Sinek! - Cüneyt Arcayürek

Hükümetin savaş uçağımızı düşüren Suriye’ye karşı nasıl bir yol haritası izleyeceği cumartesiden belliydi.
Pazar günü Suriye’ye savaş açmayacağımız, mukabelei bilmisil
kuralını da işletmeyeceğimiz yazıldı. (Güncel - 24.6.2012)
Aynı gün Başbakan RTE, bu görüşü muhalefet partilerine de açıklamasına karşın; Şam yönetimine hasmane politikaları doğrultusunda RTE’nin uçağın düşürülmesini fırsat bilerek Suriye’ye savaş açması veya mukabelede bulunması olasılığından söz edildi .
Oysa uçağımızın düşürülmesine savaşla mukabele etmek RTE’nin aklının ucundan bile geçmedi.
Esad rejimini devirmek amacıyla Suriye’ye askeri müdahale olanağını aramadı değil, aradı RTE. Ama karşılık, destek bulamadı. ABD, -hele başkanlık seçimi arifesinde- Suriye’ye askeri bir müdahaleye sıcak bakmadı. Batılı ülkeler müdahale dokundurmalarına yan çizdi.
Muhalefeti görüşmeye çağırmasındaki asıl amaç başkaydı.
Yarın öbür gün neden Suriye’ye silahla gereken dersi vermedin diye sorgulanacak olursa; sorunu uluslararası hukuk çerçevesinde çözümleme düşüncesinin Meclis’te temsil edilen partilerin ortak kararı olduğunu söyleyebilecekti.
Oysa CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu cumartesi günü, uçağın düşürüldüğü haberi gelir gelmez olayı kabul etmenin olanaksızlığının ve sorunun uluslararası hukuk çerçevesinde, ama sükûnet içinde çözümlenmesinin altını çizen bir açıklama yaptı.
Bu uyarı RTE’ye silahlı mukabeleyi aklından çıkar demekti!
RTE de adı gibi biliyordu: Düşürülen uçağın Türkiye’ye (ve NATO’ya) bir saldırı olmadığını!
Aradığı bir göz, Allah verdi iki göz RTE’ye. Açıkladı.
NATO’yu anlaşmanın 4. maddesine dayanarak toplantıya çağır ve Şam’a da çak bir nota!
4. madde “Topraklarının bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşünen herhangi bir müttefik istediği zaman ‘istişare’ talebinde bulunabilir” diyor.
NATO’nun istişare toplantısından ne beklenebilir? Diğer üyelerden bol nasihat. Resmi açıklamalarda, Suriye’yi çok ama çok sert kınama ve Türkiye’ye savaş tamtamlarının gürültüsüne kulak asmadığı için bol övgü!
***
Zaten bu olasılığı RTE, muhalefet liderleriyle görüşmesinde doğrulamış: “Biz büyük devletiz. Sineklerin her yaptığına karşılık verecek değiliz” demiş.
Büyük devlet Türkiye. Amenna!
Sinek ise Suriye. Amma velakin:
Küçük ama “sinek” mide bulandırıyor!
RTE, mide bulandıran sineğe karşı bulduğu önlemi ise; “Mücadelemizi uluslararası alanda sürdüreceğiz” diye özetleyiveriyor liderlere!
RTE’nin olayı kendisinden beklendiğinin ötesinde yumuşak bir mecraya yönlendirmesi ola ki kamuoyunda yakışıksız bir davranış diye algılanabilir diye, olası mukabeleye yer veren yorumlara da rastlanıyor: “Biz de Suriye’nin bir uçağını düşürürüz mesela” diyor, hükümete yakın çevreden Taha Akyol!
Nedense yorumlar arasında Kılıçdaroğlu’nun, gerçeğin altını çizen, uçak düşürme olayının “Hükümetin Şam’a karşı yürüttüğü politikasına bir misilleme olduğu kuvvetle muhtemeldir” cümlesi yer almıyor.
CHP Genel Başkanı bir olasılıktan da söz ediyor; oysa, “RTE’nin bıçak kemiğe dayandı türündeki söylemlerinin bir blöften ibaret olduğu algısını, başta Suriyeli muhalifler, bütün dünya kamuoyunun” gördüğü artık bir olasılık değil, gerçek!
Ha, bir de RTE’nin Suriye politikasını durmadan destekleyen, hatta kışkırtan dostlarının değerlendirmelerini de eklemek gerek Kılıçdaroğlu’nun saptamalarına: Örneğin RTE’nin büyük dostu ABD “küstah saldırı” dedi.
Sonra? Dışişleri Bakanı Bayan Clinton “yürü RTE yürü” demedi; Suriye’yi “en ağır biçimde kınadıklarını” açıkladı.
***
Bugün AKP grubunda açıklayacağı yol haritasının özeti; “Kimse Türkiye’nin gücünü ve caydırıcılığını test etmeye cüret etmesin!” olabilir.
İyi ama adam, beş dakika hava sahasını ihlal etti diye uçağımızı Rus füzesiyle düşürüyor.
Hani Şam’daki şu sinek var ya, “küçük” sinek:
Böyyük RTE’nin gücünü de caydırıcılığını da test etmeye cüret ediyor!
Vah ki vah!

Yorum Gönderme

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget