İlerleme Raporu’ ve Suç Delilleri - Ali Sirmen

Öğrenci, on dersin sekizinden 10 üzerinden 3’ün altında notlar almış, ancak ikisinden ortaya yaklaşmış ama yine 5’in altında, 4’te kalmış.
Karnesini babasına getirip vermiş.
Adam elindeki “Öğrenci Başarı Çizelgesi” yazan belgeyi elinde çevirip bakmış,
- Bir şeyi anlamadım, demiş, bunun adı neden başarısızlık değil de başarı çizelgesi?
AB Türkiye İlerleme Raporu’nu açıkladığı zaman elimde olmadan bu öyküyü anımsadım ve de güldüm.
1963’ten beri AB’ye aday ülke olan Türkiye, nihayet 2004’te müzakere süreci konusunda yeşil ışık aldı, ama alırken de bu müzakere sürecinin, diğer üyelerinkiyle eşit bir ortaklık statüsüne ulaştırmayacağını da Ankara’ya imzalattılar.
Bu yarım yamalak, güya üyelik statüsü için bile öbür üyelere dayatılmayan, koşullar dayatıldı ve bu dayatmalar sevinçle kabul edildi, bayram yapıldı.
Sonra ne mi oldu?
Sonra hiçbir şey olmadı.
AB’ye üye olacağını sanan saflar topluluğu, aldatıldığını anladı.
Saflar topluluğu özde aldatıldığını anladı ama kimin tarafından aldatıldığını değil.
***
Saflar topluluğu, Avrupa’nın önce “sizi alırım” dediğini, sonra da almayarak aldattığını sanıyordu.
Ve de fena halde yanılıyordu.
Çünkü kendisini aldatanlar, bu işin olmayacağını bilerek, önlerine konan dayatma belgesine imza atanlardı.“Yoksa onlar da mı aldanmışlardı?” diye sormayın.
Onlar aldanmamışlardı, onlar yalnızca müzakere günü istiyorlardı, üyelik değil.
Ve de istediklerini almışlardı.
Sonra maskeli balo başladı.
Türkiye’yi almayacağını belirten AB, sanki alacakmış gibi, ileri sürülen koşulları yerine getirmeye niyetli olmayan Türkiye sanki yapacakmış gibi davranıyor; aptal olmayanlar, maskelerin ardında kimlerin ve nelerin gizlendiğini bildikleri bu maskeli baloyu ibretle izliyorlardı.
Müzakereler yapılıyor, koşullar ileri sürülüyor, kimi fasıllar açılıyor ama hiçbiri kapanmıyor, bu arada, demokrasi Türkiye’de adım adım cendereye girerken neyin ne olduğunu gayet iyi bilen AB’den demokrasi yolunda ilerleyen Türkiye’ye övgüler yağıyordu.
Oynanan oyuna akıl erdirmeyecek bir şey yoktu. Biri alacakmış, öbürü yapacakmış gibi görünen tarafların ikisi de saflar topluluğunun ahmaklığıyla oynuyorlardı.
***
Geçenlerde, adı bile alay kokan bir “ilerleme raporu” daha yayımlandı.
Aslında duruma ve raporun içeriğine bakınca, asıl adının ilerlememe raporu olması gerektiği kolaylıkla anlaşılıyordu ve zaten olayları izleyenler de onu öyle okuyordu.
Bu arada, Hopa’da öğretmen Metin Lokumcu’nun yaşamını kaybetmesini protesto için gösteri yaptıkları gerekçesiyle 22’si tutuklu 28 kişi hakkında 12 yıldan 42 yıla kadar hapis cezası istenen silahlı terör örgütüne üye olma davasının iddianamesine göre, olay sonrası aramada bulunan suç unsuru eşyalar şunlar:
Gri renkli sert plastik borular, bir adet sapı kırılmış, beyaz renkli, üzerinde “Ankara Tabipler Odası Hekime Yönelik Şiddete Hayır” yazısı bulunan şemsiye, 2 adet sarı-kırmızı-siyah renk üzerinde, Toplumsal Özgürlük Öğrenci Kolektifleri yazılı flama. 1 adet ÖDP yazılı flama. 1 adet 90×90 cm. ebadında siyah beyaz kareli puşi.
Bu arada iddianamede yapılan aramalarda yasak olmamasına rağmen Lenin’in “Ne Yapmalı” isimli kitabı, Marx Engels’in Komünist Manifesto’su, Halit Çelenk’in “İdam Gecesi Anıları” vb. bulunduğu da belirtiliyor.
Bunlar da, AB üyeliğinin koşullarını yerine getirmeyi vaat eden Türkiye’de haklarında 42 yıla kadar hapis cezası istenen terör sanıklarıyla ilgili suç kanıtları.
Fazla söze ne hacet!

Ali Sirmen/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget