Fethullah Müridinin Yurtseverlik Terazisi - Emin Çöleşan

YILLAR önce Hürriyet gazetesine genç bir arkadaş gelmişti. Kamuoyunda cambaz diye bilinen Ertuğrul Özkök tarafından göreve başlatılan kendi halinde biriydi. Bir sürü komiklik yapar, seks fıkraları anlatıp herkesi güldürürdü.
Bu çocuk giderek gelişmeye (!) bu kez seks konusunu yazılarında işlemeye başladı.
Cinsel sapkınlıkları yazıya döküp okuyanları utandırıyor, özellikle penis konusunda yazdıklarıyla büyük tepki topluyordu.
Bu nedenle medyada adı penis yazarı kaldı ve alnına pis bir damga gibi yapıştı.
Baktı ki vaziyet kötü, bu izlenimi silmek için girişimlerde bulundu.
Fethullah cemaatine yamandı.
 Yeni bir maden bulan cemaat bizim Serdar Turgut’a kapılarını açtı, onu ağırlamaya başladı.  Yapılan ikna seanslarında gördü ki. Fethullah tayfasının elinde hem büyük para hem de çok büyük siyasi güç vardır…
Ve onların yazılı basındaki önde gelen savunucuları arasında yer aldı. Fethullah’ın avukatlığına soyunmayı içine sindirdi.
Başka gazetecilerle birlikte kendisine de yaptırılan beleş ABD gezileri doğrusu çok hoş oluyordu. Uçak beleş, en lüks oteller beleş, yeme içme ve geziler, her şey beleş! Hem de gidip Fethullah’ın elini öpme ve onun karşısında diz çökerek iltifatlarına nail olma onurunu (!) kazanıyorsun
Bundan iyisi can sağlığı!

* * *
Dünkü yazısında Cumhuriyet aydınları ile birlikte bana da bulaşmaya yeltenmiş özetle şöyle diyor:
“Emin Çölaşan, Cumhuriyet’in sahte aydınlanılın en iyi ve net örneğidir. Kafasında hayali düşmanlar yaratmıştır. Onlar hayali düşmanlarla yaşamaktan pek de memnunlar.”
Sonra Fethullah ’la beni, elinde herhalde var olan yurtseverlik terazisinde (!) tartmış ve şöyle diyor: “Elimizde olabilecek her türlü kritere göre Fethullah Gülen, Emin Çölaşan’dan daha fazla yurtseverdir. Cemaatin içindeki en sıradan insan bile Çölaşan’a yurtseverliği öğretir.”
Hemen belirteyim, Fethullah ‘la benim herhangi bir konuda kıyaslanmam, benim açımdan onur kırıcıdır.
Bizler,  Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda mücadele veren insanlarız. Geçmişimiz belli, yazdıklarımız hiçbirinde bir açık, bir çelişki yok. Yaşamlarını, dümdüz çizgimizi kırmadan, dönek olmadan, alnımızda herhangi leke taşımadan, ona buna yaltaklanmadan, beleş gezilerde ağırlanmadan sürdüren kısanlarız.

***
Şimdi ben Serdar’a sorayım da yanıt versin bakalım. “Senin yurtsever (!) diye tanımladığın o şahıs acaba 1999 yılından bu yana niçin ABD’de yaşıyor? Aradan tam 11 yıl geçti. Hakkında devam eden veya açılmış bir dava yok. Başlatılmış bir soruşturma da yok. O halde Türkiye’ye niçin gelemiyor?
Yoksa bir şeyden mi korkuyor?
Ya da bu adam bu kadar korkak mı?
Yurtsever olduğunu iddia ettiğin adam gelir buraya, mücadelesini aslanlar gibi Türkiye’de yapar. Bu nasıl yurtseverlik?”
Sen ABD’nin Pensilvanya eyaletine gidip yerleşeceksin, postu oraya atacaksın, orada satın alınan 300 dönümlük Çiftlikle şoförlerin, korumaların, aşçı, uşak, hizmetçilerin ve kâtiplerinden oluşan bu müritler topluluğu ile birlikte krallar gibi yaşayacaksın ve Türkiye’nin siyasetini taa oralardan ayarlayıp yön vereceksin!
Ama birileri “Lütfen vatana dönünüz artık Fethullah Hazretleri” diye çağrıda bulununca, arazi olacaksın, “Hastayım” falan gibi mazeretlerin ardına sığınacaksın!
Kurban olsunlar böyle yurtseverliğe!
Madem elinde yurtseverlik terazisi (!) var, bizim Serdar bunları da tartıya bir vursun ama tartarken Bay Fethullah ‘a bir sorsun bakalım “Bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye!

İster yazısında sorsun, ister Pensilvanya’ya bir kez daha davet edildiğinde elini öperken sorsun.
***

Hazrete bir şey daha sorsun. Desin ki “Muhterem pirimiz Hoca efendimiz, dün gazetelerin bir haftalık son satış rakamları açıklandı. Senin Zaman gazetesinin günlük ortalama bayi satışı sadece 17.820 Ama toplam satışa (!) baktığımızda günlük satış rakamı 969.593′e zıplıyor! Peki, ama arada tam 951.773 fark var. Bu 951 bin gazeteyi siz her gün bütün Türkiye’de beleş dağıtıyorsunuz. Buna Suudi Kralı’nın bütçesi bile yetmez. Bu değirmenin suyu nereden geliyor?”
Rakamlar üç aşağı beş yukarı her hafta aynı. Ben bu soruyu burada defalarca sordum, yanıt alamadım. Yurtsever (!) Fethullah Hazretleri belki bizim Serdar a açıklar!

***
Türkiye’yi perde arkasından, ABD den yönetmekle olan Fethullah aslında çok akıllı, kurnaz bir adam. Oltayı kime, kimlere atacağını veya attıracağını çok iyi biliyor. Bu iş için bazı gazeteciler de seçiliyor ve onlara yanaşılıyor!

Oltaya takılan takılıyor ve bir devşirme operasyonu daha başlatılmış oluyor. Tabi bunun çok önemli bir kuralı, o gazetecileri kendi yayın organlarında yüceltmek, beleş yurtiçi ve yurtdışı geziler ayarlamak, onları ABD’ye götürüp Fethullah ‘la tanıştırıp elini öptürmek… Çünkü her külfetin bir nimeti olmalı!
Bir zamanlar bana da çengel atmaya yeltenmişlerdi! Bir kurban Bayramı öncesinde Bay Fethullah tarafından ıslak imzalı gönderilen şu mektuba lütfen bir bakınız!
40 yıl düşünüp kendim için bir övgü yazısı yazmaya niyetlensem, vallahi bu kadarını başaramazdım!
Kartı alınca “Ben neymişim be abi” deyip havalara girmiştim!
Bizim yeni yetme Fethullahçı Serdar bu işlerden pek anlamaz. O henüz öğrenme aşamasında, çiçeği burnunda mürit!
Oltanın kimlere hangi amaçla atıldığını, gazetecileri kafakola alıp devşirmek için nasıl çaba harcandığını bilir de,  bilmezden gelir! Bir dahaki ABD davetinde bu yazıyı da kesip Fethullah Hazretlerine götürsün bakalım onun ne diyeceğini öğrensin!
Hiç değilse -eğer yüreği yeterse- kendisinin nasıl devşirildiğini açıklasın.
Bunları sunun için yazıyorum, bakarsınız ben ve benim gibi düşünenleri de günün birinde devşirip Fethullahçı yaparlar!.. Hiç değilse bu işlemin neyin karşılığında olduğunu öğrenmiş oluruz!
Hele penis yazarlığından Fethullah’a devşirilmenin tadını da bir öğrenirsek, oh ki ohhh!..
Yeme de yanında yat!..

Emin Çöleşan/SÖZCÜ

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget