Cumhuriyet yazarı Orhan Birgit,in 165 Mart 2012 köşe yazısı:
Özel Yetkili Adliyecilere Seminer
Adalet Bakanlığı’nın özel yetkili hâkim ve savcılarımıza, ülkesindeki derin kontrgerilla örgütünü bitiren İtalyan savcı Felice Casson’u seminer vermek için Ankara’ya çağırmış olmasını nasıl yorumlamalıyız?
Hükümet demek ki, 2002’den bu yana Ergenekon ve Balyoz adıyla TSK, üniversiteler ve medyada örgütlenmiş olduğunu iddia ettiği oluşumun, hâlâ köküne inilemediğini düşünüyor. Bunun için de, işin yabancı uzmanlarından bizim hâkim ve savcılarımıza birikimlerini aktarmaları isteniyor.
Konuk savcıdan alınan en önemli derslerden birisi, ülkesindeki özel yetkili savcıların sorgu için çağırdığı kamu görevlileri, daha açık adıyla söyleyelim, İtalya İstihbarat ve Demokratik Güvenlik Servisi “SISDE”nin başkanının soruşturulması için başbakandan izin alınması gibi bir şartın olmadığıdır.
Gladyo’nun savcısı, seminerde kendisine, “MİT’i soruşturan savcıya soruşturma açıldığı gibi, size de soruşturma açıldı mı?” diye sorulan soruyu “Bizim sistemimizde savcının bu tip soruşturmalarda kişileri ifadeye çağırması durumunda reddedilmesi söz konusu değildir” diye yanıtlıyor.
Bu sözleri söyleyebilen uzman konuk, acaba olağanüstü yasal güce sahip olmak amacıyla beş buçuk saat içinde parlamentomuzda görüşmesi tamamlanarak, Cumhurbaşkanı tarafından da onanmış yasayı nasıl değerlendirmektedir?
Ülkesindeki Gladyo için açtığı soruşturmada hem eski bir cumhurbaşkanını hem de o dönemde görevde bulunan cumhurbaşkanı ile başbakanı tanık olarak çağırabilen bir savcının, gücünü özerkliğinden aldığını öğrenmek, herhalde bizim cumhuriyet savcılarımızın gıpta ile dinlediği bilgiler olmalıdır.
Belki de aralarında, son HSYK oluşumu için bir gece içinde 7000 meslektaşları arasında anketle yapılan oldubitti yapılanmasını dile getirerek, “Bize meheldir” diyenler de vardır.
Gazetecilerin modern demokrasilerde oynadığı rolün son derecede önemli olduğunu gittiği ülkelerde göğsünü gererek söyleyebilen İtalyan savcı “Özgür basın olması demek mahkemelerin de üzerinde bir denetim olması anlamına gelir” diyor.
Acaba kaç Türk savcısı ya da yargıcı, bir başka Batı ülkesine çağrılı olarak gittiği zaman, İtalyan meslektaşları gibi göğüslerini gererek “özgür basın olması demek mahkemelerin de üzerinde bir denetim olması demektir” diye kendi memleketlerindeki medyanın özgürlüğü için övünebilirler?
Savcının, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dan terör örgütü ile devletin ilişkileri hakkında öğrenmek istediği ayrıntıların akıbetinin ne halde olduğunu soranımız var mı?

Yorum Gönder