Görünen Köy - Işık Kansu

Ankara’daki kimi kılavuzlar, ileride görünen köyü şöyle resmediyorlar:
Gerici ve ayrılıkçı güçlerin “Laik ve üniter devlete ilişkin girişimlerde CHP’ye rağmen bir adım atılamaz” inancı bir süredir ortadan kalktı.
Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP üst yönetimi “yeni anayasa olsun” dedi mi? Dedi. Parti, “anayasa değişikliği” değil, “yeni anayasa istiyor” görüntüsü vermiş oldu mu? Oldu.
AKP, ılımlı İslamı, kendi doğrultusundaki Kürt açılımını, özerkliği ve piyasacılığı, “yeni anayasa”ya dayatacak. Siyasete uzak kadroların yanlışları sayesinde, sımsıkı bağlanmış, ağa düşürülmüş CHP bu kıskaçtan çıkabilecek mi? Çıkamayacak.
Anayasa görüşmelerine en başından canı gönülden, Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle “önkoşulsuz” katıldığı için sonradan cayma olanağına da sahip olamayacak. Adeta, gelişmelerin peşinden sürüklenecek.
Dahası, içindeki çoğunluğu kontenjandan milletvekilliğine atanmış liberallerin de desteği ile AKP, istediği anayasayı çıkaracak.
Ardından gerekirse bir referandum ve yüzde 65 evet!
Böylesi bir ortamda CHP içinde tartışmalar başlayacak ve parti büyük olasılıkla parçalanacak.
Kalan “iskelet” üzerinde CHP kendi ırmağını yeniden bulsa bile, CHP’nin kurduğu rejim yine CHP’nin de katkısıyla tümüyle değiştirilmiş olacak!
Baro Başkanı’na Soru
Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu’nun oturduğu bir lokantada uygulama yapan polislerin “İçkili mekânda bulunan çocuk ailesine teslim edildi” yönünde tutanak düzenlemelerinin ardından yaklaşık 1 yıl geçti.
AKP, olayı bahane ederek cemaate yandaş olmayan kimi iyi yetişmiş polisleri görevden uzaklaştırdı, ama…
O gün, o tutanağın tutulmasına neden olan ve Bakanlar Kurulu’nun 2005’te kabul ettiği İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in, “umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinde kollukça yapılacak denetimlerde; içeride bulunanların kimlikleri sorularak, belgeli turizm işletmeleri hariç olmak üzere, yanlarında veli veya vasileri olsa dahi 18 yaşından küçüklerin kahvehane, kıraathane ile içkili yerlere kabul edilip edilmediği, 18 yaşından küçüklerin kabul edilebildiği belgeli turizm işletmelerinde küçüklere içki servisi yapılıp yapılmadığı”nın denetleneceğine ilişkin madde hükmü halen yürürlükte!
Baro Başkanı Metin Feyzioğlu, bu yönetmeliğe de karşı çıkmalı. Doğrudan kendisine yöneltilmiş bir uygulamaya neden olan yönetmeliğin değiştirilmesi çabası, sanırız CHP tüzüğünü değiştirmekten önce gelir…
Talas’ın Yerine
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, üniversitede türbana karşı duran 30-35 öğretim üyesinin yakından izlendiğini söylemiş.
Nerede yapmış bu konuşmayı? İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde.
Sabahattin Zaim kim? Bir dönem İslam Kalkınma Bankası uzmanlığı yapmış olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “hoca”sı; İlim Yayma Vakfı, İslami İlimler Araştırma Vakfı ile çok sayıda AKP yöneticisinin de üye olduğu Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın kurucusu, “İslam Kalkınma Bankası Yöneticilerini Seçme ve Değerlendirme Komitesi üyeliği”nde de bulunmuş bir profesör.
Çok iyi anımsıyoruz. 12 Eylül darbesi sonrası askeri yönetim, değerli bilim insanı Prof. Dr. Cahit Talas’ı SBF’den uzaklaştırırken yerine Sabahattin Zaim’i getirmek istemişti.
Dün, Cahit Talas’ın ölüm yıldönümüydü. Kendisini ve toplumun eşitliği, uygarlaşması için harcadığı emeği saygıyla anıyoruz.
Vakfedilmişlik
Fırat Kozok’un haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın genişlettiği bir proje gereği; öğrenci velilerine, ev ziyaretlerinde veya okullarda verilecek eğitimlerde “ergenlerde dini tutum ve davranış, din eğitiminin psikolojik temelleri, çocuklara iman öğretimi ve ibadet eğitimi, İslamda anne-baba-çocuk iletişiminin esasları, olağan dışı bir durumda anne-baba tutumları” konuları ele alınacakmış.
Kararı veren Milli Eğitim Bakanlığı’nın başında Ömer Dinçer oturuyor. Daha önce de yazmıştık. Ömer Dinçer, Ensar Vakfı’nın Kurucular Kurulu’nun 49 numaralı üyesidir. Dinçer’in kurucuları arasında yer aldığı vakfın amacı da, onaylanmış senedinde yazılıdır:
“Vakfın halen mevcut ve bilahare elde edilecek olan mal varlığı ile milli ve manevi değerlere bağlı, kabiliyetli gençlere, her derecede tahsil imkânı hazırlamak; bunun için anaokulundan üniversiteye kadar, resmi ve özel okullar açmak, açılmış olan resmi ve özel her kademedeki eğitim müessesesine girmeye hazırlamak; girmiş olanlara burs vermek, iaşe ve ibatelerini sağlamak, ücretli-ücretsiz kurslar, dershaneler, Kuran-ı Kerim kursları, sanat kursları ve eğitim merkezleri açmak; ihtisas için yurtdışına öğrenci göndermek veya gitmiş olanlara burs vermek; imam hatip liselerinde eğitim ve öğretimin daha verimli hale gelmesi için her türlü çalışmayı yapmak, mezunları arasında irtibatı sağlamak.”
Ömer Dinçer, vakfın bu amacına yıllar önce kendini vakfetmiştir. Bakan olunca da aynı amacı milli eğitime uygulayacaktır. Çok doğaldır.

 Işık Kansu/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget