Sahibinin Sesi Olmak ya da Olmamak - Deniz Kavukçuoğlu

Sahibinin Sesi Olmak ya da Olmamak - Deniz Kavukçuoğlu
Onları İstanbul’da Kumkapı ya da Nevizade’de meyhaneler arasında mekik dokuyarak müşteri eğlendiren sokak çalgıcılarına benzetirim. O çalgıcılar gibi üçlü, dörtlü gruplar halinde koşuşturup dururlar. Doğal ki bir farkla, çalgıcılar masadan masaya koşuştururken onlar kanaldan kanala koşuştururlar. Genellikle üç kişiden oluşurlar.
Meyhaneler arası çalgıcılar gibi onlar da o sıralar piyasada ne soruluyorsa o şarkıları “terennüm” ederler.
Örneğin, “Dönülmez akşamın ufkundayız” nasıl rakı sofralarının vazgeçilmezi ise “demokrasi” de ekran bülbüllerinin vazgeçilmezidir. Saatlerce söylenebilir; bunun için Muazzez Abacı ya da Zeki Müren olmak gerekmez, biraz ses, biraz nefes yeterlidir.
***
Şu sıralar bülbüllerimizin demokratlıkları tavana vurmuştur. İktidar zaten güdük olan demokrasimizi kesip biçip kuşa çevirdikçe durumdan vazife çıkarmakta, demokrasi adına, liberallik adına işlenen demokrasi cinayetlerini savunmaktadırlar. Sokak çalgıcılarının ne çalacaklarını müşteriler belirlerken, onlarınkini sahne aldıkları televizyon kanallarının patronları belirler.
Patronların çıkarları iktidarın çıkarlarıyla birebir örtüştüğünden repertuvarlarını belirleyenin iktidar olduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek yoktur.
***
Onlar “sahibinin sesidir”. Eskiler, “Sahibinin Sesi”nin (His Master’s Voice) bir plak markası olduğunu bildikleri gibi simgesinin de kafasını gramofon borusuna yaklaştırmış, sahibinin sesini dinleyen uslu bir köpek olduğunu anımsarlar.
Görevleri kulaklarını sahiplerinin sesine vermek, kuyruk sallamaktır.
Onlar için, örneğin, iktidarın 4+4+4 yasası/uygulaması yoluyla ilk ve ortaöğretimi Sünni/Hanefi inancın egemenliği altına almak girişimi “muhteşem” bir demokrasi açılımıdır. Bu girişimi son derece özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik bulurlar, överler, yere göğe sığdıramazlar.
Onların alkışlarıyla yeni nesiller dindarlaştırılacak, sanat muhafazakârlaştırılacak, operada mescit açılacaktır. Böylece gerçek demokrasi ülkemize de gelmiş olacaktır.
Çeşitli siyasal davalar nedeniyle tutuklanmış, cezaevlerine atılmış binlerce insana uygulanan hukuk dışı yaptırımlar onlar için bir anlam ifade etmez. Kafalarında mahkemeler kurmuşlar, sanıkları yargılamışlar, kesin kararlara varmışlardır; suçlular cezalarını çekecekler, burunları sürtülecektir!
Onların adalet anlayışları da, demokrasi-özgürlük-insanlık anlayışları da sahiplerinin sesiyle biçimlenir.
Tasmalıdırlar.
***
Medyada sayıları az da olsa kişilikli, erdemli, onurlu, yürekli meslektaşlarımız da vardır. Bunlardan biri de CNN Türk’te “Medya Mahallesi” adlı günlük programı hazırlayan ve sunan Ayşenur Arslan’dır. Ne var ki sekiz gün önce apar topar “tatile” gönderilmiştir. Korkusuzluğu, insancıllığı ve dürüstlüğüyle izleyicilerinin gönüllerinde taht kuran Ayşenur Arslan hukuksuzluk cenderesinde ezilen, uzun tutukluluklarla cezaevlerinde ömür tüketen, başta meslektaşlarımız olmak üzere siyasal dava sanıklarının medyadaki sözcüsüydü. Sahibinin sesi olmayanlardandı.
Susturuldu.
Söylentiler, “Medya Mahallesi” programının yayından kaldırılacağı, Ayşenur Arslan’ın görevine dönmeyeceği yönündedir.
Dileriz bu söylentiler boş çıkar.
Top, CNN Türk’tedir. Bekleyip göreceğiz.
***
Değerli dostum Ataol Behramoğlu ağır bir kalp ameliyatı geçirdi. Kendisine geçmiş olsun diyor, bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyor, kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget