Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, in 9 Mart 2012 köşe yazısı :
Yeniyi Eskide Aramak
Dün bu köşede Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin dine karşı olduğu algısı değişecektir, sözleri üzerine böyle bir endişe ve çabanın yeni olmadığını, taaa 65 yıl önceye dayandığını, değerli gazeteci yazar Altan Öymen’in eşsiz kitabından alıntılarla anlatmaya çalıştım.
Amacım, CHP’yi sonuç vermeyecek çabalarla karşı tarafın kendisini çekmek istediği mayınlı alana kafadan dalma tehlikesine karşı uyarmaktı...
CHP’de son zamanlarda bu tip çabalara tanık oluyor, anlam veremediğimiz kimi tartışmalar ile açıklamalarla karşılaşıyoruz.
Bunlara kuşkuyla bakmak, akla ziyan görünen kimilerini eleştirmek, Türkiye’nin 21. yüzyılda karşı karşıya bulunduğu sorunlara, 20. yüzyılın ilk çeyreğindeki 16 milyonluk ülke için düşünülmüş önlemlerle yaklaşmayı önermek, tek parti döneminin yöntemlerini bugün için geçerli kabul etmek anlamını taşımaz.
Tabii ki, tek parti döneminin yöntemlerini, demokrasi önerirken çare diye öne sürmeye kalkmak akıl dışı bir davranıştır.
Ama aynı şekilde, tek parti döneminde, çoğulcu katılımcı demokrasinin koşulları sanki varmış da kimilerinin iradesiyle bu engellenmiş gibi bir izlenim yaratmaya çalışmak ve buna kanmak da budalalıktır.
Tek parti, hatasıyla sevabıyla tarihe karışmıştır.
Tek parti döneminin partisinin içinden ayrıca, daha sonra Türk siyasal yaşamına egemen olan birden çok parti çıkmıştır. Eğer o dönemin bir sorumluluğu var ise o, bunların hepsine birden aittir.
***
Evet geçmişi ve kurumlarını, o günün koşulları içinde, bütün sorumluluklarıyla tartışırken, o geçmişte, tek partili yaşamdan çok partililiğe dönüşteki başarının mimarlarının da hakkını yemeyelim.
Bugün Türkiye’de politika yapmak durumunda olanlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni nasıl algıladıklarını ve yorumladıklarını net ve yürekli biçimde açıklamalıdırlar.
Tek parti döneminin kimi eleştirilecek yönlerine cesurca dokunmak başka bir şeydir, Cumhuriyeti aydınlanma düşmanları gibi 70 yıllık bir zulümden ibaret görmek başka.
Türkiye’de 21. yüzyılın sorunlarına öneriler getirirken, şekli bir laiklikten bir adım öteye geçemeyip, olaylara yalnız o gözlükle bakmak başkadır, laikliğin demokrasinin onsuz olmazı çağdaş Cumhuriyetin temeli olduğunu görmezden gelmek başka.
Demokrasinin kalıplaşmış sloganların ötesinde ancak laiklik ve demokratik çözümler üretmekle korunacağını görmezden gelmek başkadır, laikliği Tayyip Bey gibi yorumlamak başka.
Türban konusunda oyuna gelmemek, bunu siyasi istismar konusu yapmak isteyenlerin bizi çekmek istedikleri alana girmeyip, çözüm için toplumsal mutabakatı oluşturma çabasına girmek başka bir şeydir, laik eğitimin önemini görmezden gelip, eğitim üzerindeki komplolara bigâne kalmak başka.
***
CHP’nin Cumhuriyetin en köklü partisi olması demek, onun illa seksen yıl önceki yöntemlere bağlı kalmasını gerektirmez.
Tam tersine, siyasi köklülük, yeniliğin öneminin daha iyi kavranmasını sağmalıdır.
CHP’nin tarihi yenilik örnekleriyle doludur.
1920’ler laik Cumhuriyetin bütün temel kurumlarıyla temelinin atıldığı dönemdir.
1940’ların ikinci yarısı, tek parti yönetiminden çok partililiğe geçiş dönemidir.
1950’ler çok partili Cumhuriyeti hukuk devleti temeline dayalı demokrasiye yönelme dönemidir.
1960’lar Türk sosyal demokrasisi veya demokratik sosyalizm girişimi dönemidir.
Görülülüyor ki 80 yıl içine dört büyük yeni değişimi sığdırmıştır, CHP.
21. yüzyılda, çok etnili, çoğulcu, 75 milyonluk dinamik bir toplumun talep ettiği yeniliklerin neler olacağını saptayıp, onları özümseyerek yaşama geçirmek de CHP’nin işlevi olmalıdır.
Ama bunu yaparken, yeniyi eskide aramak, 65 yıl öncenin hüsranla sonuçlanan yanlışlıklarına bir daha dalmak demektir.
Yorum Gönder