Kızıldeniz’e de kanal açılmıştı - Hasan Pulur


 Kızıldeniz’e de kanal açılmıştı
Başbakan kanal açıp, Karadeniz’le Marmara’yı birleştiren bir çılgın projeyi açıklayınca kıyamet koptu.
Bereket versin Sayın Başbakan, “çılgın” lafını kendileri ettiklerine göre, “çılgın” demek suç değil, “çılgınlık” derseniz başınız derde girmez.
Kimi Kanuni’nin dedi, kimi Fatih’e mal etti, kimi Ecevit’e kadar indirdi, şahit de Bayrampaşa Belediye Başkanı Necdet Özkan…
* * *
İstanbul o günlerde susuzluktan kıvranıyordu, Yalova’dan denizden tanker tanker su getirilip Kuruçeşme’ye yanaşıyor, şehre su pompalıyorlar, hatta yağmur duasına çıkanlar olduğu gibi, yağmur bombası patlatanlar bile vardı.
İşte o günlerde DSP’nin başındaki Ecevit, bombayı patlattı:
“Karadeniz’den kanal açılacak, Büyükçekmece gölüne su aktarılacak, deniz suyu ile göldeki suyun tadı, kıvamında kaynaştırılacak.”
* * *
Herkesin bir tanığı var, bizim tanığımız da Hasan Mani’dir, az mı konuşmuştuk…
Yani sizin anlayacağınız, bugün ülkenin en önemli konusunun temelinde Beşiktaş’taki “Balıkçı Turgut”un masaları, sandalyeleri vardır.
* * *
Nereden nereye geldik.
Denize o kanalı açmak yeni bir hayal değildir.
Mehmet Âkif bile yapmıştır.
Ortaokulda ilk ezberlediğimiz manzume buydu.
Yıl 1945, ortaokuldayız, okul müdürümüz rahmetli Mahir İz. Aruz veznini öğretirken Mehmet Âkif’ten iki ezber ödevi vermişti:
“Ressam ve Bülbül ezberlenecek!”
Ressamı seçtik hoşumuza gitti…
Bir zenginin resim merakı…
* * *
Hikâyemiz şöyle başlar:
“Bir zamanlar vardı ya tarih-i mukaddes modası
Yeni yaptırdığı köşkün büyükçe bir odası…
Mutlaka eski tesavir ile ziynetlemek isteyen bir adam
Aratır hayli zaman bir ressam.”
Bulana kadar anladınız herhalde, ressam öyle bir resim yapacak ki eski menkıbelere uysun, mitolojik bir resim…
Ressam bulunur:
“Biri çıkar ortaya ben yaparım, der
Boyar ama ne boyar, kıpkırmızı boya çeker odanın her yerine…”
Zengin şaşırır:
“Bu ne?”
* * *
Ressam eserini anlatır:
“Bu resim askeri koşmaktayken firavunun
Bahr-i Ahmer’in yarılıp geçmesidir Musa’nın”
Zenginin tepesi atar:
“Hani Musa be adam?”
Ressamda cevap mı yok?
“Karaya çıkmış!”
“Ya bu kan rengi boya?”
Ressamın cevabı hazır:
“Bahr-i Ahmer bu, yeşil olmaz ya!”
Doğru, Kızıldeniz yeşil olmaz ki, adı üstünde…
Köşk sahibi çok memnun:
“Doğrusu pek güzel levha imiş şenlendi oda!”
* * *
Kim bilir kaç hata yaptık, rahmetli Mahir İz olsaydı.
“Kusura bakmayın hocam!” derdik:
“60 küsur yıllık köhne hafızadan kalan bu!”
Diyeceksiniz ki “Kitaplıktan ‘Safahat’ı alsaydın!”
Haklısınız ama, yere düşürdüğümüz anahtarı bile alamıyoruz, kaç gündür iki büklüm, yaşayıp gidiyoruz…
Doktor Eser Alptekin’e göre çoğu gitmiş azı kalmış…
Bekliyoruz…

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget