Bu Ne Şiddet Ne Celal Derken! - Orhan Birgit

Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, 10 maddelik bir Terörü Çözüm Paketi’ni sunmak ve önerileri üzerinde görüşmek isteğiyle Başbakan Erdoğan’dan randevu istedi.
İktidar ve ana muhalefet liderleri, Batı’nın kökleşmiş demokrasilerine sahip ülkelerde zaman zaman bir araya gelerek hayati sorunlar üzerinde görüş birliği sağlamak isterler.
Böyle bir istek bizim siyasal yaşamımızda ender rastlanan bir uygulamadır. O uygulamanın taraflar arasında doğal olarak karşılanması için Devlet Başkanlığı makamının tıpkı 12 Temmuz 1947 tarihinde olduğu gibi kendisine düşen görevi ve sorumluluğu yerine getirmesi beklenir.
Sayın Cumhurbaşkanı otuz yıldır ülkeyi kasıp kavuran terör belasına yönelik önlemlerin yaşama geçirilmesi için bir yuvarlak masa toplantısı yaparak sadece iktidar ve ana muhalefet liderlerini değil; öncelikle parlamentoda grubu bulunan partilerin yöneticilerini de bir araya getirebilirdi.
Oysa böyle bir girişimin, hiç değilse iktidar partisi genel başkanı ile kendi arasında gerçekleştirilmesi için düğmeye basan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan gelmiş olmasını Başbakan Erdoğan’ın daha nazik bir ev sahibi kimliğiyle karşılayıp yorumlaması, atılacak somut adımlar açısından da gerekli görülmeli değil miydi?
Oysa sorunun yanıtını Sayın Başbakan, önceki gün yaptığı açıklamayla bakın nasıl veriyor:
“Kılçdaroğlu, benden randevu istemiş! Arkadaşlarıma verin dedim.
Şimdi CHP çıkıyor, 10 maddeyle görüşmeden söz ediyor.
Gelin şu meseleyi hep birlikte çözelim dediğimizde neredeydiniz? Bugün bu meselenin çözümü içinde, CHP Genel Başkanı Güneydoğu illerinin hangileri olduğunu öğrensin.
Haritaya baksın. Hazreti Ali diyeceğine büyük İslam düşünürü Ali demekten vazgeçsin.”
Tanrı aşkına, istek sahibi CHP Genel Başkanı’nın yumuşak ve akılcı söylemiyle ülkede uçan her kuşun kanat çırpmasından bile sorumlu olması gereken ve on yıldır Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerini terazinin kefelerine koyun ve bakın.
Kılıçdaroğlu, gecikmiş de olsa, şehit analarının isteğinin dürtüsüyle de olsa sorumluluğunun gereğini yapmak istiyor.
Erdoğan ise terör sorununu çözme iddiasıyla çantasındaki o 10 maddelik dosyayla kendisini ziyaret etmek isteyen ana muhalefet liderini küçümsemekten kendisini alamıyor!
Üstelik Güneydoğu kökenli olan CHP Genel Başkanı’na, haritaya bakmasını isteyen bir coğrafya öğretmeni tavrıyla ders vermek bile istiyor!
Bu tavrın sorunları çözmeye mi, yoksa daha da gergin hale getirmeye mi yöneleceğini ise düşünmüyor.
“Mersin”in Güneydoğu’da olmadığını elbette haritalara bakan herkes bilir. Ancak aynı Mersin’in Kürt kökenli yurttaşların yoğunlukla göç ettiği bir şehir olduğunu ve o göçlerden sonra iş, ekmek ve aş arayanların bu kentte varoşlar oluşturduğunu; ülkenin Başbakanı’nın farkında bile olmadığı ortaya çıkıyor.
Dahası, ayrıca terörün en çok yerleştiği beldelerden de birisinin Mersin olduğunu, ülkenin başbakanı bilmezse kim bilecek?
Amerikan Kongresi’ne sunulan sözde Kürdistan haritasındaki Amanos eyaleti size bir şey anlatmıyor mu Sayın Başbakan?
Yarınki görüşmede, politik çıkarları bir yana bırakmak herkesten fazla size düşüyor.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget