Gazeteci yazar Kurtul Aktuğ, bugün ( 16.Haziran,2012)Aydınlık Gazetesi’nde (Yorumsuz tarihi bilgiler) başlığında; Değerli Büyükelçi ve merhum Özal’ın danışmanı Kaya Toperi kendisine ulaştırılan bir tarihi bilgiyi bize ulaştırdı. Şu günlerde çok moda olan Osmanlı’ya özentiye meraklı olanlara yorumsuz ulaştırıyoruz. Her ulus geçmişini sadece dizilerden değil, gerçeklerden öğrenmeli ve “Ne mutlu Türküm” demekten asla çekinmemeli… Diyerek “600 yıllık Osmanlı’nın muhteşem şeceresi” ni bizlere sunmuş.
Kendisine binlerce teşekkürler.
****
Muhteşem şecerede 1.Osman ve 1. Orhan’dan sonraki tüm padişahların son padişah Mehmet Vahdettin dâhil hepsinin analarının yabancı uyruklu olduklarını hayretle görüyoruz.
Muhteşem Yüzyıl dizisine kadar bu konu belki dikkatlerden kaçmıştı. Orhan’dan sonra gelen padişahlar yabancı kadınları neden kendilerine eş seçmişlerdi diye düşünecek olursak akıllara şu soru geliyor.
Türk Kadınları güzel veya akıllı değiller miydi?
Tam tersine, bence Türk kadınlarının güzellikleri ve zekaları hiçbir yabancı kadında yoktur.. Ne var ki tarihler boyunca Türk kadınına değer verilmemiş ve hep ikinci plana atılmışlardır. Irk ve kan birliğinin bozulmuş olması büyük etkendir.
Yabancı ırklardan savaş ganimeti olarak alınan köle kadınlardan oluşan kadın sultanların, dönmelerin, devşirmelerin belirli yerlere geldikleri zaman özellikle "Türk" kimliği taşıyanları bir sürü gibi yönetmelerinin başlıca sebepleri de budur her halde.
Ulu Önderimiz Atatürk’ün kadına duyduğu saygı, verdiği değer ve seçme seçilme haklarından sonra, kadın kişiliğine kavuşmuştur.
Türk kadının güzelliği 31 Temmuz 1932 de Brüksel’de yapılan 28 ülkenin katıldığı dünya güzellik yarışmasında Keriman Halis’in Dünya Güzeli seçilmesiyle tescillenmiştir.
Biz kadınlar bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki kadınlarla aynı haklara sahipsek, bunu Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz.
Mustafa Kemal Atatürk Başbakan Erdoğan gibi ‘Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ deseydi belki halen erkeğin üç adım gerisinde yürüyenler olarak kalacaktık.
Gül’ün görev süresi:
Uzun süredir devam eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görevinin 5 yıl mı, 7 yıl mı olacağı tartışmaları, Anayasa Mahkemesinin 7 yıl olduğuna ilişkin kararı oy çokluğu ile kabul etmesi ile son buldu. Üstüne üstlük, mahkeme Gül’ün aday olmasının önünü kesen AKP yasasını da iptal etti.
CHP konuyu neden Anayasa mahkemesine taşıdı bu tartışılır, zira yargının şu anda hangi gücün elinde olduğu belli. Zaten Gül’ün görevinin uzaması veya uzamamasının CHP ye ne faydası olacaktı?
Ha, gizli bir anlaşma varsa elbette onu bilemem. Zira YCHP aldı başını gidiyor.
Benim derdim cumhurbaşkanlığı değil, şu andaki AKP iktidarı ve yaptıklarıdır. Bu durumda, ha Ali olmuş ha Veli, ne fark eder?
AKP cumhurbaşkanlığını tabi ki tekelinde görecektir. CHP yeni anayasa komisyonundan çekilmeyip bir çeşit destek veriyorsa, zaten cumhurbaşkanlığı da kalmayacaktır ya!
Arkasına ABD’yi alan Erdoğan emin adımlarla ilerliyor. Bakmayın öyle hoca efendi ile çatışır görünmelerine, özlem ve çağrı sözlerine. Ben şahsen bunların oynanan senaryonun parçaları olduğunu düşünüyorum. Hoca da, Erdoğan’da dini kullanarak siyaset yapan iyi hatipler.
Fetullah Hocanın Türkiye’ye dönmemesi için sebep yok. Haaa! Bir de şu olabilir düşüncesindeyim,
ABD Erdoğan’ı gözden çıkartırsa işte o zaman dönüşü Humeyni gibi tantanalı olur.
Sonra ne var ki AKP rahat, çünkü karşısında muhalefet partisi yok. Baksanıza 'Abdullah Öcalan'a ev hapsi uygulanması tartışılıyor ve bir gazetecinin sorusuna Kılıçdaroğlu ne cevap veriyor.
"4 parti uzlaşırsa öneri başımızın üstündedir."
Üzülerek söylüyorum ki bu Yeni CHP ‘in ne yaptığını anlayamıyorum. Aslında anlıyorum da bazılarına anlatamıyorum.
AKP’yi kim durduracak derken şimdilerde bu Yeni CHP yi kim durduracak diye düşünmeliyiz her halde.
Tünay Süer

Yorum Gönder