Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresiyle ilgili sorunu Anayasa Mahkemesi çözdü.
Abdullah Gül’ün görevini 5 yılda sonlandırma ihtimali mevcuttu.
Davacı muhalefetin talebi buydu.
Ama yüksek mahkeme ona 12 yıl Cumhurbaşkanı kalabilme olanağını sağlayan kapıyı açtı.
Gül’ün görev süresini 7 yıl olarak belirleyen karar 4’e karşı 12 oyla alındı.
Kendisine 5 yıl için ikinci kez seçilme imkânı sunan karar ise oybirliğiyle çıktı.
Yani Gül 2014’te aday olup seçimi kazanabilirse görev süresini 12 yıla çıkarma olanağı bulacak.
Bekleneceği gibi muhalefet kararı tepkiyle karşıladı.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan “siyasi bir bakış açısı ile, yine hukukun dışında başka faktörlerle ve kişiler üzerinden değerlendirme” yapıldığını öne sürerek hukukun bir kez daha katledildiği görüşünü savundu.
Karar iktidar partisini de tam mutlu etmemiştir. Gül’ün ikinci kez aday olarak 2014’teki seçimine girme hakkını kazanması, bugünden öngörülemeyen sebeplerle sıkıntı doğurabilir.
Kâğıt üzerinde Abdullah Gül’ü aday olmaya özendirecek şartların doğabileceği, bu durumun da parti zirvesinde çatışma yaratabileceği spekülasyonları yapılıyor.
Ama tabii bu senaryolar ancak “hayal kurma” egzersizi olabilir.
Çünkü Başbakan Erdoğan’a rağmen Gül’ün adaylıkta ısrar edeceğini kimse bekleyemez.
Şimdi, önümüzdeki iki yılı Başbakan toplumu başkanlık sistemine geçişe ikna etmek amacında değerlendirecektir.
Cumhurbaşkanı Gül de Çankaya’dan indikten sonra yerine bir “başkan” geçmemesi için ve kendisine “yetkileri budanmış bir başbakanlık koltuğu” kalmaması için çaba gösterecektir.
İktidar partisinde çıkar ve sistem çatışmalarına tanık olabiliriz..
Oy deposu cemaat
Başbakan her konuşmasında istikrar ve güven duygusunun taşıdığı hayati önemi hatırlatıyor.
Öyleyse niye durup dururken cemaatin Arena Stadı’ndaki şenliğinde Fethullah Hoca’yı Türkiye’ye dönmeye çağırdı?
“Bu hasret bitsin” derken kimlere ne mesaj vermek istiyordu?
Fethullah Gülen, on beş yıla yakın bir süredir Amerika’da yaşıyor.
Cemaatle oluşan siyasi dayanışma ve yardımlaşma iktidar partisine büyük rekabet üstünlüğü sağlamıştır.
Rakip partiler tek tek seçmen ikna etmeye uğraşırken AKP cemaat siyasetinin avantajlarını kullanarak oyları kitle halinde hesabına geçirmiştir.
Tabii cemaat da buna karşılık devlet içinde kadrolaşma imkânlarını kullanarak karşılığını almıştır.
Fethullah Gülen’in dönüşüne yönelik görünür bir engel bulunmuyor.
Ama cemaat liderini, vuku bulacak beklenmedik bazı olayların vebalini sırtlamak ihtimali korkutuyor.
O nedenle tereddüdünü yenemiyor.
Türkiye’de İslâmi söylem ve etkilerin hız kazandığı bir dönemde bu hassasiyetin gerçekçi olmadığını kimse söyleyemez.
O zaman Fethullah Hoca’nın göze almaktan korktuğu bir maceraya Başbakan’ı sevk eden sebep ne olabilir?
MİT krizi ile açığa çıkan iktidar-cemaat çatışmasında kaybettiğinden korktuğu cemaat oylarını yeniden kazanma isteği herhalde...
Sebep buysa, T. C. Başbakanı kimlik ve sorumluluğuna uymuyor, yakışmıyor!

Yorum Gönder