Uzayda yaşamıyorum sayın arınç! - Tünay Süer

Ben Atatürk’ün açtığı yoldan giden ve DÖNEK olmayan bir Atatürkçüyüm. Dolayısı ile Anayasanın değişimine bel bağlayanlar Anayasada nelerin değişmesini istiyorlar açıkça bunu da bilmek istiyorum.Atatürk  “çok dilli, çok dinli bir imparatorluk olan” Osmanlının küllerinden Milli devlet çıkartabilmeyi başarmış ve bu milletin adı Türk Milletidir demiştir. Bu kavram devletimize vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi kapsamaktadır.
Bundan rahatsızlık duyanlar ve anayasaya etnik tanımları sokuşturmaya çalışanlar kusura bakmasınlar bu düşünceleri ile bölünmemizi isteyip Türkiye’yi parçalamak isteyenlere çanak tutanlardan başkaları olamazlar. CHP’ in hazırlamış olduğu taslakta, Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türklük” ifadesinin yerine “Yurttaşlık” ifadesi yer alması önerisi ve  “Kırmızıçizgileri yok sayarak ön koşulsuz masaya oturma teklifine de bir Atatürkçü olarak hiç sıcak bakmadığımı ifade etmek istiyorum. ( Allahtan hazırlanan sadece bir taslaktır.)
Atatürk’ün önderliğinde büyük bir mücadele ile kazanılan Kurtuluş Savaşı ve arkasından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin iki temel özelliğinden biri millî olmak diğeri de lâik olmaktır.  Biz bir Ulus Devletiz ve bunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur.
Atatürk her yaptığı işte Türklüğü ön plâna çıkararak ve Türklükle övünülmesi gerektiğini vurgulamış, hem insanımızın kendine güvenini yeniden kazanmasını hem de millî bir devlet olmanın gereği olan millî bilincin yerleşmesini sağlamaya çalışmıştır. Onca yıl öncesinde zor şartlar altında bunda başarılı olmuştur. Millî birlik ve beraberlik duygusu bu şekilde gerçekleşmiş ve tüm dünyanın Türk mucizesi olarak adlandırdığı büyük basanlar kazanılmıştır. Bu sıfat bu bayrak altında yaşayan herkes için övünç ve gurur olmalıdır bence. Türk gibi kuvvetli cesur sözleri boşuna çıkmamıştır.
******
Türkiye’deki bütün sorunların sanki Anayasadan kaynaklanırmış gibi gösterilmesi büyük haksızlıktır. Evet, Anayasada 12 Eylül döneminde yapılan değişiklikler ve çağımıza uyum sağlamayan maddeler değiştirilmelidir ama Türklük ve millet kavramına asla dokunulmamalıdır.
Yeni yazılacak olan başlangıç metninde ‘toplumsal ve siyasi şiddeti önleme, barış içinde bir arada yaşama, toplumsal cinsiyet eşitliği, bölgelerarası eşitsizliği de giderecek adil toplumsal kalkınma, tarihsel ve kültürel varlıkların korunması ve sürdürülebilir çevre’ gibi temel kavramlara eyvallah derim ama bunun dışında Türk Milleti kavramına kimse dokunmamalıdır. Ulus kavramını Millî birlik ve beraberlik duygusu zedelemeye kimsenin hakkı yoktur.
Sonra nedir, nedendir ille de Anayasayı acele değiştirmek istemenin manası bunu bana birisi anlatsın ya!
Memlekette halledilmesi gereken onlarca sorun varken (sosyal, siyasal ve ekonomik) bu ne aceledir? Önce bu sorunların ortadan kaldırılması gerekirken sanki her şeyin anayasaya bağlıymış da ondan kaynaklanırmış gibi gösterilmesi beni deli ediyor.
Kış geliyor doğalgaza, elektriğe yapılan zamlar vatandaşın bu kışı soğukta geçirmesi demektir.  Mehmet Ali Birand’ın programına katılan Başbakan yardımcımız Sn. Bülent Arınç zamlar hakkında ne demiş bakın:
M. Ali Birand: “ÖTV zamları hakkında ne diyeceksiniz?” Bülent Arınç: “Gariban halkı etkileyecek zamlar değil.”
M. Ali Birand: “Sigara?” Bülent Arınç: “Sigara öldürür, içmesinler.”
M. Ali Birand: “Telefon?” Bülent Arınç: “Telefonla fazla konuşmasınlar. Cep telefonuyla nasıl konuşulacağını öğrenmemiz lazım.”
M. Ali Birand: Peki, elektriği, doğalgazı nasıl kullanalım? Yanıt; Erken yatın, birbirinize sarılın ısınırsınız.
Sn. Arınç bunları yüzünden tebessümü eksik olmayan tüm sevimli halini takınarak ama kızarmadan söyleyebiliyor.
Öte yandan halkın oyları ile seçilmiş ama düzmece ithamlarla Silivri’de halen tutukluk halleri halka saygısızlık olarak devam eden milletvekilleri için de ne diyor bakalım.
“Ben milletvekillerinin tahliye edilmeleri gerektiğini söyledim, eleştirildim. Sebahat Tuncel’in tahliye olduğu bir Türkiye’de hayli hayli Haberal’ın, Engin Alan’ın bir başkasının mutlaka tahliye edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Ama milletvekili seçilen tahliye edilir diye çok gülünç bir madde yazamayız, bu çok gülünç olur. Genel bir hüküm koymak zorundayız’
Ey Sayın Arınç! Doğalgazı nasıl kullanalım sorusuna verdiğiniz yanıt sanki şaka gibi. Esas komik olan bu sözlerinizdir. (Sarılacak kimsesi olmayanlar neye sarılacaklar? Espri olarak söylüyorum.) Halkla alay eden sözleriniz komikten de öte milleti aşağılamaktır. Halkınıza değer vermemektir. Bunlar ayıptır ya!
Bir başbakan yardımcısına hiç yakışmıyor. Ne yapmak istiyorsunuz? Bu milleti Ortaçağ karanlıklarına mahkûm etmeye kendinizde nasıl hak bulabiliyorsunuz?
Herkesin tuzu sizin gibi kuru değil. Bizlerin bir elleri yağda diğeri balda değil. Kiralarımızı karşılayamıyor yaşam standardının çok altında hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Bu milletin % 50 si diyelim ki size oy verdi onlar dâhil diğer yarısı ile de alay etmektir bu sözleriniz. Size hiç ama hiç yakıştıramadım.
CHP Mersin Milletvekili İsa Gök’ün yemin etmesine de hemen bir punt uyduruverdiniz.
” Bir tane Don Kişot’luk yapan kişi vardı. O da milletvekilliğinden olmamak için kuzu, kuzu geldi ant içti.”
Diyeceğinize iktidar partisinin önemli bir mensubu olarak onun neden yemin etmediğinin çözümünü bulmak üzerinde çalışmak düşerdi size. İsa Gök şimdilerde dile getirdiğiniz tutuklu olan milletvekilleri için protesto amacı ile yemin etmemişti. Sanırım başarılı da oldu. Yeterince sesini duyurdu. Ne yani? Halkın oylarına ihanet edecek veya sizleri memnun etmek için milletvekilliğini geri mi verecekti?
İstifa etmeyip emekliliğini isteyen komutanlarımıza gelince bunu nezaket olarak algılamanız da komik. Ne yani onca hizmetlerinin karşılığı olan analarının ak sütleri gibi helâl aylıklarını devlete mi bırakacaklardı sizce?
Deniz Feneri olayına ve Sn. Kılıçdaroğlu’nun iddialarına gelince;
“Elinde ne kadar kalın dosya sallarsa sallasın, üzerine ne kadar büyük harflerle köstebek yazarsa yazsın, bunların içinin boş olduğunu gördüm ve biliyorum. Bu köstebek lafı Beşir Atalay’a da zaten tutmaz ama Kılıçdaroğlu’nun alnına yapışır.“ Demeniz de çok tuhaf doğrusu.
Köstebek lafı Beşir Atalay’ı tutmaz diyorsunuz ya, güç sizde nasılsa değil mi? İstediğinizi aklar, paklar istediğinizi de Ergenekoncu diye içeri tıkarsınız. Anlayamadığım nokta neden Kılıçdaroğlunun alnına yapışacağıdır? Çıkarttığı belgeleri belgeden saymıyorsunuz hatta bakanlarınızdan birisi telefon kayıtlarında sözler pek anlaşılmıyor filan diyebiliyor ama o anlaşılamayan sözler, dijital eklemelerle insanları tutuklatıp Silivri’ye gönderebiliyorsunuz değil mi?
Kılıçdaroğlu Uğur Dündar’ın programlarında şimdiye kadar tüm iddialarında haklı çıktı. Bunu Star TV de karşısında ter dökenlerde gördük. Yalan mı? Demek ki iddiaları onun alnına değil başkalarının alnına yapışıyormuş.
Her neyse yazımı fazla uzatmak istemiyorum. Sn. Arınç konuştuğunuz zaman masal gibi anlatıyorsunuz, iyi bir konuşmacısınız da bunu takdir ediyorum.
Unuttuğunuz bir şey var ki hatırlatmak isterim.
Ben uzayda yaşamıyorum…

Tünay Süer
http://www.turkcelil.com/?p=40121

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget