Sevinç-Kahır; Umut-Utanç... - Zeynep Oral

 Sevinç-Kahır; Umut-Utanç...

Öylesine şiddetli yaşıyoruz ki yaşadıklarımızı… Ölümler, acılar, kahırlar arasında tutunacak dallar arayarak, bir uçtan ötekine savrularak… Sevinçle kahır, umutla utanç arasında gidip gelerek…
Kucaklaşma fırtınası
Hafta sonu TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın son günleri muhteşemdi. Cumhuriyet Kitap Standı’nın önünü görmeliydiniz. En çok Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve İlhan Taşcı’nın kitapları için kuyruğa girdi millet.
İzmir’in aydınlık okurlarla kucaklaşmamda ise sohbeti, imzayı tamamlayan hep Balbay’a yollanan sevgi mesajlarıydı.
Sevgili Balbay, hücren İzmirlilerin yolladığı ışıkla yıkanıyordur şimdilerde, ama ben yine de gün ışığına çıkmanı sabırsızlıkla bekliyorum. Düşüncelerinden, yazdıklarından dolayı kimsenin hücrelere kapatılmayacağı günleri bekliyorum…
İzmir’den dönüş uçağımda fuarın bu yılki onur konuğu için TÜYAP’ın yayımladığı, Enver Ercanın hazırladığı “Bir Hayatın Şiiri: Refik Durbaş” kitabını okuyordum. Hayatta en sevdiğim şairlerden olan Refik Durbaş beni öyle bir “uçurdu” ki, uçak İstanbul’a indi ben hâlâ bulutların üzerindeyim…
Taksim-Sarıyer öpücükleri
Haftanın en muhteşem protesto eylemi hiç kuşkusuz Taksim-Sarıyer otobüs hattında yaşandı. Şu gençler harika!
Anımsayacaksınız, birbirine sarılmış genç bir çifte, İETT şoförü “İnin lan arabadan! Burası seks yapma yeri değil” diye meydan okumuş, tehdit ve taciz etmişti. Olaya müdahale etmek isteyen bir başka genç de yumruklanmıştı… (Devleti yönetenler, protesto edenlerin karşısına ben de 10 bin öğrenci çıkarırım, yok şu kadar bozkurt çıkarırım diye gençleri birbirine kırdırırlarsa, elbet şoförü de böyle olur…)
Sarılma yasağını, tehdit, hakaret, taciz ve baskıyı protesto etmek için bir avuç genç en barışçı protesto eylemini gerçekleştirdi. İnternetten örgütlendiler. Taksim’den Sarıyer’e hareket eden otobüse binen çiftler, bol bol öpüştüler! Sonra Gümüşsuyu’nda ilk durakta indiler!
İyi ki indiler, bakarsınız onlara da panzerler, gaz bombaları, coplar sallayabilirdi güvenlik güçleri ve de hükümet!
‘Allahüekber’le kesilen başlar
İzliyorsunuz değil mi! Kahroluyorsunuz değil mi!
Allahüekber” diyerek işe giriştiler. “İnsanlık Anıtı”nı insana utanç veren, kahreden bir iştahla parçalıyorlar. Bir bütünün iki parçası olan, Mehmet Aksoyun “Çocuklarım” dediği heykellerin birinin başını keserek başladılar.
İnadım inat, dediğim dedik yüzünden…
Mehmet Aksoy’un söylediği her sözcük, bir daha asla beni terk etmeyecek biçimde içime yerleşiyor. Yıkıcılara, yok edicilere karşı kinimi, öfkemi, nefretimi biliyor…
Utanç duyuyorum, hem yıktıranlardan hem de bu yıkım karşısında sessiz kalabilenlerden! Susanlar, sessiz kalanlar hiç utanmaz mı diye şaşıyorum. Hani her fırsatta TV’lerde, basın da demeçler veren hak huk’çu başıları neredesiniz!
Hadi Bedri Baykamın bıçaklanmasına ses çıkarmadınız, Erdoğana karşı diye içinizden oh olsun bile dediniz, bu “Talibanizm”e de mi susacaksınız!
Bu akşam: Ferzan’ın gecesi
Bu akşam, “Maggip Musicale Fiorentino” (kısaca Floransa Baharı) Festivali’nin açılışı var! Açılış Verdi’nin Aida” operasıyla… Eseri sahneye koyan Ferzan Özpetek!
Sinema dünyasının en büyüklerine nasip olmuştur opera sahnelemek (Visconti’leri, Zefirelli’leri düşünün ) Şimdi sıra Ferzan Özpetek’te. Eseri ünlü şef Zubin Mehta yönetiyor. Zubin Mehta, festival öncesindeki basın toplantısında Ferzan’ın “şancıları”, “oyuncuya” da dönüştürdüğünü vurguluyordu.
Ferzan Özpetek’le konuşuyorum telefonda. Bu ilk operası. Heyecanlı mı? “Değilim sanıyordum ama dün gece hiç uyuyamadım” diyor. Görkemli değil yalın bir “Aida” gerçekleştirdiğini söylüyor. (Devamı, yarınki yazımda...)
Merak mı ettiniz? Ben meraktan ve heyecandan ölüyorum. O nedenle bugün Floransa’ya uçuyorum!

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget