12 Eylül askeri faşist darbesi ve onu izleyen süreç Türkiye’yi nereye getirdi?
Bu soruyu insan sık sık sormalı!
12 Eylül’ün baskıcı ve yasakçı zihniyeti sürdüğü gibi, çıkardığı önemli yasalar da yerli yerinde duruyor.
32 yıllık süreçte ne Seçim Yasası değişti ne de Siyasi Partiler Yasası.
Sıkıyönetim mahkemelerinin yerini devlet güvenlik mahkemeleri aldı, ardından apoletsiz özel yetkili mahkemeler...
Bugün ÖYM’ye hukuk ve adalet penceresinden baktığınızda aklınıza ne geliyor?
“Bağımsız ve tarafsız olmadığı... CMK 250’nin verdiği yetkilerle, ÖYM’ler başlarına buyruk davranıyor, suçluyla suçsuzu aynı torbanın içine koyarak yargılıyor, tutukluluk süreleri hükümlülüğe dönüşmüş oluyor...”
HSYK, ÖYM’ye atadığı savcı ve yargıçlarda, savcı ve yargıçların kıdem ve uzmanlık alanlarına bakıyor mu?
Bakmıyor!
O zaman işler arapsaçına dönüyor, AB ülkelerinde tepkiler yoğunlaşıyor...
Dünya genelinde 32 bin kişi terör suçundan tutuklu bulunuyor...
32 bin terör tutuklusunun 13 bininin Türkiye’de olması, bilmem izan sahibi insanların, özellikle savcıların ve yargıçların vicdanını sızlatıyor mu?
***
15 yaşında bir çocuk Mersin’de terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle yargılandı ve 8.5 yıl hapis, binlerce lira para cezasına mahkûm oldu.
Çocuk mahkemesinde yargılanan çocuğun cezası ertelenmedi.
Elinde kaleminden başka bir şey olmayan gazeteciler, üniversite öğrencileri terörist yaftasıyla yargılanırken, anneler gözyaşı döküyor...
Ne diyor anneler adliye önünde:
“Yeter artık, vicdansızlar!”
Annelerin çığlığından, toplum olarak hepimizin ders çıkarması gerekir...
Siyasetçiler, gazeteciler, savcılar, yargıçlar, aydınlar!
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, BDP’li milletvekillerini cezaevinde ziyaret ettiğinde şaşırıyor.
Koşullar berbat... 20 kişilik koğuşlarda 60 kişi kalıyor... Günde sadece yarım saat su veriliyor...
İşin ilginç yanı, Cemile Yanar adında 70 yaşında bir kadın var terör örgütü sanığı olarak...
Komisyon üyelerinden CHP Milletvekili Malik Ecder Özdemir, izlenimlerini Cumhuriyet’ten Ayşe Sayın’a şöyle anlatıyor:
“70 yaşındaki bir kadının terör örgütü kurduğu iddiası akıldan ve mantıktan ne kadar yoksun. Belki bu insanlar PKK’li değil... Sanki devletin zorla PKK’li yapma gibi bir politikası var.”
***
Bir ülkede bir yanda “ileri demokrasi, özgürlük” diyeceksiniz, öte yanda “parasız eğitim istiyoruz” pankartı açan üniversiteli gençlerimizi terör örgütü üyesi yaftasıyla gözaltına alıp ardından tutuklayacaksınız.
Söyler misiniz, hangi gelişmiş demokraside böyle bir uygulama vardır?
Sırtınızı 12 Eylül’ün getirdiği Seçim ve Siyasi Partiler yasalarına dayayıp tek adamlığa soyunacaksınız, işin ucu size dokunduğunda özel yetkili mahkemelere çekidüzen vermeye kalkacaksınız.
Demokrasi ve özgürlüklerin evrensel önemini bilmeden bir ülkede, düşünceyi, ifade özgürlüğünü “suç öğesi” olarak görmek toplumu ileriye değil geriye götürür.
O toplum “biat kültürü”yle yetiştirildiği için hem askeri hem de sivil darbelere alkış tutar, boyun eğer...
***
Birileri “darbe, mafya, çete, terör” diyerek özel yetkili mahkemelere sahip çıkıyor, yaratılan “korku imparatorluğu”nun sürmesini istiyor...
Şanlıurfa Cezaevi’nde 13 tutuklu cayır cayır yanarken sadece seyrettik...
İçimiz acımadı, kördüğüm olduğumuz için...
Adliye önlerindeki annelerin çığlığı ise yürekleri dağlıyor:
“Yeter artık, vicdansızlar!”
Çığlıklarını duyuyor musunuz?
Yorum Gönder