Kürt sorununu çözmeye soyunan CHP, Batı demokrasilerinde herhalde ender görülen bir yönteme başvurdu.
Başta AKP, bütün partilere; “Tarihi bir çağrı yapıyoruz” dedi.
Oysa ulusal bir davanın çözümüne diğer partileri davet etmek iktidardaki partiye düşerdi ama… RTE, sorunun çözümüne bugüne dek diğer partileri ortak etmeyi aklının ucundan geçirmedi. Böyle önerileri duyduğu anda reddetti.
***
CHP’nin sıkıntısı temel bir eleştiriden kaynaklanıyor... İktidara aday olduğunu var sayan bir partinin proje üretmemesi!
Ya öyle mi? Genel merkez eleştirilere devasa bir büyük proje patlatarak yanıt verdi.
Kürt sorununun çözümünü içeren yol haritası saptadığını ilan etti.
Düne kadar Kürt sorununu ancak CHP iktidarının çözümleyeceğini defalarca yineleyen Genel Başkan Kılıçdaroğlu, ya iktidara gelmekten umudu kesti.
Ya da iktidardaki AKP’nin başaramadığını, muhalefetteki CHP’nin başarabileceğini kanıtlamanın peşinde.
***
Sonuç alınması istenilmeyen konuların, sorunların komisyona havale edildiğini ifade eden, eskilerden kalma sözün geçersizliğini kanıtlamak istiyor olabilir Kılıçdaroğlu.
Zira Kılıçdaroğlu, çözüme ulaşmanın yolunu olası iki komisyonda görüyor. Açıklanan yol haritasının belkemiğinden biri CHP’den görüşme talebi gelmeden MHP’nin reddettiği parlamentoda oluşacak partiler arası komisyon.
Diğeri, tabii RTE evet derse, devletin bütün kurumlarının yıllardır bir araya gelerek çözüm olanaklarını araştırdıkları, ne ki 30 yıldır bulamadıkları çözümü saptayacak on, on beş veya 50 âkil adamdan kurulacak bir komisyon!
Ne var ki, tavukğun mu yumurtadan, yumurtanın mı tavuktan çıktığını soruşturan atasözü değerindeki irdeleme yine unutuluyor galiba:
Kürt sorunu ile PKK birlikteliği, iç içeliği dikkate alınırsa:
PKK sorununu çözmeden Kürt sorunu çözümlenebilir mi veya Başbakan’ın sık sık kullandığı ifadeyle PKK terör örgütü “minimize edilmeden” Kürt sorunu çözümlenebilir mi?
Ortada tarihsel çağrı adı verilen fol var da, yumurta yok!
***
Kürtaj sorununun “doktorların uğraşı alanı olduğunu, üzerinde siyaset yapmayacağını, yapılamayacağını” söyleyen Kılıçdaroğlu’na karşın konu dallandı budaklandı. Siyasal içerik kazandı.
CHP Genel Başkanı’nın yanıldığını kanıtlayan siyasal, üstelik dini siyasetin içinde gören gelişmeler izlendi, izleniyor.
Kürtajın cinayet olduğunu söylediği günden beri RTE’nin asıl amacının ne ceninin yaşam hakkı ne de anne sağlığı veya nüfus sorunu olduğunu yazageldik ve önceki gün ekranlarda…
…Sapanca’da düzenlenen Müftüler Toplantısı’nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in görüntüleri ve sesi belirdi.
Ses Mehmet Görmez’in sesiydi ama Görmez’in sesiyle adeta RTE konuşuyordu.
Hayır, hayır! Kürsüde konuşan Diyanet Başkanı değildi.
Sarık ve cüppe giysileri içinde kürtajın cinayet, yetinmeyip haram olduğunu söyleyen…
…RTE’ydi konuşan!
Kürsüdeki ses, iktidarın din üzerine kurgulu siyasal yörüngesini dinci söylemlerle destekleyen AKP’nin sesiydi.
RTE ve kadrosunun kürtaj karşıtlığını oya dönüştürmek çabasının son durağının cinayet fetvası olacağını ve sonuçta bilimsel konu kürtaja Allah’ı karıştırmalarını, Özal’dan beri sağcı liderlerin sık sık kullandıkları, “Allah’ın verdiği canı Allah alır”a bağlamalarını bekliyordum.
Diyanet İşleri Başkanı Görmez’e söylettiler:
“Çocuk, aileye ve topluma Allah’ın emanetidir”.
***
Bir iki haftalık cenin Allah’a…
Aklımız, laik vicdanımız RTE’ye emanet!
Tepe tepe kullanıyor.

Yorum Gönder