Bu davada aslında kim yargılanacak?
Fazıl Say hakkında, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla açılan davada Fazıl Say mı, yoksa alıntı yaptığı Ömer Hayyam mı yargılanacak?
“Rubailer”iyle dünyanın her yerinde tanınan Hayyam’ı, bin yıl sonra üstelik dünyaca ünlü bir piyanist üzerinden yargılayarak yine uluslararası bir başarıya imza atmaya hazırlanıyoruz. Hayyam’ın kitapları her yerde yıllardır basılıp satılıyor. Onları da mı toplatacağız?
Edebiyatımız, bugünlerde pek yazılması mümkün olamayacak sertlikte ve açıklıkta, hatta en kaba küfürlerin edildiği hiciv örnekleriyle doludur.
Hatta bunların büyük bölümü de devlet büyüklerine söylenmiş, yazılmıştır.
Örneğin Osmanlı edebiyatının ünlü isimlerinden Nef’i’den alıntı yapmak tehlikeli olabilir günümüzde: “Ya Rab dilimi kusur ve hatadan koru/ Düşüncemi yalan ve ikiyüzlülükten koru/ Rubai vadisinin yoluna ayak bastım/ İki ayaklı anlayışsız eşeklerin ayıplamasından koru...”
***
Şair Eşref şimdi yaşasa böyle ağzına geleni yazabilir miydi bilmem ama o sıralarda yazmış:
“Vakti istibdatta söz söylemek memnu idi/ Ağlatırdı ağzını açsan hükümet mananı/ Devr-i hürriyetteyiz şimdi değişti kaide/ Söyletirler evvela, sonra ...........”
Namık Kemal’e ne demeli peki?
“Edepsizlikte tekleriz/ Kimi görsek etekleriz/ Hak’tan ümit bekleriz/ Ne utanmaz köpekleriz (...) Dalkavuklukta irtikab/ İşte etti bizi harab/ Sen söyle ey Şevketmeab/ Ne utanmaz köpekleriz”
Diyeceksiniz ki, bunları yazanların da başı dertten kurtulmamıştı zamanında.
Aynen öyle. Zamanında...
***
Fazıl piyanosunu çalsın, konuşmasın diyenler de var. Ama bu sefer de ne çaldığına bakmak lazım!
Halk şiirinden bir örnek vereyim isterseniz, gerçi piyano değil bağlama, ama durumu özetliyor Dertli:
“Telli sazdır bunun adı/ Ne ayet dinler ne kadı/ Bunu çalan anlar kendi/ Şeytan bunun neresinde/ Abdest alsan aldın demez/ Namaz kılsan kıldın demez/ Kadı gibi haram yemez/ Şeytan bunun neresinde...”

Yorum Gönder