Esintili bir haziran sabahında gazeteleri okuyorum...
Neredeyse tüm gazetelerin birinci sayfalarında, önceki akşam Başbakan Erdoğan’ın TT Arena Stadyumu’nda yaptığı konuşmada 13 yıldır ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’e yaptığı çağrı manşetlerde:
“Geri dön, hasret bitsin!”
Başbakan’ın konuşmasının tümünü izleyememiştim...
Çünkü İspanya-İrlanda maçını seyrediyordum televizyonda.
Gece haberlerinde bir bölümünü izledim.
Erdoğan, çağrıyı ad vermeden Fethullah Gülen’e yaparken, cemaate el uzatıyordu.
“Cemaatin kalemleri ayrı, Gülen ayrı...”
***
Bir gün önce, “Cemaat AKP’yle kapışmıyor, oynaşıyor” başlıklı yazımda, bu kavgayı pek önemsemediğimi, Gülen’e yakın “ak saçlıların” olası bir askeri darbeden korktukları için özel yetkili mahkemelerle ilgili yeni düzenlemelere karşı çıktığını, üstelik AKP’ye gözdağı vermek için “Bir daha yüzde 50’yi göremezsin” gibi üstü kapalı göndermeler yaptığını daha önce de yazmıştım.
Benim görüşüm şu:
“Cemaat AKP’ye, AKP cemaate muhtaç... Önünde sonunda bu fırtına biter ve anlaşırlar...”
Dediğim çıktı, ilk adımı Erdoğan atıp ad vermeden Gülen’e seslendi:
“Haydi gel, 13 yıllık sıla hasreti bitsin...”
***
Hasret biter mi bitmez mi orasını şimdiden kestirmek biraz zor...
Çünkü Gülen “hadi gel” çağrısı üzerine yarın uçağa binip Türkiye’ye gelmeyecek.
Bir süre düşünecek, çevresindekilere danışacak, ÖYM’lerle ilgili yeni yasal düzenlemelere bakacak ve sonunda dönüp dönmeyeceğine karar verecek.
Gülen ve çevresindekilerin derdi baştan beri belli:
“Türkiye’de siyasal gündem üç saatte değişiyor, yarın ne olacağı belli değil...”
Bunun yanı sıra hem Ortadoğu hem de AB ülkelerindeki gelişmeler cemaat için çok önemli.
Özellikle başta Almanya olmak üzere kimi AB ülkelerinin Türkiye’ye bakışı.
Türkiye’nin İsrail’le olan ilişkilerinin düzelmemesi.
En başta güven duygusu! Başıma bir şey gelir mi korkusu!
Daha bir dizi sorun!..
***
Fethullah Gülen’i kaygılandıranlar sanırım bunlar.
Cemaat, bugüne değin dönüşün gerçekleşmemesini Gülen’in “sağlık sorunlarına” bağlamıştı...
Cemaatin “ak saçlılar”ının simgesi Hüseyin Gülerce dün televizyonlarda konuşurken ne denli mutluydu anlatamam.
Gönül birlikteliğinden söz etti uzun uzun...
Baştan söylemiştim “bu kapışma değil, oynaşma” diye.
Övünmek gibi olmasın ama bugüne dek yazdıklarımın tümü doğru çıktı.
Erdoğan, cemaatin gazını aldı, ad vermeden bir el salladı, “sıla özleminden” söz etti, Hüseyin Gülerce’nin yüzü güldü.
***
Türkiye’deki gelişmeler saat başı değişiyor...
Silivri’deki “Balyoz” davasında insanı şaşırtan, ilginç gelişmeler yaşandı dün...
Yeni Özel Yetkili Savcı, davanın tıkandığı gerekçesiyle bir başka mahkemede görülmesini istedi...
Bu arada Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin 7+5 olduğu kararını vermesi...
AKP kurmayları bu karara şaşırdı...
Dedim ya Türkiye’de yargısal ve siyasal dengeler bir anda değişebiliyor!
Her neyse!..
Türkiye’de bugüne değin aydınlanmamış pek çok faili meçhul cinayet var...
Silivri davalarında yaşananlar insanın içini acıtıyor...
Katil Alparslan Arslan’la Balbay, Tuncay Özkan aynı torbaya konulup yargılanıyor.
Bu dava kaç yılda biter söyler misiniz?
Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün, elinde kalem olanlarla silah olanlar aynı davada yargılanıyor.
At izi it izine karışmış!
Elbette darbeciler ve onlara yardım edenler yargılanacak, yargılanmalı da.
***
Şöyle bir bakın, eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına’yla Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek mi yapacaktı darbeyi?
O zaman şunu sormak hakkımız:
“Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman’la eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt niçin dışarıda, İlker Başbuğ neden içeride?”

Yorum Gönder