Tekbirle Kesildi... - Şükran Soner

 Tekbirle Kesildi...

Canlı yayında izledik.. Başbakan Erdoğanın ucubeolarak nitelediği, hemen yıkımını istediği İnsanlık Anıtı, açılmış davalarda iç ve dış yargının karar vermeleri beklenmeden, buyruk işlemi yapılarak, anıtın seçim öncesi katledilmesi operasyonu başlatıldı. Önceki gün başlatılan infazda, yıkımı yapan işçilerin tekbir sesleri arasında, ikizlerin ilk önce kafaları kesildi..
Tekbir getirme; din bilgelerinin tüm yorumlarında, Allahuekberdiyerek, Allah’ın adının yüceltilmesi.. olarak açıklanıyor. İnanmış Müslümanlar en çok namazlar arasında, inançlarına inanç katmak, sevinç, ferahlığa kavuşmak üzere zorunlu olmayan bu ibadeti yerine getiriyorlar. Yerleşik geleneklerde savaşlarda moral değerlerini yükseltmek, düşmanın moralini bozmak üzere tekbir getiriliyor. Çok sevilen, dine hizmet etmiş kişilerin ölümünün ardından da, cenazeler kaldırılırken tekbir getirilmesi geleneği yaygın.. Bir de siyasal İslami hareketlerin, siyasal içerikli eylemlerinde, çatışmalarında, siyasal cinayetlerde, cenaze kaldırmalarında yaygın tekbir getirme örnekleri yaşanıyor.. İnsanlık Anıtı’nı yıkma ihalesini almış şirketin büyük olasılıkla taşeronluk düzeninde, karın tokluğuna çalıştırılan yıkım işçileri, İnsanlık Anıtı’nın kafasını keserken hangi inanç yorumuna göre, duygularla tekbir getirmişlerdir?
Emperyal düzenin güdülemesinde paramparça, sonuna kadar kullanılan siyasi İslami akımların militanlarının, Müslümanlık adına, cennete gitmek uğruna, tekbir getirerek insanlık suçları işlemelerinin yüzlerce, binlerce örneğine tanıklık ediyoruz.. Farklı şeriat yorumları ile, mezhepler, yorumlar, aşiret çatışmalarında, inançlı Müslümanların diğerlerini, kitleleri, yine inanmış Müslüman olarak, aynı Tanrıya ibadet ederken, tekbir getirerek camilerde, dini törenlerde, cennete gideceklerine inanarak öldürmeye kalkışmaları, toplu terör katliamları en acıtıcıları...
***
Çağın zenginlik, stratejik enerji kaynağı petrol yatakları üzerinde yerleşik çoğunluk İslam dünyasında, emperyal çıkarların maşası bir avuç diktatörün, şeyhin yolsuzluklara batık, halklarını din kardeşlerini emperyal çıkar odaklarına satmaları ile yoksullaşma, yoksunlaşma ile radikal İslami akımlar çatışmaları patlamaları iç içe.. Emperyal çıkarlar eksenli işgallerin olduğu ülkelerde, Irak’ta, Afganistan’da, tersine düşmanlıkla beslenen İran’da şeriat, mezhep, cemaat çatışmaları üzerinden cinayetler, toplu katliamlar, insanlık suçları en acımasız boyutlarda.. derken.... Yoksul, çaresiz İslam dünyasında aynı zamanda uzun soluklu emperyalizmin suç ortaklığını yapan diktatörler, şeyhlere karşı başkaldırılarla gündeme gelen yeni kanlı çatışmalar dünyanın en sıcak gündemi.
Sosyolojik, tarafsız değerlendirmelerde, İslam dünyasında yaşanan bu cemaat, mezhep, siyasal iktidar çatışması gibi görünen kanlı hesaplaşmaların tek açıklaması var: Yoksul Güney dünyası içinde yoksulluğu daha fazla paylaşmamak, en aşağıdaki, en çaresiz olmamak üzere başkaldırmaya çalışanlar, çok çaresiz, başkaca örgütlenmeleri olmadığından birbirlerini aşiret, mezhep üzerinden ezerek üste çıkmaya çalışıyorlar.. Biat kültürü, çaresizlikte yüzyıllar gerisinde kaldığını sandığımız ilkel koşullarda bir kör çatışmadır yaşanıyor.. Kendi din kardeşlerine karşı böylesine acımasız, yok etme kültürünü edinenlerin, öfkelerini, çaresizliklerini bastırma araçları içinde sanata, heykellere, anıtlara düşman olmaları işin doğasında var.
ABD’nin Irak işgalinde medyatik eylem olarak, Saddam’dan çok çekmiş Şiilere, Kürtlere el altından verilmiş araçlarla, iplerle, en ilkel yöntemlerle Bağdat’taki Saddam heykelinin yıktırılması, elbette çok simgesel bir güç gösterisiydi. Taliban Afganistan’daki yenilgisinin acısını çıkarmaya dönük, heykelleri, anıtları indirerek, en ilkel refleksle gösterme gereksinimi içindeydi.
***
Seçim kampanyasını İstanbul’u ada yapacak çılgın kanal projesi ile açan Başbakan Erdoğan, ikinci dönemini tamamlayan AKP iktidarı için, seçim öncesi Kars’taki İnsanlık Anıtı’nı infaz ederek seçimlerde oy artışı yapma hesabı, güç gösterisi gereksinimi, güdüsü neyin nesi? Bu denetlenemeyen orantısız iktidar güç gösterisi, yaşamın her alanına dönük, kendi istediklerini yapmak.. İleri Demokrasiye yürüyüş yolunu, kendi için Müslümanfelsefesi ile çizmek, önlerine çıkan her engeli, insan hakları, demokrasi, güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığını ayaklar altına alarak çözmeye kalkışmak.. Özünde hiç de kolay bir yürüyüş değil.. Kaçınılmaz, diktatörleşme eğiliminden, orantısız güç kullanmadan, tehditten daha çok besleniyor..
Konu milyonlarca üniversite adayı, sınavlara katılan gençlerin geleceği ile oynamak olsa bile.. Gözü kara militan kadrolaşmada YÖKte, ÖSYMde çuvalladık, yanlıştan dönüyoruzdemektense, kör inatla tatmin oldukdemek, ödün vermemek kolay yol gibi görülebiliyor.. Ödün vermemek uğruna sanata, heykele düşman Taliban’a benzemek yolu bile seçilebiliyor.

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget