Dış destek - Güngör Mengi

Devletler arası ilişkiler, dayandıkları temele göre farklılaşırlar:
Dostluk ve müttefiklik...
Eski Cumhurbaşkanı Demirel “Amerika dost değil sadık müttefik arar bizim coğrafyamızda” demişti bir gün.
Fark nerede derseniz, insanlar gibi devletler de dostlarını kendi değerlerine ortak olanlardan seçer.
Ama müttefik seçeceği zaman onun öncelikle güvenlik çıkarlarına hizmet edeceğinden emin olmak ister.
New York Times’ta yazan Thomas Friedman’ın önceki gün kaleme aldığı yazı Türkiye’nin sınıf değiştirdiğini haber veriyor.
Friedman’ın son yazısı Türkiye’deki demokrasinin “umutsuz vaka” haline geldiğini düşündüren ifadeler taşıyor.
İstanbul’da korkunun kol gezdiğini müşahede etmiş.
Kendisi ile konuşanlar korkudan adlarının saklı kalmasını istemişler.

Amerikan egoizmi

Amerikalı yazar, ekonomideki başarısını kabul etmekle beraber Tayyip Erdoğan’ın bağımsız yargıyı devre dışı bırakarak ve medyayı da gözdağı verip susturarak rejimi denetim imkânlarından yoksun bıraktığını, şimdi buna dost ülkeler desteğinin çekilmesinden kaynaklanan boşluğun eklendiğini anlatmaya çalışıyor.
Mesela ABD’nin bölgedeki savaş rüzgârları nedeniyle Türkiye’yi bir müttefik olarak görmek zorunda olduğunu belirtiyor.
Ve tabii bu yüzden Türkiye’nin hızla dini renkleri olan bir diktaya doğru sürüklenmekte olduğunu öne sürüyor.
Hatta “Obama’nın Erdoğan’a bu konuda açık kart” verdiği yorumunu şu şekilde açıyor:
“Ekonomik büyümeyi sağla, sonra adım adım demokratik kurumları sınırlayabilir ve dini istediğin kadar dayatabilirsin!”
Dış güvenlik sorunlarının ağırlaştığı şu dönemde daha dikkatli olmak gerekecek.
Çünkü Amerikan egoizmi, dost göründüğü her topluma ağır bedel ödetmiştir.
Yani rejimi ılımlı İslâm’dan sultanlığa doğru ilerletmenin ceremesi sadece demokrasi sicilimizin lekelenmesinden ibaret kalmayabilir.
Komşularla sıfır sorun sloganı ile fiyaka yaptığımız günlerden bir iki yıl içinde bugünlere kimin itişleri ile nasıl sürüklendiğimizi unutmamakta büyük yarar vardır.

İçeride ağır kayıp

Dün de itibarlı İngiliz gazetesi Guardian “Tunus ve Mısır gibi ülkelere Türkiye model olamaz. Dışarıda özgürlüğe ilham vermek için Türk hükümeti önce kendi evinde özgürlüğü garanti altına almalı” diye yazıyordu.
Bunu yargısı bağımsız olmayan, medyası özgür olmayan, milletvekillerini halkın değil, her biri farklı bir diktatör olan parti liderlerinin seçtiği ortamda nasıl başaracağız?
Üstüne bir de dış yardım, dost yardımı da kesilmiş...
Türk medyasının çığlıkları işe yaramadı.
Dostlar Türkiye’den yükselen bastırılmış çığlıkları duymadı. Bundan sonra duymaları ihtimali daha azdır.
Çünkü ağır kayıplar verdik. Görevini yapan bağımsız gazetecilerin bir kısmı hapse atıldı, bir kısmı işlerinden atıldı, geri kalanlar da topun ağzında...
Umudumuz müttefik hükümetler değil dost medyadır!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget