Asıl Önemlisi Güven Yok Oldu - Ali Sirmen

 Asıl Önemlisi Güven Yok Oldu

Televizyon başına oturmuş YSK’nin kararını bekliyoruz. Saat 17.00, henüz bir şey yok.
Bakalım, nasıl bir karar çıkacak kriz çözülecek mi?
Aslında, kararı beklemeye de gerek yok. Nasıl bir karara varılırsa varılsın, sorun çözülmüş olmayacak.
Bağımsızların seçime katılmalarının önündeki engel kaldırılsa bile bir şey değişmeyecek.
Çünkü artık güven yok olmuştur ve yeniden geri gelmesi olanaksız görülmektedir.
YSK’nin veto kararı tabii ki, mesnetsiz değil. Anayasanın 76. maddesi kimlerin seçilme haklarından yoksun kalacağını belirtmiş.
Bu engeller kalkmadığı sürece, bazı kimselerin seçilmeleri mümkün değil. Nitekim Gültan Kışanak’ın veto edilmesini de bu çerçeve içinde ele almak gerekir.
Pekiyi de aynı Gültan Kışanak’ın adaylığı 2007 seçimlerinde nasıl kabul edilip kendisi nasıl parlamentoya alınmış, 2011’de neden aday olamazsın deniliyor?
Bu konuda yapılan açıklamalar inandırıcı değil.
YSK, kimi adayların seçilme engellerinin kaldırıldığı yolunda belge ibraz etmemelerini veto nedeni saymış.
Madem bir eksik vardı, giderilmesi için müracaat sırasında adaylar neden uyarılmadı?
***
Ayrıca kimi bağımsız adayların seçilme yasaklarının kalktığı konusunda mahkemeden alınmış belge ibraz etmeleri gerekli mi?
Yeni Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin 2. fıkrası “kişi işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlayıncaya kadar bu hakkını kullanamaz” dediğine ve cezaların infazının tamamlanması halinde yasağın kendiliğinden kalktığı aşikâr olduğuna göre, mahkemeden belge getirmeye gerek olmadığı yalnızca, infazın tamamlandığının kanıtlanması yettiği ortada değil mi?
Anayasanın 76. maddesindeki suçlarda getirilen yasaklar durduğu sürece, kimi suçların infazının tamamlandıktan sonra yasakların kalkıp kalkmayacağı konusu ayrıca yoruma muhtaç değil mi?
Nitekim öğretim üyesi Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu, anayasanın 76. maddesi değişmedikçe söz konusu adayların seçimlere katılmalarının tartışmaya açık olduğunu ileri sürüyor.
Tabii ki, bu adayların seçime girmeleri siyasi açıdan daha sağlıklıdır. Ama YSK’nin siyasi saiklerden çok, hukuki gerekçelerden hareket etmesi gerekmez mi?
YSK’nin kararı ne olursa olsun, yine çözülmemiş ve ne yazık ki, çözülemeyecek olan bir güven sorunu ile karşı karşıya bulunmaktayız.
***
Siyasi iktidar topu yargıya atarak sorumluluktan kurtulma imkânına sahip değildir.
Yargı, var olan yasaları uygular. Yasaları, uygulayıcılarını ikircikte bırakmayacak bir açıklıkla düzenleyip durumu demokrasiye uydurmak, siyasal iktidarın görevidir.
Ayrıca Türkiye siyasal iktidarın öncülük ettiği 12 Eylül 2010 referandumunu yaşamıştır. Bu referandumun gerekçelerinden biri, 12 Eylül Anayasası’nın yasaklarını ortadan kaldırmaktı.
Tabii gerçek gerekçe bu değildi. Asıl amaç yargıyı ele geçirmekti. Israrla vurguladığımız bu gerçek şimdi 76. madde dolayısıyla bir kez daha ortaya çıkmış bulunmaktadır. Mademki, demokrasinin önündeki engeller kaldırılıyordu, o zaman anayasanın 76. maddesi sorunu neden çözülmedi?
Son gelişmelerden sonra herkes, tereddüt içinde ve soruları birbiri ardına sıralıyor:
Bütün bu karışık durumun nedeni yüzde 10 barajıdır. Bu barajı kaldırmamakta direnen iktidarın samimi demokratlığına nasıl inanalım?
- YSK’nin vetosunda AKP’nin hiç etkisi olmamış mıdır?
- Yoksa bile, kamuoyunu buna inandırmak nasıl mümkün olacaktır?
- Eksiklikler konusunda partilere yapılan uyarılar, bağımsızlara neden yapılmamıştır?
- Vetolardan sonra geri adım atılması hukuki nedenlerden mi, siyasi saiklerden mi kaynaklanmıştır?
- Bir sınavı bile doğru dürüst yapamayan, her konuda şaibe altında olan rejimin genel seçimleri hilesiz hurdasız yürüteceğine nasıl güvenilebilir?
- Güven yok olunca, demokrasi ne olur?

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget