İstanbul’a Kıymak… - Bekir Coşkun

 İstanbul’a Kıymak…
Ben onu hayat kadınına benzetmiştim…
İlk tanıdığımda hâlâ güzeldi…
Ve âşık olmuştum İstanbul’a…
Uzak Anadolu köşesinden gelmiş utangaç gence, tepelerini sere serpe gösterirken, onu ti’ye alarak kahkahalar atıyordu…
*
Zaman geçti…
Her geleni mutlu etmekten, her geleni kucağına almaktan ve simsarlar tarafından hovardalara satılmaktan bitkin düşmüştü…
Bacağında zampara siyasetçilerin, hoyrat müteahhitlerin, görgüsüz zenginlerin diş izleri vardı…
Sırtında kömür, kum, çakıl tüccarlarının bıçak yaraları…
Ormanımsı saçları yer yer açılmış, çelik çubuklara dönüşmüştü…
Eski güzelliğinden eser kalmamış, boğazında sahte taşlardan iki gerdanlık…
Güzel yüzünde silüetini bozan sivilceler, çıbanlar…
Ten kokusunun yerine, burunları düşüren kötü bir parfüm kokusu…
*
Eski sevgililerini anlatıyordu kahkahalar atarak, sarhoş olduğunda:
“İlk Mehmet aldı beni…
“Mehmet kim?..”
“Fatih…”
“……!”
“Büyük topu vardı…”
“…….!”
“Nice sultanlar, paşalar, devlet adamları koynuma girdiler sonraları… Süleyman Bey vardı Isparta eşrafından, şu boğazımdaki kolyeyi o taktı… Şunu da tombul sevgili Turgut Bey ‘bu hakikisi’ diye taktı boynuma, sahte çıktı…”
Kimi zaman ağladı:
“Ucuz ucuza sattılar beni… Köylüler bile ayakkabılarını kapının önünde çıkartıp çıkartıp geldiler, gece kondular her yanıma…”
Kimi zaman sildi akan rimelini:
“İmam nikâhı yaptı…”
“Kim?..”
“Şu badem bıyık…”
“…….!”
“Sonra taşlarımı, broşlarımı, kemerlerimi çalıp sattı…”
*
Ona şu çılgın kuma projesini söyleyemedim…
*
Çünkü ben bir zamanlar âşık olmuştum İstanbul’a…
Çok güzeldi…
Bazı zamanlar yine de gidip dizinin dibine oturmak, sonra koynunda kıvrılıp uyumak gelir içimden, geçmiş günlerin anısına…
Siz ona kıysanız da, kıymasanız da…

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget