Türkiye’yi yöneten ekibin yeni hedefi çocuklarımız...
Önce Recep Tayyip Erdoğan, AKP İstanbul Gençlik Kolları Kongresi’nde, Necip Fazıl Kısakürek’ten alıntı ile o hedefi belirlemişti:
“Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik...”
Ardından da Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, hedefi koyan ekibi geçen mayıs ayında Konya’da açıkladı:
“Üstad Necip Fazıl Kısakürek, bizim için sembol isim. Bizim tarihimizde, düşünce hayatımızda önemli rol oynayan, iz bırakan önemli bir isim. Bizim kuşağımızda emeği olan bir isim. Türkiye’de soylu, seviyeli düşünce adına kim varsa, Necip Fazıl Kısakürek’ten pay almıştır. Bizim kendi düşünce dünyamız adına bunu aynen söyleyebilirim. Türkiye, bugün çok büyük bir değişim geçiriyor. Son 10 yıldır Türkiye, büyük bir değişim geçiriyor. Bu değişimin başında olan ekipler, bunu gerçekleştirenler, o dönemde yetişmiş olanlar, bütün birikimlerini, Necip Fazıl Kısakürek’in düşüncesinden, emeğinden beslenerek bugünlere gelmiştir.”
Atalay’ın sözünü ettiği “dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı” olarak yetişmiş ve bugün 1923 devrimi ile kurulmuş Cumhuriyeti değiştiren kadrodur bu.
Necip Fazıl “Halka değil, Hakk’a inanan; meclisinin duvarında ‘Hâkimiyet Hakk’ındır’ düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakk’a kölelikte bilen bir gençlik” diye süren o konuşmasını, 1975’te Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) düzenlediği Milli Gençlik Gecesi’nde okumuştu.
İslamcı Eylem Örgütleri Dünya Rehberi’ne göre, Suudi Arabistan kökenli Rabıta örgütüne bağlı kuruluşların arasında bulunan MTTB’nin yetiştirdiği ve bugün Türkiye’yi yöneten kimi devlet büyüklerimizi -geçmişte MTTB’de yaptıkları görevlerle birlikte- tanıyalım:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül (MTTB’de Merkez İcra Konseyi Muhasibi, İcra Konseyi üyesi, Genel Yönetim Kurulu üyesi ve Tiyatro Müdürü), TBMM Başkanı Cemil Çiçek (1970’te MTTB’nin düzenlediği ve Fener Rum Patrikhanesi aleyhine gösterilerin de yer aldığı “Fetih Haftası” mitinginde konuşma yaptı), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (MTTB Tesisler Müdür Yardımcısı, Kültür Müdürü), Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay (1968’de ilk türban eylemini destekleyen MTTB’ye bağlı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Talebe Derneği Başkanı), Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç (MTTB faaliyetlerine katıldı), Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu (MTTB faaliyetlerine katıldı), Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer (MTTB Dış Temaslar Müdür Yardımcısı), Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Bahaettin Cebeci (MTTB İcra Konseyi üyesi, Kültür Müdürü ve Murakebe Heyeti yedek üyesi), AKP Genel Başkan Danışmanı ve eski milletvekili Akif Gülle (MTTB Samsun Başkanı), İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş (MTTB Ortaöğretim Komitesi üyesi), Konya Belediye Başkanı Tahir Akyürek (MTTB Eğitim Müdür Yardımcısı, Genel Yönetim Kurulu üyesi ve muhasibi), Batman Üniversitesi Rektörü Abdüsselam Uluçam (MTTB Tiyatro Müdür Yardımcısı, Tiyatro Müdürü).
Bu tablo karşısında akla ister istemez bir kurt düşüyor:
Geçmişte solda kurulmuş bir derneğin üyeleri, MTTB ekibi gibi parti kurup Türkiye’yi dönüştürmeye kalkışsalardı, halleri nice olurdu?
Savaş Suçlusu!
Oslo görüşmesi gündemden düşmüyor, düşmeyecek de...
Polislikten dönme gazete yazarı Emre Uslu, Oslo’da, Başbakan’ın özel korunaklı temsilcisi Hakan Fidan’ın altına imza attığı PKK ile mutabakat metninde “Güneydoğu’da görev yapan güvenlik görevlileri savaş suçlusu olarak yargılanacak” ifadesinin yer aldığını ileri sürdü. Ayrılıkçı şiddet örgütünün başlarından Murat Karayılan ile görüşen gazeteci Avni Özgürel de, Oslo sürecinin Başbakan’ın emri ve MGK kararıyla başlatıldığını, Hakan Fidan’ın o görüşmelere Başbakan’ın danışmanı olarak katıldığını, toplantı tutanaklarının görüşmeye aracılık eden İngiliz istihbaratının elinde olduğunu dile getirdi.
Bir tek resmi yetkili çıkıp da bu ciddi savları yalanlamadı. Dahası konu kamuoyunda hiç tartışılmadı bile.
Akil adamcılık oynayanlar, merak edip “Güneydoğu’daki güvenlik görevlileri savaş suçlusu mu sayılacak?” diye sormuyorlar örneğin.
Öte yanda Hakkâri dağları yine kan...
Ağlama
TSK’nin anasını ağlattılar bir kere.
Genelkurmay Başkanı, gözyaşı dökmüş, çok mu...
Seminer
Öğretmenlere, yeni çıkan dört dörtlük medrese eğitimi semineri verildi. Seminere katılan bir eğitimci anlattı:
“Sahnede Bakanımız var, tabii gerçeği değil, sinevizyonda. Salona on dakika alkışlarla geç girip protesto ettik. Tam iki saat konuştu, ara ara kulak kabarttığımızda hep sendikaları kötüleyip öğretmenlere gözdağı verdiğini duyduk. Ardından imza kuyruğunda rezil olduk. Yol parası, otopark ücreti derken gitti ders ücretimiz!”
Yorum Gönder