Cumhuriyet yazarı Mümtaz Soysal,ın 5Mart 2012 yazısı :
İsteyişin Zorluğu
TAM hak etmeden bir şey isteyenin yüzü daha çok kızarır.
Anadolu’dan giden sanat ürünlerini geri isterken iyi düşünmek gerekiyor. UNESCO sanat yapıtlarını üretildikleri yerde saklayıp sergilemek istemeyi hak sayıyor; ama istemekten istemeye fark var. Örneğin, görkemli Bergama Zeus Sunağı’nı Doğu Berlin’deki müzede seyrederken yüreğiniz “cız” eder ve onu asıl yerinde sergilemenin doğru olacağını düşünüp geri istemek içinizden geçer, ama ne ölçüde haklı sayılırsınız?
Hele, dışa taşınmasının padişah fermanıyla olduğunu bilirseniz. Elin Almanı toprak yığınlarından çıkmış mermerleri alıp götürmek isteyince, “Taş değil mi, al götür” denmişse, götürülmekle kalınmayıp eksikleri tamamlanarak müzenin en büyük salonunda yeniden kurulmuş, arkasındaki duvar Ege göğünün açık mavisine boyanıp Anadolu mermerinin uygarlık simgesi olarak parlaması sağlanmışsa.
Geç de olsa, bu tür sahiplenme iddialarımız elbet doğrudur ve sonuç alınıncaya kadar sürdürülmelidir. O açıdan, Kültür ve Turizm Bakanı’nın bu iddialar olumlu karşılanmadıkça geçici sergiler için istenen yapıtları dışa göndermeme kararı da yerinde. Ayrıca, Elmalı Definesi gibi bir yığın yapıtın geri alınmasını sağlamış Özgen Acar’ın çabaları anımsatılmalı, istenip de verilmemiş bütün ürünleri içeren bir albüm, onun önsözüyle, bizim müzeleri gezenlere sunulmalı.
Ne var ki bunu yapmak, ziyaretçilerin “Siz de kaptırmasaydınız” demelerine davet çıkarmak olacaktır. N’apalım, o da bize ders olsun.
Yazarlarımız çoğu zaman “Türk olmanın güçlüğü”nden söz ederler. Doğrudur, bunca tarihin omuzlarımıza yüklediği suçlamalar, önyargılar, nefretler, düşmanlıklar saymakla bitmez. Yalnız, bunların büyük bölümü, uzun bir yolculuğun tarihinden değil, uzak yerlerden gelerek gidecek başka yerimiz olmadığı için hiç ayrılmamak üzere bu coğrafyaya yerleşmiş olmamızdan kaynaklanır.
Kaçırılanlar vaktiyle buralarda yaşamış olanların bıraktığı emanetlerdir. Kaçıranların çoğu, “Bıraktığımızı alıyoruz” diyebilecek eski sakinler değil de geçmiş uygarlıkların izlerini arayan bilginler oldu. Buna “kaçakçılık” demek belki ayıp olabilir.
“Tarihi iyi saklama özeni” diyorlarsa, bizim müzeciliğimiz onlarınkinden daha da özenli olmalıdır elbet...
Yorum Gönder