Onların Düğünü - Emin Çölaşan

ÖNCEKİ gün! Yani 28 Ekim Cuma, Saat 17 gibi gazeteden çıktım, eve gideceğim İran Caddesinde anormal bir trafik var. Her yer kilitlenmiş, ortalık düğüm olmuş. O saatte böyle bir şey olmaz. Araç kullananlar ve içindekiler haklı olarak küfrediyor.
Birkaç kişi araçlarından seslendi
“Emin Bey bu rezaleti de yazsana. Ayıptır, bunların bu yaptığına işkence denir. Cumhuriyet Bayramını bize yasaklıyorlar, kendi düğünlerini yapıyorlar.”
Ne olduğunu bilmiyorum, bir taksi şoförü başım taçtan çıkarıp “Sizin Tayyipgillerin düğünü var” dedi. Kimin düğünü olduğunu da bilmiyorum
Bizim ev gazeteye yakın. Yürümeye başladım. Her Sokak, her cadde felç…
Polisler çevreyi tutmuş, trafik araçları, sirenler, araç hoparlörlerinden yapılan anonslar, ortalıkta kıyamet kopuyor.
Ben saf vatandaş da kendi kendime diyorum ki “Düğün olması mümkün değil, bunlar Van’daki deprem nedeniyle bugün Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını iptal ettiler, resepsiyonları, okullarda yapılacak törenleri bile yasakladılar, kendilerine boyle tantanalı düğün yaparlarsa çok ayıp olur!”
Eve doğru yürürken Sheraton Oteli’nin önünden geçtim Her yer tıkalı İran Caddesi Arjantin Caddesi, her yer felç
İşte o bölgede öğrendim ki, hükümet üyesi Zafer Çağlayan’ın oğlu otelde evlenecek, düğüne Çankaya’da ikamet eden AKP’li ile birlikte Tayyip ve tüm Tayyipgiller katılacak
Yolumu biraz değiştirip otele doğru 50 metre yürüdüm ve kapıdaki bir görevliye sordum: “Düğün yapılacak mı? İptal edilmiş olmasın!”
Görevlinin yanıtı ilginçti “Beyefendi onlar bayram kutlamalarını iptal etti. Kendi düğünlerini iptal edecek değiller ya!”
Evet, tüm Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve bu arada resepsiyonlar da o gün Tayyip’in Resmi Gazete de yayınlanan genelgesiyle iptal edilmişti
Cumhuriyet Bayramı deprem bahanesiyle okullarda bile iptal edilmişti ama onların düğünleri yapılıyordu. Deprem bahanesi orada geçerli değildi.
Düğüne hepsi birden katılmıştı Trafik sadece onlar için açılırken pek çok caddede halen kesikli İnsanlar küfrediyordu
Pek çoğu yalakalık amacıyla gönderilen yüzlerce çelenk otelin bahçesine yığılmış, caddelere taşmıştı. Düğüne elbette davetli değildim.  Ama herhalde orkestra çalmış, insanlar coşup eğlenmiş, belki bazıları dans etmiş, gelinle damat için tezahürat yapmıştı.
 Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını ve geçit törenlerini Türkiye tarihinde ilk kez imzasıyla iptal etmekten sıkılmayan şahıs ve ekibi de, düğünde seçkin yerlerini tam kadro almışlardı.
Ne güzel demiş atalarımız “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!”
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını iptal ettiler, beş yıldızlı otelde kendi düğünlerini iptal etmek akıllarına, ya da işlerine gelmedi.
Ama Türk milleti dün ülkenin her yaptığı yürüyüşlerle, onların olmadığı bayramını kutladı.
Helal Olsun!

DEPREM REZALETİ DEVAM EDİYOR


SEVGİLİ okuyucuların, depremi yaşayan Van ve Erciş halkı perişan durumda… Kış bastırdı, insanlara çadır yetiştiremediler. Çadır yüzünden birbirlerini suçladılar.
Van AKP milletvekilleri bile, AKP’nin yan kuruluşu olan Kızılay suçladı. Kızılay ise diyor ki “Elimizde çadır yok, olanı gönderdik. Daha ne gönderelim!”
Deprem yaralan giderek soğuyor Yaşananları kanıksama zamanı artık yaklaşıyor Birkaç gün sonra deprem gündemden düşecek ve oralardaki insanlarımız tamamen kaderleriyle baş başa kalacak
Şimdi hep birlikte Allah’a dua etme zamanıdır.
 ”Rabbim, elde çadır kalmadı. Türkiye’de şu sırada ikinci bir deprem olmasın, aksi takdirde mahvolduk demektir.”
Düşünün ki, daracık bir alanda meydana gelen depremde bile çuvalladılar, işin içine siyaset soktular iş yapacaklarına, oy sömürüsü için Van’ın, BDP’li belediye başkanını hedef aldılar Yardımlara tarikat ve cemaatleri soktular.
Halk rahatsız, sıkıntıda ve tepkili,  Yağmacılık devam ediyor Yıkılan köylere henüz adım atılmadı. Köyler unutuldu.
Şimdi dikkat ediniz. Çankaya da oturmakta AKP’li Bay Abdullah Gül deprem bölgesine gidemiyor Niçin?
Çünkü binlerce polis tarafından korunacağını bildiği halde protesto edilmekten, yuhalanmaktan korkuyor. Türkiye işte bu durumlara düşürüldü.
***
Önce kabadayılık yaptılar “Hiçbir ülkeden yardım istemiyoruz. Teşekkür ederiz!”
Sonra baktılar ki pabuç pahalı düşman ilan ettikleri İsrail’in yardımını bile kabul etmek zorunda kaldılar.
Fakat en ilginç yardımı Suudi Arabistan Kralı Abdullah yaptı ve deprem için 50 milyon dolar gönderdi
Bu adam ve sülalesi, dünyanın en büyük ve en önde hırsızları olarak bilinir. Ülkeyi din ticareti ve din sömürüsü sopası ile yöneten bu sülale, avanta ve rüşvetle ayakla durur Bunlar Suudi Arabistan da uçan kuştan bile rüşvet alır
Dolayısıyla, bu herifin gönderdiği 50 milyon dolar, tam anlamıyla haram paradır. İçindeki bir tek dolar bile helal yollardan elde edilmemiştir.
Bu para haramdır ama depremi yaşayan insanlarımız için analarının ak sütü gibi helaldir Yeter ki onlar için harcansın, duble yollara, Libya, Somali, Filistin vesaireye gitmesin

LİBYA PARALARI NE OLDU

ŞİMDİ bazı okuyucularım belki diyecektir ki “Hırsızlar epeyce büyük bir yardım yapmış!”
Bence öyle değil AKP hükümeti, Libya ‘da ki İslamcı isyancılara tam 300 milyon dolar gönderdi Burada kaç kez yazdım, bu paranın büyük bir bölümünü, oradaki hırsızlara bavullara tıkıştırarak 100 dolarlık banknotlar halinde gönderdiler
Devletin ve milletin 300 milyon dolan gitti gider. O paranın büyük bir bolümü ne idüğü belirsiz isyancıların, Kaddafi’yi linç eden çapulcu takımının ceplerine girdi.
Bu konuda Hükümet yetkililerine sorduğum sorulara hiçbir yanıt verilmedi.
Benim yanıt verilmeyen sorularımdan yola çıkan CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk Hariciyle Nazırı Davutoğlu Ahmet’in yanıt vermesi istemiyle TBMM Başkanlığına bir soru önergesi verdi.
Özetliyorum;
“Emin Çölaşan bu konuyu yazmakta ve sorular sormaktadır. Aradan geçen zaman içerisinde bu durumla ilgili bir açıklama yapılmadığı gibi, sorulan sorulara da herhangi bir yanıt verilmemiştir.
Bu sorular ödediği vergilerin nasıl kullanıldığını ve nerelere harcandığını bilme hakkına sahip tüm yurttaşları ilgilendirmektedir.
Yurttaşlarımızın tüm haklarını koruma andı içmiş milletvekilleri olarak bu soruların yanıtını, temsil ettiğimiz milletimiz adına öğrenmek istiyoruz:

1-            Türkiye Cumhuriyeti, Libya da ki isyancılara hibe yardımı olarak ne kadar para göndermiştir? Bu para neyin karşılığı olarak, hangi yolla gönderilmiştir?
2-            Libya’ya gönderilen hibe yardımı kimlere gitmiştir? Bu konuda yapılan bir anlaşma var mıdır?
3-            Libya’ya gönderilen para hangi kaynaktan sağlanmıştır?”
Hiç kuşkunuz olmasın, öteki yüzlercesi gibi bu önergeye de hiçbir yanıt verilmeyecek, verilse bile gerçekler gizlenecek ve geçiştirilecektir
Ama gün gelecek, bu paraların hesabı tek tek sorulacaktır.

Emin Çölaşan/SÖZCÜ

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget