağdaki 18-25 yaş arası oluşan bir grupla muhatap oldum. Tek yolun 4 partinin bir araya gelerek barış için bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyorlar. Gençler eve dönmek istiyorlar. Son derece saygılı bir muamele gördüm.
Birkaç gün sonra o saygılı kardeşler ne yazık ki Tunceli'nin Ovacık İlçesi Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun'un katilleri çıkmıştı.
CHP, PM üyesi ve Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu Tunceli Milletvekili Aygün için
"Yasama, yürütme veya yargıdan birini temsil eden hiç kimse, şiddetin en acımasızına, baskının en koyusuna başvurmayı olağan yöntem haline getirmiş bölücü terör örgütünü 'hak savaşçısı kardeşlerimiz' den oluşan, iyi niyetli bir örgüt olarak tanıtamaz” derken,
Başbakan yardımcısı Sayın Bülent Arınç,
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in sözlerine destek çıkmış ve 'Şahsi takdirlerimi sunuyorum' demişti.
Başbakan Erdoğan’ın sert tepkisinden sonra dahi geri adım atmamış; ”Bana ne getirirse getirsin önemli olan vicdanımın, gönlümün sözünü söylemek ve dinlemektir” diye konuştu.
Günümüzde partilerin genel başkanları ve vekilleri, iktidar partisinde başbakan ve bakanları ayrı ayrı tellerden çalıyorlar. Hangisine inanacağımızı şaşırır olduk.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Meclis'te yaptığı grup konuşmasında, 'Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadele esnasında ölen terörist için ağlamadık, ağlamayız. Bunu da çok açık net söylüyoruz. Bu bizim hem insani hem vicdani görevimizdir. ”Derken yardımcısı ne konuşuyor.
CHP Parti Sözcüsü Haluk Koç Oslo Anlaşmalarını açıklayıp yargıya gideceğiz derken Sayın Kılıçdaroğlu, MİT ve PKK'nın Oslo'da gerçekleştirdiği görüşmeler için, 'Silah bıraktıracaksa görüşmeler devam etmeli' diyor.
Mesela Başbakan Erdoğan başbakan olarak 'Ana dilde eğitime hayır' derken AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu' Ana dilde eğitim ak sütümüz gibi helaldir' diyebiliyor.
Bu karmaşık sözlerin hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz artık. Biri ak derken diğeri kara diyor.
****
AKP Amerika baskısından kendisi ve ülkemizin selameti için kurtulmalıdır.Netice olarak 10 yıllık iktidarı boyunca AKP neredeyse sıfırda almış olduğu terörü tırmandırmış, ABD emperyalizminin çıkarlarına odaklanmış dış politikası ile ülkemizi içinden çıkılmaz sıkıntılara sokmuştur.
Amerika Türk Ordusunun güçlü komutanlarını, aydınlarını dijital, uyduruk suçlamalarla ve bağımlı yargı ile zindanlarda tutsak etmiş, yaptığı anlaşmalarla iktidarın elini kolunu bağlamıştır. Öyle ki AKP ,ABD den izinsiz bir şey yapamaz konuma gelmiştir.
Ülkemiz gizli servislerin ve Ortadoğu’da emperyalizmin özel kuvvet olarak kullandığı çapulcu sürülerinin cirit attığı bir bölge haline gelmiştir.Ana Muhalefet Partisi CHP halkın desteğine rağmen tutarsız politikaları ile AKP ‘in karşısında olamamış ve maalesef Atatürk ideolojisinden sapmalar göstererek kamuda büyük tepki yaratmış ve güven kaybına başlamıştır.
Böyle olunca İŞÇİ Partisi Ana muhalefetin görevini devralmışçasına 6 oku sahiplenerek Atatürk’te birleşme adına kitleleri yanına çekmeye başlamıştır.
Oysa geçen genel seçimlerde ben yazılarımda sıkça Atatürk çizgisinde olan tüm partileri CHP şemsiyesi altında toplanmaya tek yumruk olmaya çağırmıştım.
Gerek İşçi Partisi gerekse Tuncay Özkan’ın Yeni Partisinin Kadıköy ilçe başkanları ile de bu düşüncelerimi paylaşmış, partimin üst kurullarına da iletmiştim. Ne yazık ki Sayın Kılıçdaroğlu’ndan randevu almak çok zordu ve ne işse anlaşma olmamıştı.
CHP milletvekillerinin bazıları gerçekten çok güzel çalışmalar yapıyorlar ama bu çalışmaları yeterince duyuramıyorlar. Medya AKP den yana olunca ya gazetelerin son sayfalarında küçük puntolarla yazılıyor veya televizyonlarda birkaç saniye gösteriliyor. (Başbakanın buna dahi tahammülü olmuyor.)
İŞÇİ PARTİSİNİN YÜKSELİŞİ
CHP Atatürk’ü ağzına almazken İŞÇİ Partisi gençliği, öncüleri ve tüm örgütü ile 6 ilkeye sahip çıkıyor. Yani CHP ‘in yapması gerekeni artık genel başkanı (Sn. Doğu Perinçek) hapiste olan bir partinin inanmış örgütü canı pahasına çalışarak sesini halka duyuruyor, neredeyse her gün bir eylem yapıyor.
CHP de örgütün büyük bir bölümü ulusalcı diye damgalanarak dışlandığından küskün durumda. Buna rağmen Sn.Kılıçdaroğlu geçenlerde bir söz etti şaşırdım. Bu delege ile seçime gitmeyeceğini söyledi. Oysa o delegeler kendi yönetiminin seçmiş olduğu ve Kılıçdar0ğlu’nu genel başkan seçen delegelerdir. Şimdi sayın genel başkan neden böyle düşünüyor anlamak zor.
Atatürk’ün ilk genel başkanı olduğu, Cumhuriyeti kuran bir parti olarak Türkiye’yi içine düştüğü çukurdan kurtarmayı kendisine misyon edinmeliydi.
İçim burkularak ama büyük bir takdirle İŞÇİ Partisini izliyor ve çalışmalarından ötürü gönülden kutluyorum.
****
Suriye uçağıSuriye Havayolları'na ait yolcu uçağı, Türk F-16'ları tarafından inişe zorlandı savaş uçaklarımız eşliğinde Ankara Esenboğa Havalimanı'na saat 17.15'te bildiğiniz gibi indirildi.
Amerika ve İsrail Ajanlarının birleşik projeleri tıkır tıkır işlemektedir. Ergenekon Davalarında nasıl deliller çıktıysa pek muhtemel savaşı gerektirecek bir şeylerin bulunması ihtimal dâhilindedir. Buna hazırlıklı olalım.
Suriye'ye ait bir yolcu uçağının, kargosunda mahiyeti itibarıyla sivil havacılık kuralları gereğince taşınması doğru olmayan bazı malzemeler bulunduğu bilgisi alınmış mış(!)
Dışişleri bakanımız Davutoğlu, Moskova-Şam seferini yapan uçakla ilgili aldıkları bilginin doğru çıkması halinde uluslararası hukukun gereğini yapacaklarını söyledi.
Savaşa bu kadar hevesli bir ülke olamaz ya! Sonuç olarak bu iktidar Türkiye’yi yakacak CHP ve halk bir an önce toparlanmalı gereğini yapmalıdır. Gereği, Atatürk’te birleşmek tek yumruk olmaktır.. Zaman daralıyor yarın ne olacak bilemiyoruz…

Yorum Gönder