“Balyoz” olarak bilinen davada, sanıkların
neredeyse tamamına yakınına hapis cezası verilmesinden sonra, 67’si tutuklu 275
sanıklı “Ergenekon” olarak bilinen davanın da sonuna yaklaşıldı. 13 Aralık’ta,
Cumhuriyet Savcısı dava ile ilgili mütalaasını okumaya başlaması bekleniyor.
Bu dava, 20 Ekim 2008’de başlamıştı. Dava ile ilgili somut olay 2006
yılının Mayıs ayında Cumhuriyet gazetesine üç kez bomba atılması, 17 Aralık
2006’da Danıştay saldırısının gerçekleştirilmesi. İki olayda da, davanın sanığı,
tanığı olan Osman Yıldırım’ın sözleri dışında bir arpa boyu ilerleme olmadığı da
değerlendiriliyor.
34. maddede ilginç bir durum var
Ergenekon olarak
bilinen dava için 13 Aralık kritik bir gün. Çünkü, yıllardır devam eden davanın
sonuna yaklaşıldığı Cumhuriyet Savcısının mütalaayı okumasıyla da görülecek.
Ancak ilginç olan, C.Savcısının dosyası almasından sonra 16 gün içinde mütalaa
hazırlamasının teknik olarak mümkün olmadığı, o yüzden bunun önceden
hazırlandığı gibi bir değerlendirmeye neden olduğunu da belirtelim.
13
Aralık’ta, C.Savcısı ya mütalaasını hazırlayıp mahkemeye sunacak, ya da mütalaa
hazırlamak için ek süre isteyecek. Başka bir seçenek daha var. C.Savcısı,
“davanın mütalaa aşamasına geldiğini görüyorum” deyip, kovuşturmanın
genişletilmesi yönünde talepte de bulunabilir.
27 Kasım 2012 tarihli
duruşmada mahkemenin ara kararının 34. maddesi hayli ilginç. Çünkü, bugüne kadar
cevap verilmeyen müzekkerelerin tekiden yani yeniden istenmesine karar verdi.
Oysa “esas hakkında mütalaa”nın anlamı da, “çalışmalar tamamlandı, dosyada
araştırılacak bir husus kalmadı” demektir.
Mahkemenin, her türlü şüpheden
uzak karar verecek aşamada olunması gerekir. Mahkeme kararından da anlıyoruz ki
hala cevapları beklenen ve bir türlü mahkemeye ulaştırılmayan yazılar var. Eğer,
karar verilecekse, bu durumda müzekkereler boşuna yazıldı demektir.
Dinlenmesine karar verilenler dinlenmedi
“Ergenekon” ile ilgili
belgeleri dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasağun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a
ve Genelkurmay Başkanlığı’na göndermişti. Kuşkusuz, Atasağun’un açıklamaları
davanın sanıkları için önemliydi. Sanıkların dinlenmesini talep ettiği ve daha
önce dinlenmesine mahkeme tarafından karar verilen kişilerin dinlenmeyeceği
anlaşılıyor. O yüzden, 13 Aralık’ta bu konuda da hukuki bir tartışma yaşanacağı
anlaşılıyor.
Ancak mahkeme, bu tartışmaları kesip, 13 Aralık’ta mütalaayı
okutmaya da başlayabilir. Eğer, C.Savcısı mütalaasını okumaya başlarsa bunu bir
an önce bitirmek zorunda. Nedeni söyleyelim:
Mahkeme Başkanı Hasan
Hüseyin Özese, üyeler Sedat Sami Haşıloğlu, Fatih Uslu ile duruşma savcısı
Mehmet Ali Pekgüzel , Adalet Bakanlığı tarafından 36 hakim ve C.savcısı ile
birlikte 18-21 Aralık tarihleri arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde
incelemelerde bulunmak üzere Strazbourg’a gönderilecek. Dolayısıyla mütalaanın
18 Aralık’tan önce okunması gerekecek.
Savunma konusuna nasıl bakıyorlar
“Balyoz Davası”nda olduğu gibi, “Ergenekon” davasından tutuklu olanların da
savunma yapıp yapmayacağı konusunda kafaları karışık. Cezaevinde bu konuda şu
değerlendirmeler yapılıyor:
1- Savunma yapacaklar: “Balyoz Davası”nda
savunma yapanlara “iyi hal indirimi” uygulandı. “Ergenekon”da davanın siyasi
değil, hukuki olduğuna inanların savunma yapmaları bekleniyor.
2- Nasıl
verilirse verilsin: Yıllardır devam eden davanın sanıkları arasında “Bir karar
verilsin de nasıl verilirse verilsin” diyenler var. O yüzden, davanın
sonuçlanması için savunma yapacaklar grubu bulunuyor.
3 - Savunma
yapmayacaklar: Davanın siyasi olduğuna inanan, savunma için şartlar sağlanmadığı
sürece savunma yapmayacak olan grup var. Bunlar tarafsız, bağımsız ve doğal
yargıç teminatına uygun bir savunma yapmak için koşulların hazırlanmasını
istiyor. Yürürlükten kaldırılan CMK 250. maddeye dayalı kurulan mahkemede
yargılama devam etmesini kabul etmeyecekler. Savunma yapmamalarındaki
nedenlerden birisi de avukatlara yeterli söz hakkının verilmemiş olması,
avukat-müvekkil görüşmelerine uygulanan sınırlamaları, duruşmalardan
çıkarılmaları savunmama yapılmamasında da gerekçe gösterecekler.
Mahkeme, avukatı olmayan veya avukatları savunmaya katılmayan sanıklarla
ilgili İstanbul Barosu’ndan, avukat tayini isteyecek. Baro, “Balyoz”da olduğu
gibi istifa etmediği sürece avukat ataması yapmayacağını bildirecek. Bunun
üzerine de mahkeme, savunmalarını sunmaları için süre tayin edecek. Savunma
yapılmaması, “hakkın kötüye kullanması” olarak değerlendirecek ve mahkeme
sanıklarla ilgili kararlarını verecek.
Balyoz davasını izleyen
avukatların görüşü ise Ergenekon’da da ağır cezalar verileceği, davanın da
Haziran ayına kadar sonuçlanacağı yönünde…

Yorum Gönder