Büyüklük ve Bürokrasi - Mümtaz Soysal

BÖLGEMİZ, kompleksler bölgesidir. İrili ufaklı ülkeler ve güçlü güçsüz yönetimlerle yöneticiler bakımından da. Çünkü, ülkeler ya vaktiyle sömürgeyken sonradan bağımsızlaşmış veya işgal altına düşmüşken bir kurtuluş savaşıyla bağımsızlıklarını korumuşlardır.
Öyle ülkeler ki, oralarda duygular duyarlıklara, övünmeler öfkelere, kinler hınçlara, beklentiler hesaplara kolaylıkla dönüşür.
Böyle ortamlarda iç politika kolaylaşmıştır. Demagoji, abartma, kabadayılık, büyüklük iddiaları, atıp tutmalar gırla gider. Bireyler olarak, yoksul bırakılmış, iyi okutulmamış, itilip kakılmış, onurlu ve başı dik yaşaması sağlanmamış olmaktan kompleksten komplekse sürüklenen halk yığınları, gönül okşayan sözler söylendiğinde, çılgınca alkışlayıp bağırırlar ve “gurur duyuyoruz” sesleriyle yer gök inler.
İşte o aşama, bürokrasinin devreye girmesini gerektiren kritik aşamadır. Politikacıyı daha hesaplı, temkinli, abartısız olmaya ikna etmek onun işidir. Temelsiz siyasal yandaş, bu tür uyarmalara pek cesaret edemez; gözden düşme, çevreden dışlanma tehlikesi vardır.
Ama, dürüst bürokrat için durum öyle değildir. Onun görevi, devlet mekanizmasının halkın yararına çalışmasını sağlamak, siyasetçinin de o yolda yürümesini kolaylaştırmaktır. Böylesi, belki politikacıyı yakın ve kolay başarı görüntüsünden bir süre yoksun etmek, alkışları ve “gurur duyuyoruz” bağrışmalarını ertelemek anlamına gelebilir, ama sonuç elbette politikanın da, kamunun da, devletin de lehine olacaktır. Memurun aldığı maaş bunun için verilmiştir.
İçteki görevlerin memurları için doğru olan, dış görevlerin insanı olan diplomatlar için haydi haydi doğrudur. Sıradan politikacıya göre dış dünyayı çok daha iyi tanıyan, değişik toplum psikolojilerini kendi deneyimiyle öğrenmiş olan odur; hangi sözün hangi yabancıyı niçin yaralayacağını en iyi o bilir. Örneğin, yerli muhalefet liderleri ile dış politikanın tartışıldığı açık bir toplantıda bile Suriye’nin pervasızlığından söz edilirken, “Biz büyük devletiz, sineklerin her yaptığına cevap verecek değiliz” sözünün bir başbakan ağzından çıkmış olmasındaki yanlışın ne kadar çok zarar verebileceğini ancak bir diplomat ölçebilir.
Böyle olduğu içindir ki, bir diplomatın elde edilmesi istenen sonuç açısından ters bulduğunu mutlaka belirtip hiç değilse “şöyle dense daha iyi olur” demesi beklenir. Bu bir cesaret işi değil, görevin bir gereğidir; diplomat bunun için yetiştirilmiştir.
Yeter ki, politikacıda memur sözü dinlemek erdemi olsun.

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget