Putin’in Balkon Konuşması - Nilgün Cerrahoğlu

Cumhuriyet yazarı Nilgün Cerrahoğlu, nun 6 Mart 2012 yazısı :
Putin’in Balkon Konuşması
Putin’in, Manej Meydanı’na kurulan sahneden yandaşlarına seslendiği an, gösteriler gölgesindeki devlet başkanlığı seçimlerinin en büyük ilgi anı oldu...
Putin’i üçüncü defa Kremlin’e taşıyan 4 Mart seçimlerinin temel sorusu hiçbir zaman zaferi kimin kazanacağı olmamıştı. İlk turda Putin’in sandıktan açık ara zaferle çıkacağı, seçim mühendisliğinin geçerli olduğu tüm diğer ülkelerde olageldiği gibi çok önceden biliniyordu.
Yaygın usulsüzlükler ve hile iddiaları nedeniyle merak edilen konu daha ziyade “zaferin meşruiyeti” ile Putin’in karizması çizilecek mi / çizilmeyecek mi üzerine odaklanıyordu.
Rusya gibi bir ülkede korku duvarını yıkan ve zembereğinden boşalmış gibi birden sokaklara doluşan muhalifler karşısında Putin eski Putin olabilecek miydi? Göstericilerce prezervatif/hamam böceği olarak dahi betimlenen yeni zamanların çarı, kaba güç kullanmadan ve karizmayı bozmadan vartayı atlatabilecek miydi?
Bu ve benzer soruların ilk yanıtlarını Putin’in balkon konuşmasında aldık.
Yandaşlarla gelen ‘kusursuz zafer’
Dokuz saat diliminin bulunduğu ülkede oy sayımı henüz daha yarıya ulaşmamışken, gece 22.45’te podyumda zaferini ilan eden Vladimir Putin; yanaklarındaki botoksu biraz abartmış olmakla birlikte, özen gösterdiği “güçlü lider” imajından fazla bir şey yitirmemişti…
Bu konuda sanki herhangi bir kuşkuya yer varmış gibi söze, “Size seçimi kazanacağımızı söylemiştim. Ve işte kazandık!” diyerek giren Putin; arkadan “Bu kusursuz bir zafer” diye ekledi: “Tahrikleri organize etmek girişimleri Rus devletini yıkamayacaktır!”
Dakika bir, gol bir…
Putin III’ün böylelikle, muhaliflere zeytin dalı uzatmak gibi herhangi bir hevesinin bulunmadığını anladık. Sureti haktan görünmek adına Putin’in konuşmasında en ufak bir “helalleşme” çabası/gayreti yoktu. Vladimir Putin; “Buradan hepinizi kucaklarım. Hepinizin devlet başkanıyım” türü balkon retoriklerine hiç yüz vermedi.
Yüz vermediği gibi kürsüye çıktığı andan itibaren; muhalif kesimlere dolaylı yoldan “tahrikçiler” göndermesinde bulunarak onları Rusya’daki “tahrikleri organize eden dış güçlerin” maşası olmakla suçlamış oldu.
Konuşmayı “Zafer ve şan Rusya’nındır!” sözleriyle sonlandıran Putin III’ün muhatabı, her zamanki gibi değişik görüşlü Ruslar değil, yalnız kendisine destek veren kendi “yandaşları” olmuştu.
Zafer gecesinin muhalif gösterilerin gölgesinde kalmaması için her şey en ince ayrıntısına dek önden düşünülmüş, Rus başkentine 40 bin güvenlikçi taşınmış, bindirilmiş kıtalarla 100 bin Putin yandaşı zafer podyumu etrafına mevzilendirilmişti.
“Putin, Putin” diye disiplinli tezahüratlar yapan yandaşlar, böylece ele güne karşı Putin zaferinin güçlü meşruiyetini tescillediler. Bu “güç gösterisi” aynı zamanda, zafer gecesinin neşesine limon sıkmak isteyecek muhaliflerin de hevesini kursağında bırakarak, onları pıstırmayı başardı.
Sahnelenen koreografi sonuçta başarılı oldu. Muhalifler seçim gecesi -tehlikeli karşıtlaşmalara yol vermemek adına- sokaklara çıkmadı. Zafer konuşmasıyla Putin, Rus siyasetindeki egemen tek gücün her zamanki gibi kendisi olduğunu gösterdi.
Gece boyu çeşitli bölgelerden gelen mükerrer oy, ihlal ve hileli sayım şikâyetleri, bu müthiş boy gösterisi yanında vızıltı gibi kaldı. TV’lerde yorumcular, “Aralık seçimlerindeki gibi sandıkta bir yüzde 10 hile yapılmış olsa dahi -ki bu Rusya’da hep yapılır!- Putin gene ilk turda devlet başkanlığını yüzde 50 üstü bir oranla almış sayılır!” dediler ve öte yana geçtiler. “Meşruiyet” tartışması da böylelikle kapandı.
Muhalifler yol ayrımında
Şimdi akılları meşgul eden başlıca soru, muhaliflerin bundan sonraki encamı….
Duma seçimlerinden bu yana internette ve sokaklarda faal olan Rus muhaliflerin sonu da bundan böyle İran’ın ezilen “Yeşil İsyancıları” gibi mi olacak? Yoksa her türlü zorluğa karşın varlık göstermeye devam edebilecekler mi?
Putin’in ilk geceden yaptığı “tahrikçilere geçit yok!” minvalindeki söylemleri, Kremlin’in bu kesimlere yapabileceği açılımlara fazla kapı aralamıyor.
Diğer yandan “Yeşil Hareket”te bulunan zaafların hepsi, “kentli orta sınıflar” diye tanımlanan Rusya’nın muhalif kesimlerinde de bulunuyor.
Yeşil hareket gibi, Putin muhaliflerinin de gerçek lideri, ortak platformu ve programı yok.
Radikal soldan sağa, komünistten liberale, ırkçılara dek her tür rengi barındıran dağınık bir hareket bu.
Seçim öncesi “Putin’siz Rusya” sloganlarıyla bayrak kaldıran ve seçim hilelerini protesto eden hareketin, şimdi ya sandık sonuçlarını kabul edip geri çekilmesi ya da yeni siyasi taleplerle gündem belirlemesi lazım.
Muhalifler kısaca yol ayrımında. Yol ayrımının yönünü bu akşamki (5 Mart) ilk gösteriler belirleyecek.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget